Siyaset bilimci Edgar Şar, CHP’de mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan tabloyu Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a değerlendirdi. Şar, CHP’nin artık artık yalnızca bir liderlik tartışması yaşamadığına, partinin geleceğini belirleyecek tarihsel bir yol ayrımına gelmiş durumda olduğuna dikkat çekti.
Edgar Şar, mutlak butlan kararı sonrası CHP’de yaşanan süreci Ruşen Çakır’a “Yol ayrımındaki CHP” başlıklı yayında değerlendirdi. Şar, Kemal Kılıçdaroğlu etrafında şekillenen yeni yönetimin ortak özelliğinin 31 Mart yerel seçimlerinde siyasi olarak kaybeden isimlerden oluşması olduğunu söyledi:
“Bugün CHP’nin başına getirilen yönetime baktığımızda karşımıza ideolojik olarak bütünlüklü bir ekip çıkmıyor. Tam tersine, farklı dönemlerde Kemal Kılıçdaroğlu’yla da kavga etmiş, farklı pozisyonlarda bulunmuş ama ortak bir duyguda birleşmiş isimler görüyoruz. O ortak duygu da şu, kendilerini Özgür Özel yönetiminde dışlanmış hisseden insanlar bunlar. Ben bu yüzden bu yapıya ‘31 Mart 2024’ün kaybedenleri koalisyonu’ diyorum. Çünkü bu isimlerin önemli bir bölümü CHP’nin seçim kaybetmesini bekliyordu. Eğer CHP yerel seçimlerde başarısız olsaydı parti içi muhalefeti büyütüp yeniden yönetime gelmeyi planlıyorlardı.”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki tutumunun, geçmiş siyasi tavrından çok farklı olduğunu vurgulayan Edgar Şar, “Kemal Kılıçdaroğlu’nda gördüğümüz hırsı Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiği günlerde bile görmedik. Bu çok çarpıcı. Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden biri kaybedildiğinde ortaya çıkmayan duygusal reaksiyonun, bugün bir kurultay yenilgisinin ardından ortaya çıkması başlı başına dikkat çekici. Sanki bütün siyasi enerjisini ve motivasyonunu Erdoğan’ı yenmekten çok CHP içindeki rakiplerini yenmeye yöneltmiş gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu da sürecin neden bu kadar sertleştiğini anlamamıza yardımcı oluyor” dedi.

“Seçilmiş CHP ile atanmış CHP arasında mücadele yaşanıyor”
“CHP’de yaşanan kriz sıradan bir parti içi tartışma değil” diyen Şar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün CHP içerisinde iki farklı yapı var. Bir tarafta seçim kazanmış, dört seçimden başarıyla çıkmış, toplumla temas kurmuş ve meşruiyetini sandıktan alan bir yönetim var. Diğer tarafta ise mahkeme kararıyla göreve gelen, seçmen desteği olmayan ve meşruiyetini örgütten değil başka mekanizmalardan alan bir yapı bulunuyor. Bu yüzden yaşanan şey klasik bir genel başkanlık yarışı değil. Seçilmiş CHP ile atanmış CHP arasında yaşanan bir mücadele. Bu ayrımı görmek gerekiyor.”
Seçilmiş yönetimin partiden ayrılma konusunda neden temkinli davrandığını anlatan Şar, “Dışarıdan bakıldığında insanlar ‘Neden hemen yeni parti kurmuyorlar?’ diye soruyor. Ama CHP gibi köklü bir partiden ayrılmak duygusal olarak da siyasal olarak da kolay değil. Üstelik hemen ayrılmaları halinde karşı tarafın ‘Zaten gitmek istiyorlardı’ propagandasına malzeme verme riski de var. Bu nedenle bütün demokratik yolların tüketildiğini göstermek istiyorlar. Çünkü mücadeleyi bırakıp gitmek ile mücadele ederek ayrılmak arasında çok büyük bir fark var” diye konuştu.








