Müge İplikçi ile Zeytin Dalı | Sema Soykan anlatıyor: “Belki”

İSTANBUL (Medyascope) – Zeytin Dalı’nda bu hafta Müge İplikçi’nin konuğu yazar Sema Soykan, kitabı “Belki”yi, anlattı. Soykan, “Belki” romanında Kıbrıs’ın tarihsel hafızasını, savaşın toplumsal etkilerini ve bireysel travmaları edebiyat aracılığıyla görünür kılmayı amaçladığını söyledi.

Sema Soykan kitabı “Belki”yi anlattı. Romanında Kıbrıs’ın tarihsel hafızasını, savaşın toplumsal etkilerini ve bireysel travmaları edebiyat aracılığıyla görünür kılmayı amaçladığını söyleyen Soykan, romanın yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını, aynı zamanda Kıbrıs’ın yakın tarihine ilişkin araştırmaların ürünü olduğunu ifade etti.  

“Belki, hala umut barındırıyor”

Kıbrıs’a ilişkin çalışmasının “Keşke” romanını yazdığı dönemde başladığını belirten Soykan, özellikle 1940-1980 arası Türkiye siyasi tarihini incelerken Kıbrıs’ın stratejik önemine dikkat çekildiğini söyledi. Soykan, “Roman yazmaktan daha öte bir amaca evrildi. Bir vazife ve sorumluluk üstlendim” diye konuştu. Kıbrıs ile kişisel bir bağı olmasa da tarihi dönemlere ilgisi olduğunu belirten Soykan, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bu adaya çok dikkat ediniz, bizim için çok önemlidir” sözünün araştırmasına yol açtığını söyledi. 

Romanın adının bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayan Soykan, “Keşke pişmanlık ifadesiydi, ‘belki’ ise hâlâ umut barındırıyor” dedi. Kitabın kapağındaki yeşil rengin de Kıbrıs’taki Türk evlerinin sembolik rengi olmasına gönderme yaptığını belirten yazar, eserin “milli farkındalık” oluşturmasını hedeflediğini söyledi. 

Sema Soykan anlatıyor
Müge İplikçi ile Zeytin Dalı | Sema Soykan anlatıyor: “Belki”

“Bütün karakterler bir sözcü olmak uğruna oraya yerleştirildi”

Yazar Sema Soykan, romandaki Yiğit, Sevgi ve Sara karakterlerinin yalnızca kurgu unsuru olmadığını, her birinin belirli tarihsel ve toplumsal kırılmaları temsil ettiğini ifade etti. “Bütün karakterler bir sözcü olmak uğruna oraya yerleştirildi” diyen Soykan, özellikle 1950’li yıllardan 1974’e uzanan dönemde Kıbrıs Türklerinin yaşadığı yalnızlık ve çaresizliği farklı karakterler aracılığıyla aktarmaya çalıştığını ifade etti.

Romanda aşk temasını bilinçli olarak kullandığını söyleyen Soykan, “Tarihi, daha zevkli ve akılda kalıcı hale getirmek için aşk, intikam ve insani duyguları kullandım” diye konuştu. Soykan, tarihsel olayların yalnızca resmi anlatılar üzerinden değil, bireysel hikâyeler üzerinden de anlaşılabileceğini vurguladı. 

Kitap tanıtım bülteni

Sema Soykan bu kez, direnci hiç bitmeyen, vatan sevdalısı bir halkın destanını yüceltmek için, cesaretle yazıyor.

Belki, Kıbrıs’ın 1958’de fikren, 1963’te kalemle, 1974’teyse kanla yazılan tarihini ustalıkla resmediyor. Adada Türklerin yaşadığı sıkıntıları iz bırakacak, nefes kesici bir romanla hatırlatıyor.

Bu romanda, uzun araştırmalarla ulaşılmış, bazıları unuttuğumuz, bazılarıysa bizlerden saklanmış gerçekler var; Kıbrıs halkının tarifsiz acıları, ikiye bölünmüş geçmişleri, umutları ve ayakta kalabilme kudreti var; acımasız savaşın, kederli zorunlu göçün, işkencelerle dolu siyasi planların, gizli teşkilatların ve halk isyanının gurur ve gözyaşlarıyla okuyacağınız destanı var.

Ve elbette aşklar var… Kimi imkânsız, kimi zamansız, kimi plansız. İngiliz Sarah’ın, Kıbrıs Türkü Sevgi’nin ve anavatandan gelen mücahit Yiğit’in kuşaklar boyu, iç içe geçen eşsiz hikâyesi var.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.