İSTANBUL (Medyacsope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın yayınına katılan gazeteci Bülent Mumay mutlak butlan kararını ve partinin geleceğini değerlendirdi. Mumay, iktidarın CHP’yi bölecek bir tablo yaratarak seçmenleri umutsuzluğa sürüklemeyi amaçladığını söyledi.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Gazeteci Bülent Mumay, iktidarın CHP’yi bölerek seçmenleri umutsuzluğa sürüklemek istediğini belirtti.
- Mumay, mutlak butlan kararını bekliyordu ancak ekonomik koşulların bu kararı erteleyebileceğini düşündü.
- 19 Mart sürecinin toplumsal karşılığının zayıf olduğunu ifade eden Mumay, CHP’nin bölünmesi için atılan adımları değerlendirdi.
- CHP’nin muhalefet oylarını konsolide etmesinin diğer partiler için risk oluşturduğunu söyledi.
- Mumay, bu kararın toplumsal muhalefetten korkulduğu için alındığını belirtti.
CHP’ye mutlak butlan kararı çıkmasını beklediğini söyleyen gazeteci Bülent Mumay, “Fakat ekonomik parametreler nedeniyle hemen böyle bir kararın çıkmasını beklemiyordum. Savaş nedeniyle de mutlak butlan kararını biraz daha erteleyeceğini düşünüyordum” dedi.

İktidar CHP seçmeninin umudunu kırmak istiyor
19 Mart sürecinin toplumsal tabanda karşılık bulmadığını ifade eden Mumay, iktidarın CHP’nin bölünmesinin amaçlandığını, bu nedenle mutlak butlan kararını çıkardığını söyledi:
“Atılan adımlar işe yaramayınca bütün riskleri göze alıp CHP’yi bölerek ve seçmenleri de kaotik bir ortam içine sokarak bu hamleyi öne çektiklerini düşünüyorum. Hedeflerinin seçmenleri umutsuzluğa sürüklemek olduklarını biliyorum ama bunu başarabileceklerinden emin değilim.”
Bülent Mumay, CHP’nin muhalefetin oylarını konsolide etmesinin diğer muhalefet partileri için de bir risk olduğunu söyledi. Mumay, “Muhalefetin CHP’ye 19 Mart sürecinde verdiği destekten farklı bir şekilde destek vereceğini düşünmüyorum. İktidar CHP seçmeninin demokrasiden umudunu tamamen kırmak istiyor” dedi.
Bülent Mumay, bu kararın “toplumsal muhalefet”ten endişe edildiği için bayramdan önce alındığının muhtemel olduğunu söyledi:
“Şu anda insanların sokağa çıkıp, CHP il ve ilçe binalarında toplanmalarını beklemiyoruz. Ama bu kararın sandıktaki karşılığının Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yürüttüğü siyaset lehine olacağından eminim.”
Video deşifresi
Bülent Mumay: “İktidar CHP seçmeninin demokrasiden umudunu tamamen kırmak istiyor”
Hazırlayan: Gülden Özdemir
Ruşen Çakır: Şimdi, gazeteci Bülent Mumay’la devam ediyoruz. Bülent, merhaba.
Bülent Mumay: Merhaba.
Ruşen Çakır: Ne diyorsun, bekliyor muydun? Ben açıkçası bekleyip beklemediğimi söylemeye korkuyordum. Çünkü hepsi mümkün gibi geliyordu. Böyle bir durumdayız. Sen nasıl bir duygudasın?
Bülent Mumay: Açıkçası kararı normalde bekliyordum fakat ekonomik göstergeler nedeniyle bu kararın bugünlerde alınabileceğini düşünmüyordum. Çünkü iktidarın sandığa gitmeden önce bitirmesi gereken en önemli tablonun ekonomik parametreler olduğunu düşündüğüm ve iktidarın özellikle son dönemdeki savaş ekonomisi nedeniyle de kayyum kararını, daha doğrusu butlan kararını almak için biraz daha bekleyeceğini düşünüyordum. Bu kadar erken bir karar beklemiyordum açıkçası.
Ruşen Çakır: Peki, bunu bu kadar, acele etmeye diyelim o zaman, acele etmeye ne sevk etmiş olabilir siyasi iktidarı; esas olarak da tabii ki Erdoğan’ı?
Bülent Mumay: Şimdi 19 Mart sürecinden, geçen seneden bu yana atılan bütün adımlardaki iktidarın genel beklentisi bu adımları atarak ana muhalefet partisinin iktidar adayı olma ihtimalini ortadan kaldırmaktı, zayıflatmaktı. Toplumdaki karşılığını azaltma çabasıydı. Yani 19 Mart, CHP’nin 2024 seçimleriyle aldığı 1. parti olma ve AKP’yi ikinci sıraya itme durumunu, tabloyu değiştirmek için atıldı bütün hamleler. Yani Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, belediyeye yönelik baskınlar, çeşitli belediyelere terör nedeniyle kayyum kararlarının ana sebebi CHP’yi bir iktidar odağı olmaktan, bir iktidar adayı olmaktan alıkoymaktı. Atılan bu adımlar hiçbir işe yaramayınca bütün riskleri göze alıp bu kez CHP’yi bölerek, belki CHP’yi bölecek bir tablo yaratıp seçmeni de kaotik bir ortamın içine sokacak şekilde, daha doğrusu sandığa küstürmek, demokrasiden umudunu kestirmek amacıyla bu hamleyi öne çektiklerini düşünüyorum.
Ruşen Çakır: Yani CHP tabanının, CHP seçmeninin demokrasiden umudu kesmesi, ‘‘artık seçim olmaz, seçim olsa da şöyle olmaz’’, bu tür duyguların baskın hale gelmesini mi hedefledi diyorsun?
Bülent Mumay: Yani hedeflerinin bu olduğunu düşünüyorum. Bunu başarabileceklerinden emin değilim ama hedeflerinin bu olduğundan şöyle eminim. Daha önce açılım süreçleri dışında Kürt seçmenlere, ülkede DEM Parti ve öncesindeki türev partilere yapılan hamlelerin, atanan kayyumların, tutuklama kararlarının da büyük amacı oydu. Kürt seçmene “Nasılsa kimi seçersek seçelim, kayyum atayarak yönetimi elimizden alacaklar” dedirtmekti ve Kürt seçmeni bir şekilde hem muhalefetin parçası olmaktan hem de siyasetin oyuncusu olmaktan alıkoyma çabasıydı ve kısmen bazı seçimlerde, yani bütün seçimlerde DEM Parti’nin aldığı oy oranları eşit değildi hatırlayacağınız gibi. Oysa DEM Parti’nin seçmeni politik anlamda, ideolojik anlamda çok kemik bir kitledir. Sandığa giderse oy vereceği yer bellidir. Bir oy kayışının en az görülebileceği partilerden biridir. Onları da, onların seçmenini de sandığa küstürme çabasında olduğu gibi, şimdi benzer bir şeyi CHP’lilere “Ne yaparsak yapalım, hangi belediyeleri kazanırsak kazanalım, seçimden birinci çıkarsak da çıkalım, nasılsa bu iktidarı bize vermezler” hissini verme çabası. İşe yarayacağından, bir kez daha söylüyorum, emin değilim.
Ruşen Çakır: Peki, cevap nasıl olacak sence, CHP’nin hem yönetiminin hem kadrolarının hem de tabanının cevabı? 19 Mart’ta çok başarılı bir performans gördük CHP’de. Şaşırtıcı bir başarı. Benzer bir olay mı yaşayacağız yoksa bu sefer daha mı zor?
Bülent Mumay: Şimdi alınan karar biliyorsunuz saatleri tamamen dondurarak CHP’nin mevcut bütün yönetsel tablosunu 2023 Kasım’da yapılan kurultayın hemen öncesine gönderiyor. Yani o dönemin delegelerine, o dönemin yönetimine teslim ediyor. Yani İstanbul İl Başkanlığı bile kayyum olarak atanan Gürsel Tekin’den alınıyor. Dolayısıyla o dönemin delegeleriyle toplanacak eğer toplanırsa, toplanmasına izin verilirse, yani demokrasinin kırıntıları hâlâ varsa. Mansur Yavaş’ın da az önce söylediği gibi çok kısa bir süreç içerisinde, tahmin ediyorum %20’si yetiyor CHP delegelerinin kurultay kararı alması için, toplanacak imzalarla bir kurultaya gitmenin ben ilk aşama olacağını düşünüyorum.
Ruşen Çakır: Peki, muhalefetin şu ana kadarki açıklamalarından haberdar olmuşsundur. Partilerin açıklamaları, genellikle CHP’nin yanında ve bunu bir darbe olarak tanımlıyorlar. 19 Mart’ta biliyorsun çok aktif bir katılım, destek olmadı diğer partilerden, Türkiye İşçi Partisi’ni istisna tutarsak, ben öyle gözlüyorum. Bu sefer daha farklı bir bir arada oluş ihtimali görüyor musun?
Bülent Mumay: Açıkçası görmüyorum. Yani TİP’in yaptığı açıklamadaki “CHP’nin başına bundan sonra atanacak hiç kimseyi meşru kabul etmeyeceğiz, bir temasımız olmayacak” netliğinde ve 19 Mart sürecinde vermediklerinin fazlasını şimdi vereceklerini açıkçası düşünmüyorum. Şimdi diğer siyasi partiler için de şöyle bir risk söz konusu, şöyle bir sıkıntı var diğer partiler için de; CHP’nin bu biçimde muhalefetin bütün oyları konsolide etmesi diğer muhalefet partileri için de bir risk. Dolayısıyla CHP’ye 19 Mart’ta verdikleri destek neyse ondan farklı bir destek vereceklerini düşünmüyorum.
Ruşen Çakır: Peki, ‘‘toplumsal muhalefet’’ diye bir kavram, Türkiye’nin gündemine 19 Mart’la birlikte girdi. Ama daha sonra bir tavsama oldu sanki, bir yorgunluk oldu 19 Mart sürecinde. Burada tekrar toplumsal muhalefetin devreye girme ihtimali… Bunu soracağım. Bir de tabii 9 günlük bayram tatilinin arifesinde bunu yapmanın herhalde böyle bir boyutu da vardır sanki değil mi? Okullar kapalı, insanlar tatil planları yapmış vesaire.
Bülent Mumay: Toplumsal muhalefetten fazlaca endişe ettikleri için bu kararı tatilden birkaç gün önce almış oldukları çok net. Ama Türkiye’deki toplumsal muhalefetin, sizin diğer yayınlarınızda da sıklıkla söz ettiğiniz gibi çok uzun, çok fazla, çok sistematik, her gün eylem, her gün devam etme, her pazar, her cumartesi bir mitinge gitme gibi bir pratiği Türkiye’de yok; çeşitli tarihsel, yakın siyasi tarihimizin veya işte politik dönüşümün toplumda yarattığı etki nedeniyle. Ancak şundan çok net eminim ki Demirel’in “seçmenin feraseti” dediği, o dönemler fazlaca eleştirdiğimiz Demirel’in söylediği seçmenin feraseti sözü tam da CHP’nin son seçimlerde kullandığı “Türkiye İttifakı”nı gerçekten sandıkta yaratıyor. Yani insanların biz şu anlamda bir tepkilerini beklemiyoruz; sokağa çıkıp büyük eylemlere katılıp işte CHP’nin çevresinde yüz binlerce insanın bütün il ve ilçe binalarında toplanmalarını tabii ki beklemiyoruz ama bunun sandıktaki karşılığının CHP lehine olacağından, daha doğrusu adı CHP olmayabilir belki; yani şu andaki Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yükselttiği muhalefet dalgasının değirmenine su taşıyacağını düşünüyorum olan bitenin.
Ruşen Çakır: O zaman şimdi şu ana kadar farklı kişilerle yaptığımız söyleşilerde hep şu olay çıktı ortaya, ki aslında doğru olan da bu herhalde; bir hamle yaptı iktidar, şimdi cevabı bekliyoruz. Cevabın ilk işaretlerini herhalde biraz sonra Özgür Özel o kalabalığa verecek. Şu anda toplanmış bir kalabalık var genel merkezin önünde. Artacağını tahmin ediyorum. Otobüsün üzerine çıkacak. İlk bir konuşma yapacak. O konuşmada birtakım işaretleri göreceğiz. Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisi diyelim ya da değişimciler diyelim, onların artıları, eksileri neler senin gördüğün şu aşamada an itibarıyla?
Bülent Mumay: Şu anda özellikle Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan çok ciddi bir mağduriyet dalgası var. Yani bu şu demek değil: Türkiye’de mağdur olan herkese seçmen fazlaca bir kredi verir anlamında söylemiyorum. Yani tencere her zaman iktidarları yıkmıyor. Bütün mağduriyetler de bir iktidar yelkenini her zaman şişirmiyor. Bu 2 kere 2, 4 olarak işlemiyor siyasette. Ama bu mağduriyeti, başlarına gelen yeni bir mağduriyet olarak eğer çok net biçimde ve sistemli biçimde ve gerçekten herkesin anlayacağı biçimde sürdürebilirlerse, bunun bir darbe olduğunu bir kez daha ortaya koyabilirlerse bunun ben mevcut, sizin ‘‘değişimciler’’ dediğiniz, CHP’yi bugüne getiren, 2024 seçimleriyle beraber CHP’yi 1. parti haline getiren kadronun lehine işleyeceğini düşünüyorum. Burada yapmaları gereken en net, en somut şey bu darbenin onları yıkmayacağını, bir arada olabileceklerini gösterebilmek. Şu anda Kemal Kılıçdaroğlu’nun dünkü videosunu paylaşan 22 milletvekili vardı. İl başkanları vesaireler genelde genel merkez, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel lehine açıklamalarda bulundular. Şu anda CHP’nin, Özgür Özel ve arkadaşlarının başına gelebilecek en kötü şey “ya kayyum atandı” diyerek Kemal Kılıçdaroğlu’na yanaşabilecek insanlardaki çözülmeyi engelleyememeleri çok büyük bir risk olur. Yani, ‘‘Şu anda gücü, koltuğu, genel merkezi ele geçirdi, önümüzdeki seçimlerde, belediyelerde, delegeliklerde bize yeni koltuk, makam, mevki verir’’ diye eğer şu andaki mevcut Özgür Özel ve çevresindeki kadrolarda bir kayma olursa bu sözünü ettiğimiz seçmende, “lanet olsun, bunlar yine ikiye bölündüler” algısına yol açabilir. Dolayısıyla içerideki birliği aynı dirlikte sürdürüp sürdürememek şu andaki en büyük sınavlardan biri CHP için.







