Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’deki 20 yıllık ilk döneminde neler oldu?

İSTANBUL (Medyascope) – Aziz Yıldırım’ın 1998’de başlayan ve 2018’de Ali Koç’a karşı kaybettiği seçimle sona eren ilk Fenerbahçe başkanlığı; lig şampiyonlukları, son hafta kayıpları, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi yürüyüşleri, yıldız transferler, tesisleşme hamleleri ve 3 Temmuz süreciyle kulüp tarihinin en yoğun dönemlerinden biri oldu.

Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’deki
Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’deki 20 yıllık ilk döneminde neler oldu?

Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’deki ilk başkanlık dönemi, 15 Şubat 1998’de yapılan seçimle başladı. Vefa Küçük’e karşı yalnızca bir oy farkla başkan seçilen Yıldırım, 2018’de Ali Koç’a karşı kaybettiği seçime kadar kulübü 20 yıl boyunca yönetti.

Bu süreçte Fenerbahçe futbolda 6 Süper Lig şampiyonluğu kazandı; Şükrü Saracoğlu Stadyumu yenilendi, Samandıra Can Bartu Tesisleri modernleşti, kulüp Avrupa’da iki büyük yürüyüş yaşadı.

Bir oy farkla başlayan dönem

Yıldırım döneminin ilk yılları, güçlü oyunculara rağmen teknik direktör istikrarının sağlanamadığı bir arayış dönemiydi. Rüştü Reçber, Uche Okechukwu, Elvir Balić, Bolić ve Ogün Temizkanoğlu gibi isimlerin yer aldığı kadrolar, Otto Barić, Joachim Löw, Rıdvan Dilmen, Zdenek Zeman ve Turhan Sofuoğlu yönetimlerinde şampiyonluğa ulaşamadı. Bu arayış, 2000-01 sezonunda Mustafa Denizli ile sonuç verdi. Fenerbahçe 76 puanla, 73 puanda kalan Galatasaray’ın önünde şampiyon oldu. Bu, Aziz Yıldırım’ın başkan olarak kazandığı ilk lig şampiyonluğuydu.

Mustafa Denizli sezonunun omurgasında Rüştü, Uche, Ogün, Abdullah Ercan, Samuel Johnson, Yusuf Şimşek, Haim Revivo, Milan Rapaić, Kennet Andersson, Serhat Akın ve Ali Güneş vardı. Revivo-Rapaić-Andersson hattı, Fenerbahçe’nin hücum kalitesini belirleyen ana unsurlardan biri oldu. Ancak bu şampiyonluk kalıcı bir düzene dönüşmedi. 2001-02’de Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona, Bayer Leverkusen ve Lyon ile aynı gruba düştü ve puan alamadı. Ligde ise 75 puanda kaldı; Galatasaray 78 puanla şampiyon oldu. Şampiyonlar liginde puan alınaması ve ligde gelen ikinciliğin ardından Mustafa Denizli ile yollar ayırıldı ve Werner Lorant göreve geldi. 

Gazi” Daum dönemi: Art arda şampiyonluklar, Yıldırım’ın yükselişi

Lorant ile sezona başlayan Fenerbahçe, 2002-03 sezonuna daha büyük bir yıldız hamlesiyle girdi. Ariel Ortega’nın transferi, o dönem Türkiye futbolu için çok büyük bir hamleydi. Arjantin Milli Takımı’nda oynamış, Dünya Kupası tecrübesi olan, teknik kapasitesi yüksek bir oyuncu Fenerbahçe’ye gelmişti. Ancak Ortega’lı sezon, Aziz Yıldırım döneminin en sorunlu sezonlarından biri oldu.

Kadroda Rüştü, Uche, Ümit Özat, Fatih Akyel, Johnson, Yusuf Şimşek, Tuncay Şanlı, Serhat Akın, Haim Revivo, Ortega, Ceyhun Eriş ve Washington gibi isimler vardı. Buna rağmen takım istikrar sağlayamadı. Sezona Lorant ile başlayan Fenerbahçe’de daha sonra Oğuz Çetin ve Tamer Güney görev yaptı. Sarı-lacivertliler sezonu 51 puanla altıncı sırada tamamladı. Ortega transferinin beklenen karşılığı vermemesi, teknik direktör değişiklikleri ve ligde gelen altıncılık, 2003 yazında yeni bir yapılanmayı zorunlu kıldı. Bu noktada takımın başına daha önce Beşiktaş ile şampiyonluk yaşamış Christoph Daum getirildi.

Daum’un gelişi, Fenerbahçe için hızlı bir toparlanma anlamına geldi. 2003-04 sezonunda sarı-lacivertliler 76 puanla Trabzonspor’un önünde şampiyon oldu. Bir önceki sezonu altıncı tamamlayan takım, bir yıl içinde yeniden zirveye döndü. Rüştü ve Volkan; Ümit Özat, Luciano, Servet, Önder Turacı; Marco Aurélio, Selçuk Şahin; Tuncay, Pierre van Hooijdonk, Mert Nobre, Serhat ve Semih bu dönemin ana omurgasını oluşturdu. Van Hooijdonk’un tecrübesi, Nobre’nin ceza sahası etkisi, Tuncay’ın enerjisi ve Aurelio’nun orta sahadaki rolü Fenerbahçe’ye güçlü bir lig takımı kimliği kazandırdı.

2004 yazında ise kulüp tarihinin en önemli transferlerinden biri yapıldı: Alex de Souza, Cruzeiro’dan Fenerbahçe’ye geldi. Alex’in gelişi yalnızca bir yıldız transferi değil, Fenerbahçe’nin oyun hafızasını değiştiren bir hamle oldu. Aynı dönemde Nicolas Anelka da Manchester City’den transfer edildi. Fenerbahçe, 2004-05 sezonunda 80 puanla bir kez daha şampiyon oldu; Trabzonspor 77, Galatasaray 76 puanda kaldı. Ancak Daum’un ilk dönemi 2005-06 sezonunda son haftada kaybedilen şampiyonlukla kapandı. Denizlispor deplasmanında kazanamayan Fenerbahçe, 81 puanda kaldı; Galatasaray 83 puanla şampiyon oldu. Bu kayıp, kulübün 100. yılına yeni bir teknik direktörle girme kararını getirdi. Takımın başına Zico getirildi.

Zico ile Avrupa sahnesinde yükseliş

2006-07 sezonu Fenerbahçe için özel bir sezondu. Kulüp 100. yılındaydı ve bu sezonun şampiyonlukla tamamlanması camia açısından büyük önem taşıyordu. Zico yönetimindeki Fenerbahçe, sezonu 70 puanla şampiyon bitirdi. Beşiktaş 61 puanla ikinci sırada kaldı. Volkan Demirel, Diego Lugano, Edu Dracena, Gökhan Gönül, Marco Aurélio, Stephen Appiah, Alex, Deivid, Mateja Kezman, Semih Şentürk ve Tuncay Şanlı dönemin öne çıkan isimleriydi. Lugano, Edu, Deivid ve Kezman transferleriyle takımın uluslararası tecrübesi artırıldı.

Zico döneminin asıl büyük Avrupa başarısı bir sonraki sezon geldi. Roberto Carlos’un Real Madrid’den gelişi, Fenerbahçe’nin Avrupa iddiasını büyüten hamlelerden biri oldu. Gökhan Gönül, Wederson, Colin Kazım-Richards ve Ali Bilgin de kadroya katıldı. Fenerbahçe, 2007-08 Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıktı; son 16 turunda Sevilla’yı eledi. Çeyrek finalde Chelsea ile eşleşti. Kadıköy’de oynanan ilk maçı 2-1 kazandı ancak Londra’daki rövanşta elenerek turnuvaya veda etti. Bu sezon, kulüp tarihinin Avrupa’daki en önemli performanslarından biri olarak kayda geçti.

Fenerbahçe o sezon ligde şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırdı. Avrupa’daki başarıya rağmen Zico ile devam edilmedi. Yönetim, 2008 Avrupa Şampiyonası’nı İspanya ile kazanan Luis Aragones’i takımın başına getirdi. Daniel Güiza ve Emre Belözoğlu transferleriyle büyük beklenti oluştu; ancak Fenerbahçe 2008-09 sezonunda ligde dördüncü sırada kaldı. Zico dönemindeki Avrupa ve lig seviyesi sürdürülemeyince Christoph Daum ikinci kez göreve getirildi.

Daum’un dönüşü, Aykut Kocaman ve 3 Temmuz

2009-10 sezonunda Mehmet Topuz, André Santos, Cristian Baroni, Fabio Bilica, Özer Hurmacı ve Gökhan Ünal gibi isimler kadroya katıldı. Fenerbahçe sezon boyunca şampiyonluk yarışının içinde kaldı ve son haftaya avantajlı girdi. Kadıköy’de Trabzonspor karşısında alınacak galibiyet şampiyonluk için yeterli olacaktı. Ancak maç 1-1 sona erdi. Aynı hafta Bursaspor, Beşiktaş’ı yenerek 75 puanla şampiyon oldu; Fenerbahçe 74 puanda kaldı. Bu sonuç, 2005-06’daki Denizlispor maçından sonra Aziz Yıldırım döneminin ikinci büyük son hafta kaybı oldu. Daum’un ikinci dönemi de bu maçın ardından sona erdi. O sezon kulüpte sportif direktör olarak görev yapan Aykut Kocaman, 2010-11 sezonunda teknik direktörlüğe getirildi.

Aykut Kocaman’ın ilk sezonunda Fenerbahçe, özellikle ligin ikinci yarısında yakaladığı seriyle şampiyonluğa ulaştı. Sarı-lacivertliler sezonu 82 puanla tamamladı. Trabzonspor da 82 puan topladı ancak Fenerbahçe averajla şampiyon oldu. Volkan, Gökhan Gönül, Lugano, Joseph Yobo, André Santos, Emre Belözoğlu, Mehmet Topuz, Cristian, Alex, Miroslav Stoch, Issiar Dia, Mamadou Niang ve Semih Şentürk bu sezonun temel oyuncularıydı. Kocaman döneminin ilk önemli transferleri Niang, Stoch, Dia, Caner Erkin ve Yobo oldu.

2010-11 şampiyonluğunun hemen ardından 3 Temmuz 2011’de şike soruşturması başladı. Aziz Yıldırım ve bazı yöneticiler yargılandı. Fenerbahçe 2011-12 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne katılamadı; organizasyona Trabzonspor dahil edildi. Süreç, yalnızca sportif takvimi değil, kulübün psikolojisini ve taraftarla yönetim arasındaki bağı da etkiledi. Fenerbahçe cephesi bu dönemi, kulübün hedef alındığı ve camianın birlikte hareket etmek zorunda kaldığı bir kırılma olarak gördü. Taraftarın önemli bir bölümü için 3 Temmuz, yalnızca bir yargı süreci değil; Fenerbahçe’nin kendi kimliğini, kupasını ve başkanını savunduğu bir dönem olarak hafızaya yerleşti. Fenerbahçe’ye yönetilen şike suçlamalarının yer aldığı davanın düşmesi ise Fenerbahçe cephesinin iddialarını güçlendirdi

2011-12 sezonunda Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’ne katılamamasına rağmen Türkiye Kupası’nı kazandı. 2012-13 sezonunda ise Aykut Kocaman yönetiminde UEFA Avrupa Ligi’nde yarı finale yükseldi. Benfica’ya elenen Fenerbahçe, finale çıkamadı. Bu yürüyüş, 3 Temmuz sonrası dönemde kulübün Avrupa’daki en önemli performansı oldu. Avrupa Ligi yarı finalinin ardından Kocaman dönemi sona erdi. Fenerbahçe, 2013-14 sezonunda Ersun Yanal ile yola çıktı.

Son şampiyonluk, büyük transferler ve 2018 seçimi

2013-14 sezonunda Fenerbahçe, Avrupa kupalarından uzak kaldığı bir yılda bütün enerjisini lige verdi. Ersun Yanal yönetimindeki sarı-lacivertliler sezonu 74 puanla şampiyon tamamladı. Galatasaray 65, Beşiktaş 62 puanda kaldı. Volkan, Gökhan Gönül, Bruno Alves, Egemen Korkmaz, Caner Erkin, Mehmet Topal, Emre Belözoğlu, Raul Meireles, Dirk Kuyt, Moussa Sow, Emmanuel Emenike, Pierre Webo ve Alper Potuk bu kadronun öne çıkan isimleriydi. Bu şampiyonluk, Aziz Yıldırım’ın ilk başkanlık dönemindeki son lig şampiyonluğu oldu.

Ersun Yanal ile şahsi krizlerden dolayı yola devam edilmedi. 2014-15’te İsmail Kartal yönetimindeki Fenerbahçe, Diego Ribas transferine ve güçlü kadrosuna rağmen sezonu 74 puanla ikinci sırada tamamladı; Galatasaray 77 puanla şampiyon oldu. 2015 yazında ise Aziz Yıldırım döneminin son büyük transfer operasyonu yapıldı. Vitor Pereira takımın başına getirildi. Simon Kjaer, Şener Özbayraklı, Fernandao, Abdoulaye Ba, Fabiano, Luis Nani, Josef de Souza, Robin van Persie, Ozan Tufan, Volkan Şen ve Lazar Markovic gibi oyuncular kadroya katıldı. Dirk Kuyt, Emre Belözoğlu, Pierre Webo ve Moussa Sow gibi isimler ayrıldı. Bu büyük değişime rağmen Fenerbahçe, 2015-16 sezonunu Beşiktaş’ın arkasında ikinci sırada tamamladı; Avrupa Ligi’nde Braga’ya elendi.

2016-17’de Dick Advocaat göreve geldi. Nani, Gökhan Gönül, Caner Erkin, Bruno Alves ve Raul Meireles ayrılırken; Martin Skrtel, Roman Neustädter, Jeremain Lens, Moussa Sow, Aatif Chahechouhe ve İsmail Köybaşı kadroya katıldı. Fenerbahçe sezonu üçüncü sırada bitirdi ve Avrupa Ligi’nde Krasnodar’a elendi. 2017-18’de Aykut Kocaman yeniden takımın başına geçti. Giuliano, Mathieu Valbuena, Roberto Soldado, Vincent Janssen, Nabil Dirar, Mauricio Isla, Carlos Kameni ve Mehmet Ekici gibi isimlerle yeni bir kadro kuruldu. Ancak Avrupa’da sezon erken bitti; Fenerbahçe, Vardar’a elenerek Avrupa Ligi gruplarına kalamadı. Ligde ise Galatasaray’ın üç puan gerisinde ikinci sırada yer aldı

2017-18 sezonunun sonunda Aziz Yıldırım, Ali Koç’a karşı seçimi kaybetti. Böylece 1998’de bir oy farkla başlayan ilk dönem, 20 yıl sonra sona erdi. Bu dönemin bilançosunda 6 Süper Lig şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali, Avrupa Ligi yarı finali, yenilenen stat, gelişen tesisler, büyük yıldız transferleri, son hafta kayıpları ve 3 Temmuz süreci vardı. Aziz Yıldırım’ın 1998-2018 arasındaki ilk başkanlık dönemi, Fenerbahçe tarihine hem kupalar hem yatırımlar hem de krizlerle geçen uzun bir dönem olarak geçti.

Tesisleşme

Aziz Yıldırım döneminin önemli başlıklarından biri tesisleşme oldu. Samandıra Can Bartu Tesisleri, Fenerbahçe futbol takımının ana çalışma merkezi haline geldi. Şükrü Saracoğlu Stadyumu da bu dönemde yenilendi. Tribünler etap etap yeniden yapıldı ve stadyum modern bir futbol alanına dönüştürüldü. Düzce Topuk Yaylası Tesisleri de kulübün kamp ve hazırlık süreçlerinde kullandığı önemli tesislerden biri oldu.

Fenerbahçe Ülker: Basketbolda yeni ölçek

Fenerbahçe’nin tarihsel olarak kendisini “spor kulübü” diye tanımlayan yapısı, Yıldırım döneminde özellikle basketbol, voleybol, masa tenisi, yüzme, kürek ve diğer branşlarda daha görünür hale geldi. Bu dönemde Fenerbahçe, yalnızca futbol takımıyla değil, diğer branşlardaki iddiasıyla da Türkiye sporunun merkez kulüplerinden biri haline geldi.  Aziz Yıldırım döneminde futbol dışı branşlar içinde en büyük dönüşüm erkek basketbolda yaşandı. 2006’da Ülker ile yapılan işbirliği Fenerbahçe basketbolunun ölçeğini değiştirdi. Bu anlaşmayla birlikte Ülker Basketbol takımın Fenerbahçe’ye katılmasıyla basketbolda yeni bir yapılanmaya gidildi.

Fenerbahçe Ülker, bu dönemde Türkiye basketbolunda güçlü bir yerli-yabancı dengesi kurdu. İbrahim Kutluay, Ömer Onan, Mirsad Türkcan, Oğuz Savaş gibi yerli oyuncular; sonraki yıllarda Bojan Bogdanovic, Emir Preldzic, Bobby Dixon, McCalebb, Bjelica, Vesely, Bogdan Bogdanovic, Ekpe Udoh, Gigi Datome, Luigi Datome, Jan Vesely, Kostas Sloukas gibi Avrupa basketbolunun önemli isimleriyle birleşti. Erkek basketbol takımı, 2006-07, 2007-08, 2009-10 ve 2010-11 sezonlarında Fenerbahçe Ülker adıyla lig şampiyonlukları yaşadı. Daha sonra 2013-14, 2015-16, 2016-17 ve 2017-18 şampiyonluklarıyla Aziz Yıldırım’ın ilk döneminde basketbol, kulübün en istikrarlı branşlarından biri haline geldi

Fenerbahçe erkek basketbolunun Avrupa’daki sıçraması 2013’te Zeljko Obradovic’in gelişiyle başladı. Obradovic yönetiminde Fenerbahçe, kısa süre içinde EuroLeague’in sürekli Final Four yapan takımlarından birine dönüştü. 2015’te kulüp tarihinde ilk kez EuroLeague Final Four’una kalan Fenerbahçe, 2016’da final oynadı. 2017’de ise İstanbul’da düzenlenen Final Four’da önce Real Madrid’i, ardından finalde Olympiacos’u mağlup ederek EuroLeague şampiyonu oldu.  2017 EuroLeague şampiyonluğu, Aziz Yıldırım dönemindeki futbol dışı branş yatırımlarının en büyük sportif karşılığı oldu

Bu yatırımın en somut karşılığı Ülker Sports Arena oldu. Fenerbahçe ile Ülker Grubu arasında basketbolda başlayan işbirliği, yalnızca takım sponsorluğu ve isim ortaklığıyla sınırlı kalmadı; kulübün salon sporlarındaki altyapısını büyüten Ülker Sports Arena projesiyle de somutlaştı. Ataşehir’de inşa edilen salon, 25 Ocak 2012’de Fenerbahçe Ülker’in EA7 Emporio Armani ile oynadığı EuroLeague maçıyla kapılarını açtı. 13 bin 500 kişi kapasiteli salon, Fenerbahçe basketbolunun yalnızca maç oynadığı bir yer değil, kulübün salon sporlarındaki yeni merkezi haline geldi. Açılışın 3 Temmuz sürecinin gölgesinde, Aziz Yıldırım’ın cezaevinde olduğu döneme denk gelmesi ise bu salonu Fenerbahçe hafızasında ayrıca sembolik hale getirdi.

Kadın basketbolda Avrupa finali gören yapı

Aziz Yıldırım döneminde kadın basketbol takımı da Fenerbahçe’nin spor kulübü kimliğinin önemli parçalarından biri oldu. Kadın basketbolda Fenerbahçe, Türkiye liginde şampiyonluk yarışının sürekli içinde yer alan, Avrupa’da ise EuroLeague seviyesinde final oynayan bir takıma dönüştü.

Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde EuroLeague Women’da 2012-13, 2013-14 ve 2016-17 sezonlarında final oynadı. Bu finallerde şampiyonluk gelmedi ancak takım Avrupa kadın basketbolunun üst seviyesine yerleşti. Özellikle 2013 ve 2014’te üst üste gelen final performansları, Fenerbahçe’nin kadın basketbolda yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın da önemli kulüplerinden biri haline geldiğini gösterdi.

Kadın voleybolda Dünya ve Avrupa şampiyonluğu

Aziz Yıldırım döneminde futbol dışı branşlarda en dikkat çekici başarı alanlarından biri de kadın voleybol oldu. Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı, bu dönemde Türkiye’de lig şampiyonlukları yaşadı, Avrupa’da final oynadı, dünya şampiyonluğu ve Avrupa şampiyonluğu kazandı. Kadın voleybol takımının yükselişi özellikle 2000’lerin sonundan itibaren belirginleşti. Fenerbahçe Acıbadem adıyla mücadele eden takım, 2008-09, 2009-10 ve 2010-11 sezonlarında lig şampiyonlukları yaşadı. Daha sonra 2014-15 ve 2016-17 sezonlarında da Sultanlar Ligi’nde şampiyonluğa ulaştı. Bu süreçte Fenerbahçe, kadın voleybolda Türkiye’nin en güçlü ekiplerinden biri haline geldi.

Uluslararası düzeyde en büyük çıkış 2010’da yaşandı. Fenerbahçe Acıbadem, FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda Brezilya temsilcisi Sollys Osasco’yu finalde mağlup ederek dünya şampiyonu oldu. Bu başarı, Fenerbahçe kadın voleybolunun dünya ölçeğinde ulaştığı en önemli noktalardan biriydi.Bir diğer büyük başarı 2011-12 sezonunda geldi. Fenerbahçe Universal adıyla mücadele eden kadın voleybol takımı, CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde Avrupa şampiyonu oldu. Finalde RC Cannes’ı mağlup eden Fenerbahçe, kulüp tarihinin en önemli Avrupa kupalarından birini kazandı. Bu başarı, Fenerbahçe’nin Aziz Yıldırım döneminde futbol dışı branşlarda ulaştığı zirvelerden biri olarak öne çıktı. Fenerbahçe, bu dönemde kadın voleybolda hem yıldız oyunculara yatırım yapan hem de Türk voleybolunun ana taşıyıcı kulüplerinden biri haline gelen bir yapı kurdu.

Erkek voleybol ve 2010-11’de beşte beş

Erkek voleybol da Aziz Yıldırım döneminde Fenerbahçe’nin lig şampiyonluğu yaşadığı branşlardan biri oldu. Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı, Yıldırım döneminde Türkiye liginde birden fazla kez şampiyon oldu. Özellikle 2009-10, 2010-11 ve 2011-12 çevresindeki başarılar, erkek voleybolun da kulübün çok branşlı hedefinin içinde önemli bir yer tuttuğunu gösterdi. Bu dönemin en dikkat çekici fotoğrafı ise 2010-11 sezonunda ortaya çıktı. Fenerbahçe, aynı sezonda futbol, erkek basketbol, kadın basketbol, erkek voleybol ve kadın voleybolda şampiyonluk yaşadı. Bu başarı, Aziz Yıldırım döneminin “Fenerbahçe yalnızca futbol kulübü değildir” iddiasını en güçlü biçimde gösteren sezonlardan biri oldu.

Masa tenisi, yüzme, kürek ve diğer branşlar

Basketbol ve voleybol kadar görünür olmasa da Aziz Yıldırım döneminde diğer branşlarda da Fenerbahçe önemli başarılar elde etti. Kadın masa tenisi takımı Avrupa’da kupa kazanan bir yapıya ulaştı. 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında ETTU Kupası şampiyonlukları, 2014-15 sezonunda ise Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu geldi. Bu başarılar, Fenerbahçe’nin futbol dışındaki branşlarda yalnızca Türkiye değil Avrupa ölçeğinde de sonuç aldığını gösterdi.

Yüzme şubesi de Aziz Yıldırım döneminde kulübün güçlü olduğu alanlardan biri olarak öne çıktı. 1998’den itibaren uzun ve kısa kulvarda çok sayıda Türkiye şampiyonluğu kazanan Fenerbahçe, yüzmede Türkiye’nin en başarılı kulüplerinden biri haline geldi. Kürek, atletizm, boks, yelken ve diğer olimpik branşlarda da Fenerbahçe’nin sporcu yetiştiren ve ulusal şampiyonalarda yer alan yapısı sürdü.Bu gelişmelerle birlikte Aziz Yıldırım’ın ilk başkanlık dönemi, Fenerbahçe tarihinde yalnızca futbolun 6 lig şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali, Avrupa Ligi yarı finali ve 3 Temmuz süreciyle değil; aynı zamanda Fenerbahçe’nin çok branşlı spor kulübü kimliğinin güçlendiği bir dönem

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.