Bilgehan Uçak yazdı: Aziz Yıldırım’ın seçim kampanyası

Aziz Yıldırım yeniden Fenerbahçe Başkanlığına aday olduğunu ilan edince ben de kampanya dönemini biraz yakından izlemeye karar verdim.

Zira, Aziz Yıldırım’ın kampanya ekibi, bundan önceki iki seçimde de büyük fiyaskolara imza atmıştı.

Bu sefer de öyle olacağından korkuyordum ama olmadı, sanırım bu başarıda Aziz Yıldırım’ın listesinde yer alan Barış Göktürk’ün ciddi bir payı var.

Aziz Yıldırım’ın seçim kampanyası
Bilgehan Uçak yazdı: Aziz Yıldırım’ın seçim kampanyası

Telaffuzu neredeyse imkânsız “Ruhumuz Bir” gibi bir sloganla çıkılmadı, “baronlar” gibi izahı mümkün olmayan hiçbir söz edilmedi, dahası “seni bu tribünle göndereceğim” benzeri hiçbir karşılığı olmayan negatif kampanya yerine sürekli “birliktelik” vurgusu yapılan pozitif bir kampanya yürütüldü.

Üstelik, bence bu en zor kısmı, Aziz Yıldırım, kararlaştırılan çerçevenin dışına çıkmaması hususunda ikna edildi.

Yeri geldi, sadece yazılmış metni okuyup soru almadan kürsüden indi.

Kampanya ekibi böylece hatayı en aza indirmeyi başardı.

Aziz Yıldırım’ın seçim kampanyası için belirlenen sloganı “Bizim Fenerbahçemiz” bence riskliydi çünkü “ben Fenerbahçe’nin kendisiyim” sözüyle gereksiz bir çağrışım yapıyordu ama sanırım bu riski gördükleri için slogan “Hepimizin Fenerbahçe’si”ne evrildi, böylece kapsayıcılık iyice berrak hale geldi.

Zaten Aziz Yıldırım’ın bu kampanyadaki en büyük başarısı stratejisini kapsayıcılık temelinde bina etmesi oldu.

Aziz Yıldırım sağdan soldan gelen eleştirilere cevap vermedi, polemiklere girmedi, ekibini de sokmadı, üstelik güçlü bir Yönetim Kurulu olduğunu vurgulamak için düzenli olarak onların da ekranlara çıkacağını, kendisinin yalnız olmadığını ama şimdilik biraz beklediklerini söyledi.

“Sınırsız para” karşısında “futbol aklı”

Rakibi Hakan Safi sürekli “sınırsız para harcayacağını” ihsas edince, Aziz Yıldırım’ın kampanya ekibi panzehiri “tecrübe, futbol aklı ve para” diye özetlediği bir formülde buldu.

Aziz Yıldırım paranın karşısına parayla, Hakan Safi’nin futbolu emanet edeceğini söylediği Maldini’ye karşı ise “futbol aklı” ile çıktı; ama karşı tarafın elinde olmayan kozunu da bu “ikilinin” yanına sürmekten çekinmedi: “tecrübe”.

Tecrübeyi de söylemekle yetinmedi, kampanyanın çok başarılı “Hatırla!” adlı ilk bölümü “yaptık, gene yaparız” düşüncesini aşılamak içindi.

Ayrıca, -ama haklı ama haksız, o kısmına girmiyorum- kulüpten gönderdiği Alex de Aziz Yıldırım’ın kampanyasında yer buldu, Bağdat Caddesi’nin en civcivli yerinde Alex görselli dev bir afiş asıldı.

Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’ye kazandırdığı “spor kulübü” vizyonunun altını çizmek için bütün branşlarda alınan kupalara atıf yapılması da çok yerindeydi.

Aziz Yıldırım, böylesine başarılı bir kampanya sürecine rağmen seçimi kazanamazsa bunun yegâne sebebi sanırım teknik direktör konusundaki belirsizlik olacak.

Anladığım kadarıyla, Yıldırım’ın planı bu sene ne pahasına olursa olsun takımı şampiyon yaparak yarım kalan hikâyeyi tamamlamak ve dördüncü yıldızı takan başkan olarak tarihe geçmek.

Bunu yapabilmesinin yolunun da “topyekun savaş” olduğu kanaatinde -kampanyanın çeşitli dönemlerinde “savaşa gidiyoruz,” şeklinde açıklamaları da oldu.

Ama bu “topyekun savaş” Mourinho ya da Conte benzeri burnundan kıl aldırmayan bir teknik direktörle yapılamaz.

Aziz Yıldırım bir senelik kredisi olduğunu bildiği için bir teknik direktörün olası hatalarında kenarda pasif kalmak istemiyor, işin içinde olacağını belirtiyor, o yüzden de kendisiyle uyumlu çalışacak bir teknik direktör aradığını söylüyor.

Bu isim de pek tabii ki Aykut Kocaman.

Üstelik, Aykut Kocaman, istatistiklere bakılırsa, Fenerbahçe tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biri.

Aziz Yıldırım başkomutan olarak savaşta en önde, arkasında Yönetim Kurulu, üstelik Futbol AŞ’deki isimler de o Yönetim Kurulu’nun bir parçası olarak cepheyi daha da kuvvetli hale getirecek, Aykut Kocaman teknik direktör olarak üstüne düşeni yapacak, derhal tribündeki çokbaşlılığa bir çekidüzen verilecek…

Şayet Aziz Yıldırım seçimi kazanırsa Fenerbahçe’nin topyekun savaşa gireceğini belirtiyor.

Aziz Yıldırım açısından bu kararın büyük bir risk taşıdığı kuşkusuz.

Büyük bir teknik direktör ve bir de sağlam forvet ismi açıklasaydı bence seçimi rahatlıkla kazanırdı ama Yıldırım bu sezon bunun seçim kazandırsa da şampiyon yapmaya yetmeyebileceğini, daha doğrusu şampiyonluğun yolunun buradan geçmediğini düşünüyor.

O yüzden de müdahil olabileceği bir sistem kuracağını belirtiyor.

Şampiyon yaparsa iklim değişir, herkes yedi sene önceye döner ve “Ali Koç eğer Aykut Kocaman’la çalışsaydı her şey başka türlü olurdu,” demeye başlar.

En ufak krizdeyse Aykut Kocaman’ın “taraftarın gözüne antipatik gelen futbolu” kıyasıya eleştirilir.

Aziz Yıldırım bu riski alıyor, Aykut Kocaman’ın açığını Yönetim Kurulu’nun kapatacağını söylüyor.

Eh, “herkes başkan olur ama ben liderim” diyen birine de kimseye kulak asmadan inandığı doğrultuda yürümek yakışırdı.

Aziz Yıldırım da doğru bildiğini yapıyor.

Yolu açık olsun.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.