Siyasetbilimci Edgar Şar’a göre atanmış CHP yönetimi, iktidarın siyasal hattından bağımsız değil. Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a konuşan Şar, “CHP’nin başında 19 Martçı bir yönetim var. Buna karşılık Özgür Özel liderliğindeki seçilmiş yönetim, toplumsal desteğini koruyor” dedi.
“”CHP’nin başında 19 Martçı bir yönetim var”
CHP’de mutlak butlan kararının yankıları sürüyor. Ruşen Çakır’a konuk olan Edgar Şar, CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin, 19 Mart sürecinin devamı niteliğinde olduğunu söyledi:
“Bugün ortaya çıkan tabloyu anlamak için 19 Mart sürecine bakmak gerekiyor. Çünkü mutlak butlan kararı aslında o sürecin ulaştığı son aşama. Eğer amaç CHP’yi etkisizleştirmek, Ekrem İmamoğlu’nu ve seçilmiş CHP yönetimini siyaset dışına itmekse, bugün yaşananlar bunun devamı niteliğinde. Bu nedenle ben buna ‘19 Martçı yönetim’ diyorum. Çünkü iktidarın başlattığı operasyonun siyasal sonuçlarını tamamlayan bir işlev görüyor.”
“Kılıçdaroğlu iktidar medyasının dilini tekrarlıyor”
Kılıçdaroğlu ve ekibinin kullandığı dilin de bu durumu güçlendirdiğini vurgulayan Şar, “İktidar koalisyonunun kullandığı argümanların neredeyse tamamı bugün CHP’nin formel yönetimi tarafından tekrar ediliyor. Yolsuzluk suçlamaları, belediyelere yönelik iddialar, çeşitli imalar ve hatta FETÖ göndermeleri gibi uzun süredir iktidar medyasında duyduğumuz söylemleri şimdi CHP’nin başındaki isimlerden dinliyoruz. Bu durum yalnızca siyasi bir tercih değil; aynı zamanda çok ciddi bir meşruiyet sorunu yaratıyor” dedi.
“Mesele sadece toplumsal meşruiyet tartışması değil”
“Yeni yönetimin toplumsal desteği sınırlı olsa da sahip olduğu kurumsal imkânlar küçümsenmemeli” diyen Edgar Şar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada mesele yalnızca kimin daha çok destek aldığı değil. Elbette CHP seçmeninin çok büyük bölümü Özgür Özel’in yanında duruyor ama diğer tarafın elinde devletin sağladığı bazı imkânlar var. Hazine yardımını kontrol ediyorlar, genel merkez binasını kullanıyorlar, parti adına çeşitli tasarruflarda bulunabiliyorlar. Dolayısıyla mesele sadece toplumsal meşruiyet tartışması değil; aynı zamanda kurumsal güç meselesi.”
Bu nedenle sürecin kolay olmayacağına dikkat çeken Şar, “Bazıları ‘Bunlardan bir şey olmaz’ diyebilir. Ama Türkiye’de yaşıyoruz. Bir kişinin söylediği, duyduğu ya da ima ettiği şeyler bile insanların tutuklanmasına, siyaset dışına itilmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla bu yapının etkisiz olduğunu düşünmek gerçekçi olmaz. Toplumsal karşılığı zayıf olabilir ama kurumsal gücü tamamen yok sayamayız” diye konuştu.





