Kadri Gürsel: “Bu aslında bir partiyi kapatma kararı”

İSTANBUL (Medyascope) – CHP’ye mutlak butlan kararı ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri dönmesinin ardından, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın yayına katılan Kadri Gürsel, Özgür Özel ile Kılıçdaroğlu’nun uzlaşma ihtimalini ve Türkiye’nin siyasal rejimini değerlendirdi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşü ve mutlak butlan kararı, CHP’nin işleyişini etkiledi.
  • Kadri Gürsel, bu kararın CHP’nin kapatılması anlamına geldiğini vurguladı.
  • Uzlaşma olasılığını düşük gören Gürsel, Türkiye’de demokrasinin kriterlerini kaybettiğini ifade etti.
  • Seçimlerin adil koşullarda yapılmaması ve partilerin kapatılması, demokrasinin olmadığını gösteriyor.
  • Gürsel, Özgür Özel ve İmamoğlu ekibinin CHP içinde kalacağına ya da yeni parti kuracaklarına inanıyor.
Bilmeniz gerekenler

Kadri Gürsel kayyum kararını beklediğini belirtti:

“Kayyum kararını bekliyordum ancak bugün beklemiyordum. Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün paylaştığı ‘Ben buradayım’ videosu mutlak butlanın geleceğini öngören bir videoydu. Kılıçdaroğlu da bu oyunun gönüllü bir işbirlikçisi olmaktan bir beis görmediğini de biliyorduk.”

Mutlak butlan kararının parti kapatma kararı manası taşıdığını vurgulayan Gürsel, “Bu bir parti kapatma kararı, bildiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldı. Siz bir partiyi, yetkili kurullarıyla geçersiz hale getirdiğinizde o partiyi kapatmış hale getiriyorsunuz, bugünkü haliyle Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldı” dedi.

“Uzlaşma olması düşük bir ihtimal”

Kadri Gürsel, Özgür Özel ile Kılıçdaroğlu’nun uzlaşma ihtimalini zayıf gördüğünü söyledi:

“Cumhuriyet Halk Partisi bölündü. Ben, Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu fay hattında bir uzlaşma olacağını düşünmüyorum. Tabii ki siyasette hiçbir ihtimali dışlayamayız. Kararı tabii ki hukukçular konuşuyor ama karar hukuki değil siyasi. Türkiye’de siyasetin yerini yargı almış bulunmakta. Türkiye, rekabetçi otoriter rejimden tam otoriter rejime büyük bir adım attı.”

Mutlak butlan ne anlama geliyor? | Kadri Gürsel anlattı (Video)
Mutlak butlan ne anlama geliyor? | Kadri Gürsel anlattı (Video)

Mutlak butlan ne anlama geliyor?

Türkiye’nin demokrasi kriterlerini de kaybettiğini düşündüğünü dile getiren Gürsel, “Seçimlerin adil ve eşit koşullarda yapılması kadar, siyasi partilerin yönetimlerinin tutuklanmaması, partilerin kapatılmaması da demokrasinin bir kriteridir. Bunlar oluyorsa Türkiye’de demokrasi yoktur. Demokrasinin olmaması, bir ülkenin başına çoraplar ören bir şey var. Demokrasisi olmayan ülkelerin meşruiyeti zayıflamış oluyor” dedi.

Kadri Gürsel, seçimlerin boykot edilmesini düşük ihtimal olarak gördüğünü söyleyerek ya Özgür Özel ve İmamoğlu ekibinin CHP’nin içinde kalıp mücadele vereceğini ya da yeni parti kuracaklarını düşündüğünü söyledi:

“Bazı ülkelerde, İran’da olduğu gibi seçimler boykot edilerek rejimin meşruiyetine gölge düşürülür, ancak CHP’de böyle bir müessese olduğunu düşünmüyorum. İmamoğlu ve Özgür Özel ekibi ya yeni parti kuracaktır ya da CHP içinden mücadele verecektir.”

Video deşifresi

Deşifreyi yayına hazırlayan: Tania Taşçıoğlu Baykal

Ruşen Çakır: Kadri merhaba. Seninle pazartesi ‘Hafta Başı’ yayınını yapamadık. Yapabilseydik bu konuyu da konuşacaktık. Ama ‘’mutlak butlan’’ kararı çıktı, Kemal Kılıçdaroğlu ve eski parti meclisi, mahkeme tarafından tedbiren partinin başına atandı. İlk tepkileri görmüşsündür. Muhalefet partilerinden yapılan açıklamalar tavır alıyor. Bunu bir darbe olarak tanımlıyorlar genel olarak. Özgür Özel CHP genel merkezine çağırdı partilileri. Olağanüstü toplantı hâlindeler. Ama herhâlde bu ihtimale karşı hazırlıkları olduğunu tahmin edebiliriz. Ne dersin? Bekliyor muydun bu kararı?

Kadri Gürsel: Bu kararı bekliyordum, ama bugün beklemiyordum. Fakat Kılıçdaroğlu’nun dün yayınlanan videosu, tabii ki aslında burada “Göreve hazırım” mesajını içeriyordu. Mutlak butlanın öngörülebilir bir gelecekte, geleceğini haber veren bir videoydu bu. Yani bu, Kılıçdaroğlu dünkü videosundan sonra kesinleşmiş gibiydi artık. Kılıçdaroğlu’nun da bu oyunun gönüllü ve hazırlıklı bir işbirlikçisi olmaktan da pek de beis görmediğini, bundan pek rahatsız olmadığını, hatta buna çok olumlu anlamlar ifade atfettiğini de görüyorduk. Tabii bu kararın bugün gelmesi erken olduğu gibi bir izlenim bıraktı herkeste. Yani insanlar aslında beklemiyordu. Fakat CHP’ye karşı sürdürülen tenkil harekâtının, en başından beri sistemli bir şekilde propaganda ve iletişim mecrası olarak görev yapan bir televizyon kanalının Ankara temsilcisi, “Karar cuma günü UYAP’a yüklenecek” dedi ve dedikleri doğru çıktı. Ne hazin ve ne trajiktir ki benzer işleri yapan meslektaşları, -tabii onlara gazeteci demiyorum-, kendi mesleğinden, yeni mesleklerinden olan kişiler, gazetecilikten dolayı tebrik ettiler kendisini. Bu ayrı bir konu. 

Burada Cumhuriyet Halk Partisi için verilen mutlak butlan kararı, tarihte eşine ilk kez rastlanan bir karar. Aslında Cumhuriyet Halk Partisi, bugünkü bildiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldı. Bu, bir parti kapatma kararı aslında. Yani siz bir partiyi yetkili kurullarıyla geçersiz ilan ederseniz, aslında o partiyi kapatmış oluyorsunuz. Şu anki hâliyle de Cumhuriyet Halk Partisi, bilinen bugünkü hâliyle Cumhuriyet Halk Partisi kapatıldı. Aynı zamanda ilk reaksiyonlardan gördüğümüz kadarıyla, Cumhuriyet Halk Partisi bölünmüş bulunuyor. İktidar, Cumhuriyet Halk Partisi’ni bölmeyi de başardı. Bu da kaçınılmaz bir sonuç. Ben açıkçası Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel-İmamoğlu hattında, fay hattında diyelim, herhangi bir uzlaşma olmasını düşük bir ihtimal olarak görüyorum. Tabii siyasette hiçbir şeye hayır diyemeyiz, hiçbir şeyi dışlayamayız, ama ihtimaller vardır. Bu, düşük bir ihtimal olarak görünüyor benim gözüme. 

Kararın hukukiliğini tabii ki hukukçular tartışıyor; ama kararın siyasi olduğunu da herhâlde kimse tartışmıyor. Karar bütünüyle siyasi ve Türkiye’de siyaset, artık yargı yoluyla, yargı kararlarıyla dizayn ediliyor. Yargı siyasetin yerini almış durumda. Türkiye, artık giderek rekabetçi otoriterlikten tam otoriterliğe doğru, olumsuza doğru çok büyük bir adım daha attı bugün. Bu adım Türkiye’ye ne getirecek, bu da bir soru işareti. Ekonomi bundan nasıl etkilenecek? Bu travmayı nasıl atlatacak veya atlatacak mı? Bu, ayrı bir soru işareti. Artı, bu iktidar bu adımı şimdi attığına göre, şimdi hamlesini yaptığına göre, “Türkiye’ye yönelik jeopolitik risklerin gerçekleşme ihtimalini de büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır” diye bir akıl yürütüyorum ben. Bildiğimden değil, akıl yürütme benimkisi. Eğer bu karar dolayısıyla Türkiye’ye yönelik jeopolitik riskler yerinde duruyorsa… Çünkü ana muhalefet partisini tasfiye eden bir iktidardan söz ediyoruz. Bu seçimlerin özgür, âdil ve eşit koşullarda yapılması kadar, siyasi partilerin, muhalefet partilerinin kapatılmaması, yönetimlerinin, parti üyelerinin, parti yöneticilerinin siyasi gerekçelerle tutuklanmaması, demokrasinin bir kriteridir. Neticede bunlar oluyorsa Türkiye’de demokrasi yoktur. Demokrasi olmayınca, en son, bölgemizde yaşanan olaylardan da gördük. O olayların da bize bir kez daha gösterdiği gibi, bir ülkenin başına çoraplar örülmesini kolaylaştıran bir şey. Kendi yaptıklarından dolayı Türkiye’nin uluslararası meşruiyetinin bu şekilde daha da zedelenmiş, daha da zayıflamış olması kolaylaştırıcı oluyor. Bakalım, bunu zaman gösterecek. 

Bir diğer gerçek de şu: Türkiye’de bunun da aslında ne yönde seyredeceğine, Özel ve İmamoğlu ikilisi karar verecek. Seçimlerin anlamsızlaştığı sonucu çıkıyor burada. Bir ülkede seçimler anlamsızlaşınca, seçimler siyasi değişim üretme kapasitesini yitirince, muhalefet bu sefer, anlamsızlaştırılan seçimlerin meşruiyetini ortadan kaldırmak ve bunun faturasını iktidara çıkartmak için boykot yoluna gider. Ama ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin DNA’sında seçimleri boykot gibi bir şubenin olduğu kanaatinde değilim. Böyle bir müessese yok. Hiçbir zaman kullanmadılar. Hiçbir zaman lafını bile etmediler. Lafı da edildiğinde duymazlıktan geldiler. Zaten hep böyle oldu. Bunu göreceğiz. 

Bu, iki açıdan tecelli eder. Katılım oranını %50’nin altına düşürmek amacıyla, İran’da olduğu gibi seçimleri boykot etme yoluna gitmezlerse, seçimleri boykot etmek yerine yeni bir parti kurup, o yeni partiyle seçimlere girmeyi deneyebilirler. İkincisi de, Cumhuriyet Halk Partisi içinde kalıp muhalefet etmeye devam ederek, parti yönetimini yeniden ele geçirmeyi, en azından bunu başarmayı deneyebilirler. Böyle iki seçenek var önlerinde. Bunun hangisini seçeceklerini göreceğiz. Ama ben bu pilavın daha çok su kaldıracağı kanaatindeyim. Hangi yolu seçerlerse seçsinler, iktidar, her zaman için yaptıkları kamuoyu anketlerine, kamuoyu yoklamalarına bakarak, İmamoğlu-Özel ikilisini kendileri için düşündükleri ilk seçimde bir tehdit olmaktan çıkarmak amacını güden önemli birtakım hamleler daha yapacaktır diye düşünüyorum. 

Ruşen Çakır: Sözünü keseyim. Şimdi bir haber geldi. Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, “Birazdan Kılıçdaroğlu Özgür Özel’i arayacak” demiş. Sen demin bu konuda ikisinin aralarında anlaşma ihtimalini zayıf gördüğünü söyledin yanlış anlamadıysam. Bu kadar hızlı bir şekilde arama filan, bir şey çıkabilir mi burada? 

Kadri Gürsel: Çıkabilir mi? Bence Kılıçdaroğlu Gürsel Tekin’in başına gelenlerden çok korkmuş ve tedirgin olmuşa benziyor. Gürsel Tekin’in, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na nasıl girdiğini gördük. Kılıçdaroğlu, bir benzerinin kendi başına gelmesinden herhâlde ciddi şekilde endişe ediyordur. Bunu yapacak güç de Özgür Özel’in elinde var şu an. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu ortamı yumuşatmak isteyecektir. Bence ortamı yumuşatmak için yaptığı bir şey bu. Ben, Özel ve İmamoğlu ikilisinin, ama en azından şimdilik dışarıda olduğu için de öncelikle Özel’in, uzlaşma yoluna tevessül edeceğini zannetmiyorum. Ederse, bu zaten Kılıçdaroğlu’na ve bu mutlak butlan hamlesine doğrudan meşruiyet kazandırır. Öyle iddialarda bulunmasak bile, Kasım 2023 Kurultayı’nın da muhalefet tarafından bir şekilde hileli yollardan alındığı yönündeki iddialara da destek kazandırır bu. Yani böyle kolay yutulacak bir şey değil. Ben böyle bir yola gideceğini, bunu tercih edeceğini zannetmiyorum. Zaten böyle bir şey yaparsa Özgür Özel kendisini bitirir. Sadece bunlar olmuş olmakla kalmaz; Özgür Özel’in siyasi kariyeri çok ciddi bir hasar görür. Ama Kılıçdaroğlu şimdi tipik bir politikacı kurnazlığıyla ortamı yumuşatmaya çalışıyor. Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezinde arbede yaşanmasın, karışıklık olmasın, oraya polis kordonu içinde girmesin istiyor. Çünkü Gürsel Tekin öyle girdi ve ondan sonrası da malum, Gürsel Tekin’in başına gelenleri görüyoruz. 

Ruşen Çakır: Peki, baskın seçim de çok konuşuluyor. 

Kadri Gürsel: Evet. 

Ruşen Çakır: Bunu, bir baskın seçim işareti olarak görenlerden misin? 

Kadri Gürsel: Görenler çoğunlukta. Ben çok da öyle görmek gerektiği kanaatinde değilim. Bu olay, bu gelişme, kaçınılmaz bir şekilde, izin verdiği ilk mevsim koşullarında, ki bu da herhâlde sonbahara tekabül ediyor, ülkeyi bir seçime götürmeye mi neden olur? Buna mı yol açar? Bu iktidar ülkeyi seçime götürmeyi ve seçimi kazanmayı düşünüyorsa daha yapacağı çok şey var. Cumhuriyet Halk Partisi, artık CHP Genel Merkezi de diyemiyoruz, bugün mahkeme kararıyla devrilen yönetim ve o yönetimin aldığı bütün kararlar, bütün kurultay kararları, her şey, aslında hiçbir şey olmamış kabul ediliyor. İktidar eğer seçime götürmeyi düşünüyorsa, Cumhuriyet Halk Partisi’yle pekâlâ istediği kadar uğraşabilir bundan sonra. Ben Cumhuriyet Halk Partisi kararının tek başına erken seçimin işareti olduğu kanaatinde değilim. Hatta tersine, Cumhuriyet Halk Partisi’nde şimdi mutlak butlan da, bu mevcut yönetimin devrilmesinden sonra gidilecek bir erken seçim e, seçmenin iktidara karşı aşırı olumsuz reaksiyonlarına da yol açabilir. Bu olayın üzerinden biraz daha zaman geçmesi, ortalığın yatışması, yeni duruma Türkiye’nin ve seçmenin alışmasını da tercih edebilirler. Bu arada, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sırtından bu yükü eksik etmezler. Yani başka şeyler de yapabilirler. Yapacaklardır da; yapmalarını bekliyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin durumuna değil, erken seçim ekonomisi uygulayıp uygulayamayacaklarına bakmak lazım. Tek kıstas Cumhuriyet Halk Partisi değil. Erken seçim beklentisi açısından tek kıstas bu değil. Ben konuya böyle bakmıyorum.

Ruşen Çakır: Kadri çok teşekkürler. Bu konuyu daha çok konuşacağız anlaşılan. 

Kadri Gürsel: Öyle gözüküyor. 

Ruşen Çakır: Türkiye şimdi de 21 Mayıs sürecine girdi malum. Değerlendirmelerin için teşekkürler Kadri.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.