İSTANBUL (Medyascope) – Fransa’nın en büyük film yapımcısı Canal+’ın CEO’su Maxime Saada, Vincent Bolloré’nin sinema sektöründeki etkisini eleştiren bildiriyi imzalayanlarla artık çalışmayacaklarını açıkladı. Bildiriye imza atan 600’den fazla sinemacı, Fransız sinemasının “aşırı sağcı bir patronun” kontrolüne girmesi tehlikesine dikkat çekmişti.
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Canal+ CEO’su Maxime Saada, Fransız sinemasında aşırı sağ tehlikesine dikkat çeken bildiriyi imzalayanlarla çalışmayacağını duyurdu.
- 600’den fazla sanatçı, Vincent Bolloré’nin sinema üzerindeki etkilerini eleştiren bir mektuba imza atmıştı.
- Mektupta, Bolloré’nin sinemayı kontrol etmesinin, kolektif hayal gücünün faşist biçimde ele geçirilmesi riski taşıdığı vurgulandı.
- Saada, imzacıları Canal+’ın ekiplerine yönelik haksızlık yapmakla suçladı ve onlarla çalışmaktan vazgeçtiğini belirtti.
Fransız sinemasında aşırı sağ tartışması sürüyor. Ülkenin en büyük film yapımcısı Canal+’ın CEO’su Maxime Saada, milyarder Vincent Bolloré’nin kültür ve medya alanındaki etkisini eleştiren açık mektubu imzalayan yüzlerce sinema figürüyle artık çalışmayacaklarını söyledi.
Cannes’ın açılışıyla aynı dönemde yayımlanan mektuba 600’den fazla isim imza attı. İmzacılar arasında oyuncu ve yönetmen Juliette Binoche, yönetmen ve fotoğrafçı Raymond Depardon, İran asıllı Fransız sinemacı Sepideh Farsi ve Bir Düşüşün Anatomisi filminin Oscar ödüllü senaristlerinden Arthur Harari de yer aldı.
Mektupta, “Fransız sinemasında aşırı sağ bir patron olmasının ve sinemayı bu patronun ellerine bırakmanın” yalnızca filmlerin tek tipleşmesi değil, “kolektif hayal gücünün faşist biçimde ele geçirilmesi” riski taşıdığı belirtildi.
Canal+ CEO’sundan sert tepki
Canal+ CEO’su Maxime Saada ise Cannes’da yaptığı açıklamada bildiriyi, Canal+ ekiplerine yönelik “haksızlık” olarak nitelendirdi. Saada, “O bildiriyi imzalayan kişilerle artık çalışmayacağım ve Canal’ın da onlarla çalışmasını istemiyorum” dedi.
Bolloré’nin medya imparatorluğu içinde Canal+’ın yanı sıra StudioCanal, CNews, Europe 1 radyosu ve Le Journal du Dimanche gazetesi de bulunuyor.
Sinema dünyasındaki tepkinin merkezinde Canal+’ın Fransa’nın üçüncü büyük sinema salonu ağı UGC’den hisse alması var. Bildiride, Canal+’ın 2028’de UGC’nin tamamını devralması halinde Bolloré’nin filmlerin finansmanından dağıtımına ve gösterimine kadar tüm zinciri kontrol edebileceği uyarısı yapıldı.
İmzacılar, Bolloré’nin CNews gibi televizyon kanalları ve yayınevleri üzerinden gerici, aşırı sağcı bir toplum projesini desteklediğini savundu. Bolloré ise daha önce Fransa Senatosu’nda medya yatırımlarında siyasi veya ideolojik müdahale iddiasını reddetmiş, ilgisinin “yalnızca finansal” olduğunu söylemişti.
Cannes’da bu yıl bazı gösterimlerde Canal+ logosunun yuhalanması da tartışmanın festivale yansıyan işaretlerinden biri oldu.
Kaynak: Guardian







