Aziz İhsan Aktaş davası avukatların savunmalarıyla sürdü

İSTANBUL (Medyascope) – Aziz İhsan Aktaş davasının ikinci duruşması avukatların savunmalarıyla sürdü. Tutuksuz sanık Çağdaş Yıldız’ın avukatı Enes Hikmet Ermaner, “Hazırlanan iddianame müvekkilim yönünden çöktü” dedi.

Aziz İhsan Aktaş itirafçıyı
Aziz İhsan Aktaş davası avukatların savunmalarıyla sürdü

CHP’li belediye başkanları dahil 11 tutuklunun olduğu Aziz İhsan Aktaş davasının ikinci duruşması, dokuzuncu gününde devam etti. Aziz İhsan Aktaş davası avukatların savunmalarıyla sürdü.

Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiasıyla tutuklanan, ardından adli kontrol şartıyla tahliye edilen Beşiktaş Belediyesi’nde eski siyasal iletişim danışmanı tutuksuz sanık Çağdaş Yıldız’ın avukatı Enes Hikmet Ermaner savunma yaptı.

Ermaner, duruşmada bugün kadar dinlenen tanık, gizli tanık ve sanık ifadelerinin, dosyaya sunulan belgelerin tamamının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ermaner, “Müvekkilim yönünden dosyaya baktığımda hazırlanmış olan iddianamenin çökmüş olduğunu düşünüyorum” dedi.

Çağdaş Yıldız’a, iddianamede yöneltilen suçlamanın savcılıkta verdiği ifade sırasında sorulmadığını ve aynı gün tutuklandığını söyleyen avukat Ermaner, “Müvekkilime isnat edilen somut fiillere ilişkin herhangi bir soru yöneltilmemiştir. Dolayısıyla müvekkilimin bu isnatlara karşı cevap verme imkanı da olmamıştır. Buna rağmen müvekkilim tutuklamaya sevk edilmiş ve aynı gün tutuklanmıştır. Biz itiraz ediyoruz, itirazımız reddediliyor. Bir ay sonra tekrar ifadesi alınıyor, savunmasını yapıyor, adli kontrol şartıyla tahliye ediliyor” dedi.

“İddianame çöktü”

Ermaner devamında şunları söyledi:

“Hazırlanan iddianame müvekkilim yönünden çöktü. Bu davanın neden açıldığını anlayabilmek için öncelikle müvekkilimin kim olduğunu ve bu soruşturmaya nasıl dahil edildiğini ortaya koymak gerekir. Müvekkilim geçmişte Beşiktaş Belediyesi bünyesinde iletişim danışmanı olarak çalışmıştır. Sonrasında ise mesleği gereği siyasal iletişim ve kamu ilişkileri alanında faaliyet göstermiş; belediye başkanları, siyasetçiler ve siyasi partilere danışmanlık yapmıştır. Bu nedenle geniş bir çevreye sahip olması son derece doğaldır. Soruşturma sürecine bakıldığında ise ciddi usul sorunları mevcuttur. Müvekkilim, 25 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube tarafından telefonla aranarak ifadeye davet edilmiştir. Ancak kendisine hangi soruşturma kapsamında çağrıldığı ve neyle suçlandığı bildirilmemiştir. Aynı gün Vatan Emniyet Yerleşkesi’ne giden müvekkilim, ifadesinin alınacağı söylenerek bekletilmiş; ancak yaklaşık bir saat sonra hiçbir açıklama yapılmadan nezarethaneye indirilmiştir.”

Ermaner, müvekkiline üç suçun yöneltildiğini söyledi, “Sayın Heyet, iddianameye geldiğimizde: Müvekkilime yöneltilen suçlamalar yalnızca üç eylemle sınırlıdır: Eylem 47, Eylem 48, Eylem 49… Bu üç eylemin tamamı taşınmaz alımına ilişkindir. Savcılık bu üç eylemde de aynı iddiayı ileri sürmektedir: Müvekkilimin, Rıza Akpolat’a ait olduğu iddia edilen suç gelirlerinin aklanmasına aracılık ettiği. Ancak bu iddianın temelinde çok ciddi bir sorun vardır: Öncelikle, suçtan elde edilen bir gelir olduğu iddiasının ispatı gerekir. İddianamede buna ilişkin somut, açık ve tartışmasız hiçbir delil bulunmamaktadır. Bu ispat yapılmadan, müvekkilimin bu suça iştirak ettiğinin ileri sürülmesi hukuken mümkün değildir” dedi.

“Müvekkilim yalnızca alıcı ile emlakçıyı bir araya getiren kişi”

Dosyada dinlenen tanık beyanlarının da savunmalarını doğruladığını ifade eden Ermaner, “Tanık açıkça şunu söylemiştir: Müvekkilim yalnızca alıcı ile emlakçıyı bir araya getiren kişidir. Zaten olayın özü budur. Müvekkilim alıcıyı tanımaktadır, emlakçıyı tanımaktadır, tarafları bir araya getirmektedir ve bu işlemden komisyon almaktadır. Bu, hayatın olağan akışına uygun bir ticari faaliyettir. Müvekkilim, bu dosyada tanık olarak dinlenen Enes Kent’ten komisyon alıyor ama benim müvekkilim sanık. Bu kabul edilemez” diye konuştu.

Enes Hikmet Ermaner şöyle devam etti:

“Biliyorum, dosya yoğunluğunuz fazla ama bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu bu iddianameyi hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve iddianameyi kabul eden İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Sonuç olarak Sayın heyet; bu dosyada soruşturma süreci usule aykırı yürütülmüştür, iddialar somut delillerle desteklenmemektedir, müvekkilimin fiilleri suç teşkil etmemektedir, aynı durumda olan kişiler arasında açık çelişkiler bulunmaktadır ve verilen kararlar yeterli gerekçeden yoksundur. Bu nedenlerle müvekkilim hakkında uygulanan tüm tedbirlerin kaldırılmasını ve beraatına karar verilmesini talep ederiz.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.