İBB davasında 64. gün yaşananlar | İnan Güney’e tahliye, İmamoğlu savunma yapamadı

Bu blog kapanmıştır – Aylardır süren İBB davasında beklenen gün geldi. Duruşmanın 64. gününde Ekrem İmamoğlu savunmasını yapmak için hakim karşısına çıktı. Mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı bitirme kararına tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Bir dayatma süreci yaşıyoruz. Bu ağır bir ihlal. Bu izah edilemez bir şey. Benim ne konuşacağıma siz karar verecek değilsiniz” dedi. Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun salondan çıkarılması talimatı verdi. Salon boşaltıldı.

Savcı, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski Medya A.Ş. çalışanı Ceyda Kıryak, İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay için tahliye talep etti.

Mahkeme ara kararını açıkladı. İnan Güney, Serap Karay, Ceyda Kıryak, Mehmet Karataş, Seyfullah Demirel, Metin Bal’ın tahliyesine karar verildi. Duruşma, 17 Ağustos’a ertelendi.

Medyascope muhabirleri Furkan Karabay, Fırat Fıstık ve Ali Deniz Çakır gelişmeleri Silivri’de takip edecek. Medyascope editörleri gelişmeleri aktardı.

İnan Güney ve beş kişiye tahliye

Mahkeme, ara kararını açıkladı. İnan Güney, Serap Karay, Ceyda Kıryak, Mehmet Karataş, Seyfullah Demirel, Metin Bal’ın tahliyesine karar verildi. Duruşma, 17 Ağustos’a ertelendi.

Medyascope'un WhatsApp kanalına katılın!

🤳 Son dakika gelişmeleri, özel haberler ve gün boyu anlık bildirimler telefonunuzda.

📰 Gündemi kaçırmamak için Medyascope’un WhatsApp kanalına katılın.

🔗 https://www.whatsapp.com/channel/0029VatlKPd0Vyc7ZBrnlq3e

Sera Kadıgil, mahkeme başkanına tepki gösterdi

Mahkeme başkanı, İmamoğlu için “Söz hakkı verdik savunmasını yapsaydı” dedi. Salonda bulunan TİP Milletvekili Sera Kadıgil, mahkeme başkanına tepki gösterdi. Mahkeme başkanı, “Salondan alın onu, kimliğini tespit edin” dedi. Mahkeme başkanı, avukatlara söz hakkı vermeyeceğini söyledi.

Ardından duruşma savcısı, İnan Güney, Ceyda Kıryak, Serap Karay’ın tahliyesine yönelik mütalaa verdi. Mahkeme başkanı, duruşmaya bir saat ara verdi.

İnan Güney'e tahliye talebi

Savcı, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski Medya A.Ş. çalışanı Ceyda Kıryak, İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay için tahliye talep etti.

Haber: Furkan Karabay

Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, müvekkilinin savunma yapmaktan kaçınmadığını, aksine sorgusunun yapılmasını ve kendisini savunmayı istediğini belirtti. Pekin, “Müvekkilin savunma yapmayacağı yönünde bir beyanı olmadı. Savunmasını yapmak istiyor ancak bunun için birkaç günü aşmayacak makul bir süre talep ediyor. Buna rağmen susma hakkını kullandığına karar verilmesi hem gerçeğe hem de hukuka açıkça aykırıdır” dedi.

Mahkemenin, İmamoğlu hakkında "susma hakkını kullandığı" yönünde verdiği kararın düzeltilmesini isteyen Pekin, CMK'nın 204. maddesi kapsamında duruşma salonundan çıkarılan sanığa yokluğunda yapılan işlemlerin sorgudan önce okunması gerektiğini belirtti.

Pekin, zabıtta yer alan “savunma yapmaktan kaçındığı” yönündeki ifadeye de itiraz etti. Pekin, İmamoğlu'nun daha önce ilk sırada dinlenmek istediğini, bu talebinin kabul edilmediğini, sonrasında ise son sırada savunma yapmak istediğini ancak buna da izin verilmediğini anlattı.Pekin, tutanakta yer alan değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Pekin, “Alınan karar yalnızca hukuka değil, hakikate de aykırı. Düzenlenen tutanaklar gerçeği yansıtmıyor” dedi.

Ekrem İmamoğlu'na yeni soruşturma

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun duruşmadaki "Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım...” sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisini tehdit” suçundan soruşturma başlatıldı.

Yapılan açıklama şöyle: 

"İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/208 Esas sayılı dosyasında sanık Ekrem İMAMOĞLU hakkında, 08/07/2026 tarihli duruşmada, mahkeme heyeti önünde sarf ettiği, 'ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım...' şeklindeki sözleri nedeniyle, 'kamu görevlisini tehdit' suçundan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır."

İmamoğlu'nun avukatı konuşuyor

Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir söz aldı. Demir, yaklaşık 4000 sayfalık iddianamede ekleriyle birlikte 143 ayrı eylem bulunduğunu, bu eylemlerin tamamından Ekrem İmamoğlu’nun, diğer sanıkların savunmalarından da doğrudan etkilendiğini söyledi. Demir, Murat Ongun ve Fatih Keleş’in avukatlarının savunmalarının yarıda kesilmesinin, aynı zamanda İmamoğlu’nun savunma hakkının da sınırlandırılması anlamına geldiğini belirtti.

Savunma süresine fiilen sınır getirildiğini ifade eden Demir, İmamoğlu’na yeterli söz hakkı verilmiş olsaydı savunmasının iki saati aşmayacağını, yaşanan tartışmaların da ortaya çıkmayacağını söyledi.

Demir, mahkemenin CMK'nın 203. maddesi uyarınca işlem yaptığını ancak aynı kanunun 204. maddesindeki yükümlülüklerin de yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. Demir ayrıca duruşmalarda usule aykırı uygulamalar bulunduğunu ifade etti. Demir, tutanakların eksik tutulduğunu, salonda bulunanlara ilişkin yoklama yapılmadığını ve ara kararların usulüne uygun açıklanmadığını söyledi.

İmamoğlu'nun "susma hakkını kullandığı" zapta geçirildi

Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın aktardığına göre, ara sonrası salona gelen mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun susma hakkını kullanmayacağını söylemesine rağmen, duruşma zaptına “Sanığın susma hakkını kullandığı tespit edildi” ifadelerini duruşma zaptına geçirdi.

Mahkeme başkanı, duruşma zaptına şunların geçirildiğini söyledi:

“Kimlik tespitine geçildiği esnada sanığın kimlik bilgileri vermek istemediğini, şu an savunma yapmayacağını, sadece yargılamanın işleyişi için birtakım taleplerinin bulunduğunu beyan etti. Kendisi kimlik tespitine geçilerek 5271 sayılı CMK 147. maddesi hükmü uyarınca savunma yapıp yapmayacağı soruldu. Sanık söz alarak savunma yapmayacağını belirtmesi üzerine tarafımızca sanığa susma hakkını kullanabileceği ve yargılamadaki sıfatının sanık sıfatı olduğu hatırlatıldı. Buna rağmen ısrarla konuşmaya devam ettiği, kimlik tespiti yapılarak savunma yapması konusunda tekrar uyarıldı. Savunma yapmadığı takdirde susma hakkını kullanmış sayılacağı tekrar edildi. O esnada sanığın, ‘ben buraya yargılanmaya değil, yargılanmaya geldim’ dediği görülmekle, sanığın daha önceden mahkememizde belirlenen sorgu sırası gelmekle birlikte ısrarla kimliğinin test edilmesinden kaçındığı anlaşılmakla, sanığın güncel kimlik bilgileri UYAP sistemi üzerinden alındı. Sanığın savunma yapmadığı takdirde susma hakkını kullanmış sayılacağı ifade edilmesine rağmen savunma yapmayacağını belirttiği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK 147. maddesi hükmü uyarınca susma hakkının kullanıldığı tespit edildi. Sanığın mahkeme başkanıyla sözlü tartışma devam etmesi nedeniyle duruşma düzenini bozan davranışlarına devam ettiği anlaşılmakla, 5275 sayılı CMK'nın 203. maddesi gereğince duruşma salonundan çıkartılmasına karar verilmekle, duruşmaya 14.49 itibariyle ara verildi.”

Salonda İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında neler yaşandı?

Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın aktardığına göre Ekrem İmamoğlu’nun duruşmadan çıkarılması talimatı verilmeden önce mahkeme başkanıyla arasında yaşananlar şöyle:

Ekrem İmamoğlu: "Yani işin temelinde cumhurbaşkanı adaylığı var, cumhurbaşkanı olmak var. Ülkenin bugünkü cumhurbaşkanının bu işe nasıl muhatap olduğuyla ilgili bizim düşüncelerimiz var. Ekrem İmamoğlu'nun Türkiye'ye nasıl baktığı meselesi var. Elbette burada yargılanan bütün arkadaşlarımızın da sizin huzurunuzda gelip anlattıkları, kendilerini savundukları, olaylara dair olmadıkları hususlar var. Bakınız, 63 duruşma bitti. Tek bir delil evrak ekrana iddia makamınca yansıtılamadı. Tek bir evrak, tek bir ses kaydı, tek bir delil, tek bir husus yansıtılamadı. Şimdi siz, iddia makamını zaten biz kınıyoruz, yok sayıyoruz. Her türlü bunu bir saldırı olarak, hukuk cinayeti olarak görüyoruz. Ama şu anda bizim güven duyarak yüzünüze baktığımız ve ömür boyu yüzünüze bakacağımız böyle bir süreçte bu yanlış kararın altında gerçekten yere düşen Türk yargısına kimsenin tekme vurmasına müsaade etmeyin, çok net söylüyorum. Tekmelemesine müsaade etmeyin. Onun için beni susturmanın ne faydası var? Bakın yani dünya liderleri Türkiye'de, Ankara'da, böyle bir ortam oradayken Ekrem İmamoğlu'nun burada susturulmasını kime izah edebilirsiniz? Yani hangi ülkeye, hangi paydaşa, hangi ortama ikna anlatabilirsiniz?"

Mahkeme başkanı: "Şöyle, itirazları sabırla dinliyoruz. Sabırla dinliyoruz."

Ekrem İmamoğlu: "Sabırla dinlemiyorsunuz."

Mahkeme başkanı: "Sabırla dinliyoruz itirazları, sabırla dinliyoruz. Şimdi şöyle; bu programın bu kadar, yine söylüyorum, gecikmesine neden olan bir sebep de ben değilim. Biz ısrarla ve sabırla tüm, tüm yargılama boyunca, tüm yargılama boyunca savunma haklarına müdahil olmadık. Ancak burada iyi niyetli, iyi niyetli, iyi niyetli... iyi niyetli olmayan birtakım davranışlarla yargılama süreci bu noktaya getirildi. Şimdi sus... Bizim burada sizi susturma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Biz bir program yaptık, bu programı belirttik. Alt katlarımız da buradayken, sanıklarımız da buradayken bunu herkese takvimi söyledik, tamamlayacağımız günü söyledik. Israrla uzatmak için sürekli pazarlık halinde biz burada iki gün kaybettik fazladan. Yani bunu sizin savunmanızın üzerine ekledik. Yani bu anlamda..."

Ekrem İmamoğlu: "Hangi iki günü kaybettik sayın başkan? O pazarlıklar nerede? Hangi pazarlık sayın başkan? Ben pazarlık falan yapmadım. Perşembe sabahı saat..."

Mahkeme başkanı: Ekrem Bey şu anda da aynısını yapıyorsunuz. Bakın ben size şu an şimdi bakın bir yargılama, bir usul var.

Ekrem İmamoğlu:"Mikrofonu alıp size sadece 10 dakika izahta bulundum. Nasıl engel oldum ben anlamadım?"

Mahkeme başkanı: "Şimdi yargılamanın bir usulü var."

Ekrem İmamoğlu: "Evet."

Mahkeme başkanı: "Bu usulün dışında hiçbir şey yapmıyoruz. Şu an huzura almışız. Hakkınızdaki isnatlar belli, iddianame belli. Dört ay yargılama sürdü. Dört ay öncesinde tensip zaptından yargılama başlayıncaya kadar sekiz aylık bir süre geçti. Yani burada şu an ya savunmanızı alacağız ya da savunma almıyorsak susma hakkınızı kullandığınızı yazacağız zapta, celseyi kapatacağız. Takdir sizin. Yani bu anlamda ben ben şimdi burada hani bunun pazarlığını yapacak mecrada, makamda değilim. Belirlediğimiz belirlediğimiz bir takvim var, bu takvime uyun. Yani biz makul de bir süre veriyoruz herkese. Bu anlamda da savunma hakkım kısıtlandı algısı yaratarak böyle şey yapmayın yani. Biz burada hangi soruyu sormanızı engelledik? Ya avukatlarınız niye ısrarla ses çıkarıyorlar ya? Yani niye? Şimdi hangi soruyu hangi soruyu sordunuz engelledik? Ya ısrarla takvimi bu hale getirmek için elinizden geleni yaptınız hep beraber. Yani burada şu an bu şekilde bağıran, ses çıkaran avukatlarımız mı bu şekilde aynı zamanda? Burada bize burada bize iddianame dışında bakın Ekrem Bey iddianame dışında bize burada ses kayıtları dinlettirilmedi, sporcu görselleri izlettirilmedi yani yapmadığınız şey kalmadı burada. Ondan sonra da savunma hakkımız kısıtlandı. Böyle bir şey yok yani. Savunma hakkı bu kadar sınırsız da bir şey değil yani bunun makul bir süresi var yani."

Ekrem İmamoğlu: "Kimin kısıtlanmasından bahsediyorsunuz? Buradaki sanıklar hak arama derdinde. Neyin sporcusu, neyin şeycisi? Sayın başkan, ne gerekiyorsa..."

Mahkeme başkanı: "Biz buradayken beraber izledik bunu."

Ekrem İmamoğlu: "Bakın bu insanlar 16 aydır hapiste, 16 aydır tutuklu."

Hâkim: "Ekrem Bey savunmanızı yapıyorsanız savunmanıza geçelim. Savunma yapmayıp bu şekilde dönüp buraya pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım."

Ekrem İmamoğlu: "Hayır, siz…"

Mahkeme başkanı: "Avukatlarımız hiçbir şekilde ses çıkarmasın."

Ekrem İmamoğlu: "Şimdi bu noktadan bu noktadan bu niyetini tutun, bakın bu bu bu tutumla beni beni…"

Mahkeme başkanı: "Bakın burası böyle şey değil yani böyle söz hakkı vermeden rahatça bağırıp çağıracağınız yerler değil."

Ekrem İmamoğlu: "Tamam bakın…"

Mahkeme başkanı: "Ekrem Bey ya savunmanıza geçelim kimlik tespitini alalım ya da savunma yapmayacaksanız sizi salondan çıkartacağım."

Ekrem İmamoğlu: "Sayın Başkan, tekrar ediyorum, müsaade edin arkadaşlar. Sayın Başkan, tekrar ediyorum. Siz ağır bir hak ihlali yapıyorsunuz. Siz Türk yargısına büyük bir zarar veriyorsunuz. Siz açıklanamaz bir şekilde 9 Temmuz'u milat koydunuz. Ne adli tatil başlangıcı, ne Sayın mahkeme..."

Mahkeme başkanı: "Duruşma günü verirken duruşma takvimini verirken altına gerekçe yazmaz şundan dolayı şu tarihte diye. Yani bunun neden böyle başka mecralara çekmeye ısrarla..."

Ekrem İmamoğlu: "Siz böyle yapınca uzuyor işte, siz yaptınız, siz uzattınız. Böyle yapınca uzuyor, müsaade edin, bitireyim."

Mahkeme başkanı: "Ekrem Bey müsaade edin, müsaade edin."

Ekrem İmamoğlu: "Tamam son cümlelerimi kurayım. Avukat Bey müdahil olmayın."

Mahkeme başkanı: "Ne dinliyoruz şu an savunma mı alıyoruz? Ne dinliyoruz biz şu anda? Savunma mı alıyoruz, neyi dinliyoruz? Tamam, kimlik tespitini alalım. Ekrem Bey yani neden ısrarla? Bakın savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz. Kimlik tespitinizi alalım. Bu çok siyasi bir yaklaşım. Hayır, kimlik tespitini alalım. Ben hiçbir şey, ben kimseye zorla savunma yaptırmam."

Ekrem İmamoğlu: "Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım, yargılayacağım."

Mahkeme başkanı: Sen yargılayacak makamda değilsin.

Ekrem İmamoğlu: "Ben iddianameyi yargılamaya geldim. İddianame yapanlar…"

Mahkeme başkanı: "Sen buraya yargılanmaya geldin, burası senin yargılayacağın makam değil. Burası senin yargılayacağın makam değil, biz de senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. Biz seni yargılayacak makamda oturuyoruz. Hakkında 203 uyguladım, salondan dışarı çıkartın. Alın, dışarı çıkartın."

Ekrem İmamoğlu: "Benim Ankara'da yargılayacaklarım, buradaki yargıyı yürütmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı bir çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir. Ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim."

İmamoğlu salondan çıkarıldı

Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkarılması talimatı verdi.

Salon boşaltıldı.

İmamoğlu, “Yazık sana” dedi.

Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın aktardığına göre, mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı bitirme kararına tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Bir dayatma süreci yaşıyoruz. Bu ağır bir ihlal. Bu izah edilemez bir şey. Benim ne konuşacağıma siz karar verecek değilsiniz” dedi.

“63 duruşma bitti, tek bir delil, evrak iddia makamı tarafından yansıtılamadı. Biz bunu bir hukuk cinayeti olarak görüyoruz” diyen İmamoğlu, “Beni susturmanın ne faydası var? Dünya liderleri Türkiye’de Ankara’da, böyle bir ortamda Ekrem İmamoğlu’nun susturulmasını kime izah edebilirsiniz” diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında geçen “9 Temmuz” tartışması

Haber: Furkan Karabay

Ekrem İmamoğlu: "Tamamladığım noktada benim kendi savunmam bitecek. Ardından üç avukatımın savunması tamamlanacak. Ondan önce sizin sorularınız var. Sanık arkadaşlarımın bana yönelteceği sorular olabilir. Ben onlara nasıl soru soruyorsam, onların da bana soracağı hususlar olabilir. Sonra avukatların soruları var. Bunların hepsi tamamlanacak. Ardından yarın doğal olarak ara karar öncesinde mütalaa isteyeceksiniz, ara vereceksiniz ve kararınızı açıklayacaksınız.

Bunların tamamını topladığınızda sayın başkan, geriye altı-yedi saatlik bir süre kalıyor. Eğer bu konudaki kararınız netse ve bu süre değişmeyecek diyorsanız, benim burada sağlıklı bir sorguya tabi tutulmam gerçekten düşünülemez.

Bir iki örnek vereyim. Komşuluk yaptığım, Ümit Özdağ, yalnızca 'cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla tam gün, hiç kesilmeden savunma yaptı. Selahattin Demirtaş ise Edirne’de 14 gün boyunca kesintisiz savunma yaptı. Muhatap olduğu tek bir konu vardı ve onun üzerinden siyasi içerikli savunmasını gerçekleştirdi.

Benim dosyam ise tek başına bir dava değil. Bu dava 143 eylemi, 109 tutuklu sanığı ve 400’ün üzerinde yargılanan kişiyi kapsıyor. Bununla bağlantılı 20’nin üzerinde davam var. Daha önce bu binada casusluk davasındaydım. Oradaki yargılandığım kişi burada örgüt yöneticisi olarak gösteriliyor. Diploma davam var. 19 Mart sürecinden bir gün önce diplomam iptal edildi, ardından evrakta sahtecilik davası açıldı. Bunlara benzer yaklaşık 20 dava söz konusu.

Söyleyeceklerim elbette bunlarla sınırlı değil. Ancak siz '9 Temmuz’da bu işi bitireceğiz, kararımız nettir' diyorsanız, bazı hukuki itirazlarımı zapta geçirmek istiyorum. Ama farklı bir düşünceniz varsa bunu duymayı da hakkım olarak görüyorum."

Mahkeme Başkanı: "İki haftadır zaten program gereği salonda bekliyoruz. Bu ilk celsenin dört ay sürmesinde hem sizin hem de avukatlarınızın katkısı olduğu kanaatindeyiz. Yargılama gereksiz yere çok uzadı. Birçok gün duruşma yapılamadı, çeşitli müdahaleler oldu. Savunmalarda sizin de diğer sanıkların da buna riayet etmesi gerekiyordu. Biz ilk celsenin 9 Temmuz’da tamamlanacağını baştan belirttik. Avukatlarınıza da bunu söyledik. Ancak buna rağmen savunmalar uzatıldı. Bu nedenle programımızda herhangi bir değişiklik yapmayacağız. İlk celseyi belirlediğimiz takvim doğrultusunda tamamlayacağız. Savunma yapıp yapmamak sizin takdirinizdir. Savunma yapmak istemiyorsanız, susma hakkınızı kullandığınız şeklinde zapta geçiririz."

Ekrem İmamoğlu: "Sayın Başkan, ben susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak insan Allah…"

Mahkeme Başkanı: "Savunmanıza geçelim."

Ekrem İmamoğlu: "Hayır efendim…"

Mahkeme Başkanı: "Hayır, burası pazarlık yapacağınız bir mecra değil. Ya savunma yaparsınız ya da susma hakkınızı kullanırsınız."

Ekrem İmamoğlu: "Sayın başkan, tam aksine…"

Mahkeme Başkanı: "Evet. Avukat bey, susma hakkını kullanmayacaksa o zaman savunmasını alacağız. Tamam, susma hakkı tespitine geçelim o zaman. Tamam, kullanmıyorsa o zaman tespiti yapalım ve savunmasını alalım. Az önce “Müsaade ederseniz” diyorsunuz. Acelemiz olmadığını söylüyoruz. Süre konusunda şikâyet ediyorsunuz ama biz acelemiz olmadığını ifade ediyoruz."

Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın aktardığına göre, Ekrem İmamoğlu, mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı bitirme konusunda kararlıysa itirazlarını belirtmek istediğini belirtti.

Mahkeme başkanı, ilk duruşmanın dört ay sürmesinin sebebinin avukatlar ve Ekrem İmamoğlu olduğunu düşündüklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, “Savunma yapmak istemiyorsanız ‘susma hakkı kullanıyorum’ deyip zapta geçer celseyi kapatırım” dedi. İmamoğlu, “Susma hakkı kullanmıyorum” dedi, avukatlar mahkeme başkanına itiraz etti.

Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında geçenler şöyle:

Haber: Furkan Karabay

Ekrem İmamoğlu: "Bazı düşüncelerimi, sorgu üzerinde zaman kısıtlamasına yönelik bazı düşüncelerimi, bazı kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile getirmek için kürsüye geldim. Ben savunma süreciyle ilgili tespitlerimi dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bunun benim için hak olduğunu düşünüyorum. Açıkçası beni buraya çağırdınız, 9 Temmuz’da bitireceğinize dair açıklamalarınız var. Dolayısıyla beni buraya çağırdığınız an itibarıyla nasıl bir planlama yaptığınızı bilmiyorum. Kaldı ki benden önce sorgusu kısıtlanan iki arkadaşım var. Hem Murat Bey’in avukatı hem Fatih Bey’in avukatı da dinlenmedi. Bu planlamayla beni neden çağırdığınızı şu an bilmiyorum."

Mahkeme Başkanı: "Yargılamamız dört aydır devam ediyor. Zaten planlamamız en baştan belliydi. Yeni bir planlama yapmadık. Dinlenecek tanıkların sırasını da belirledik, kimi en son dinleyeceğimizi de belirttik. Bu noktada en son sıra size geldi. Bu anlamda şu an savunma yapmamanızın nedeni nedir?"

Ekrem İmamoğlu: "Hayır, ben tam da onu soruyorum. 9 Temmuz’da bitirmekle ilgili bir kararınız vardı. Bunu da ısrarla dile getirdiğinizi duydum. Çünkü malum, dün ben burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten mahrum edildim. Bu da hukuken hakkımın ihlal edilmesi anlamına geliyor. Ağır bir hak ihlali yaşadım.

Geçen hafta 203 sayılı ara kararla ilgili de perşembe günü size karşı hiçbir olumsuz söz söylemedim. Gayet nezaketli bir şekilde programı anlattım. Nasıl olması gerektiğine ilişkin önerimi sundum. Makul bir zamana ihtiyacımız olduğunu ifade ettim. Sıralama yapılırken pazartesi günkü duruşmalarımdan bahsettim. Burada benim de katılımımla dinlemem gereken insanların sorgularının en adil şekilde yürütülmesi için taleplerimi anlattım.

Siz bütün bu taleplerime ret cevabı verdiniz. Ben de yerime geçip oturdum. Mahkemeye hakaret etmedim, sürece dair olumsuz bir söz de söylemedim. Siz ısrarla “Böyle olacak” dediniz. Ben de sadece “O zaman sorguya çıkmam” dedim. Bu kadar.

Ama siz bana salondan çıkarılmaya ilişkin bir karar yüklediniz. Dün de anladığım kadarıyla yazılı olmayan bir şekilde, hemen yan taraftaki cezaevinden buraya getirilişim engellendi. Saat 08.10’da odama gelen görevli, “Hakim tarafından bugün mahkemeye getirilmemeniz yönünde bilgi verildi, jandarma sizi almayacak” dedi. Bu şekilde duruşmaya getirilmedim.

Ve en çok suçlamaya, hakarete ve ithamlara maruz bırakılan arkadaşım Fatih Keleş’in ne sorgusunu dinleyebildim, ne sizin sorularınızı duyabildim ne de kendi sorularımı sorabildim. Bu benim açımdan çok ağır bir hak ihlalidir."

İmamoğlu salona geldi

Öğle arası sonrası, Ekrem İmamoğlu dahil tutuklu isimler salona geldi. İmamoğlu’nun, sanık kürsüsüne gelmesi bekleniyor. Duruşmayı, seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel de takip ediyor.

Avukat Nergiz İnce’nin savunmasının ardından Fatih Keleş’in diğer avukatı Baran Kaya söz aldı.

Kaya, mahkeme heyetinin aldığı saat 13:00’da savunmanın bitirilmesi kararının adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası sonrası devam edileceğini söyledi.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Herkese merhaba!

Gün boyu yaşanan gelişmeleri canlı aktarım sayfamızdan aktarmaya devam ediyoruz. Tam da bu noktada küçük bir hatırlatma yapmak istiyoruz.

Haberciliğimizi sürdürebilmek sizlerin desteğiyle mümkün. Medyascope’a destek olmak ise sadece beş dakika. 

Doğru ve güvenilir haberciliğin devam etmesi için tıkla ➡️ https://abonelik.medyascope.tv/

Mahkeme başkanı: "Fatih Keleş'in savunması 13.00'te bitmeli"

Avukat Nergiz İnce’nin savunmasına devam ederken mahkeme başkanı araya girdi. Mahkeme başkanı, İnce’nin savunmasını saat 13:00’da keseceğini söyledi. İnce, bunun savunma hakkının ihlali olduğunu ve kayda geçmesini söyledi.

"Hangi suçu işledi de 8 milyon dolar vermeyi göze aldı?"

Avukat Nergiz İnce, Fatih Keleş'i suçlayan itirafçılardan Sarp Yalçınkaya'nın tahliye olmak için 8 milyon dolar verdiğini hatırlattı. İnce, "Hangi suçu işledi de 8 milyon dolar vermeyi göze aldı? Türk savcılarına güvenmiyor mu? Masum olduğuna inandığı halde savcılara güvenmediği için mi 8 milyon dolar para ödüyor” dedi.

İnce, itirafçı Ertan Yıldız’ın bir diğer itirafçı Süleyman Atik'i ifadesinde tanımamazlıktan geldiğini söyledi. İnce, "İlk iki ifadesinde 10 yıldır tanıdığına ilişkin beyanı var. Sonraki 4 ifadesinde ondan hiç bahsetmiyor" dedi.

Savcılığa tepki gösteren İnce, "Bir gün çıkıp Ertan Yıldız bizi kandırdı diyeceksiniz. Ama siz Ertan Yıldız'ın beyanlarına çok güvendiniz. Kandırdı da diyemeyeceksiniz. Keşke sadece Ertan Yıldız kandırmış olsa sizi" ifadelerini kullandı.

Fatih Keleş'in avukatı savunmaya devam ediyor

Avukat Nergiz İnce, “Fatih Keleş'in Ekrem İmamoğlu'nun kasası olduğu” iddiasına değindi. İnce, iddianamede Keleş'i İmamoğlu'nun kasası, örgütün kasası, bazen de kasalardan biri olduğunun iddia edildiğini, bu konuda sürekli bir değişim olduğunu belirtti. İnce, Keleş’in “suçlu olduğunun herkes tarafından bilindiğine” dair soyut bir söylem olduğuna dikkat çekti. İnce, "O halde bu 'herkes' isimli şahıs ya da 'herkes'lerden oluşanların tespit edilerek mahkemeniz huzurunda tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz" dedi.

İnce devamında, "Kim olduğu belirsiz bu topluluktan yola çıkılarak müvekkilime kasa yakıştırması yapılamaz. 'Herkes'in tespit edilmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. İnce, Ekrem İmamoğlu'nun konutundaki güvenlik kameralarının alınması talimatının Fatih Keleş tarafından verildiği iddiası içinse "Görüntülerde müvekkilim yok. Atılı suç tarihinde cezaevindeydi" dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş