İSTANBUL (Medyascope) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davanın 64. gününde, tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu savunmasını yapamadan mahkeme salonundan çıkarıldı. Duruşmayı Silivri’de takip eden Medyascope muhabirleri Ali Deniz Çakır, Furkan Karabay, Fırat Fıstık ve Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu, Silivride değerlendirdi.
Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- İmamoğlu, mahkeme salonundan çıkarıldı ve savunmasını yapamadı, bu durum sürecin bağımsızlığına gölge düşürüyor.
- Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na ayrılan sürenin yetersiz olduğunu kabul etti, ancak bu durumu çözemediler.
- Duruşmada süre kısıtlamaları ve Savunma için ayrılan zamanın yetersiz kalması eleştirildi.
- Kadın ve erkek sanıklar arasında adil bir yargılama yapılmadığına dair endişeler var.
- Davanın ilerleyişinin neden birkaç gün uzatılamadığı kamuoyunda tartışılıyor.
İmamoğlu’nun savunması engellendi, salondan çıkartıldı. İBB davasının 64. gününde Medyascope muhabirleri Ali Deniz Çakır, Furkan Karabay, Fırat Fıstık ve Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu, davanın gelişmelerini Silivri’den aktardı. Göksel Göksu, yaşananların Türkiye’nin demokrasi tarihi açısından dikkat çekici bir gün olduğunu söyledi. Mahkeme başkanının önceki duruşmalardan itibaren 9 Temmuz takvimini değiştirmeyeceğini açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Göksu, Ekrem İmamoğlu’nun da bu atmosfer içerisinde salona geldiğini ifade etti.
“Adalet Bakanlığı, çöküş bakanlığı”
Göksu, İmamoğlu’nun 143 ayrı eylemden yargılandığı bir davada kendisine ayrılan sürenin yeterli olmadığını dile getirmek istediğini ancak bu itirazlarını ayrıntılı biçimde aktarma imkânı bulamadığını söyledi:
“Mahkeme başkanı sert bir biçimde bir anda duruşmayı bitirdi. CMK 203’ten işlem yaptığını söyledi ve mahkemeyi terk etti. Ekrem İmamoğlu da jandarma eşliğinde salondan çıkarıldı. Orada söylediği son söz önemliydi. ‘Ankara’da yargılayacaklarım burada yargıyı yönetmeye çalışıyorlar. Adalet Bakanlığı, Çöküş Bakanlığı. Ben millete konuşuyorum, millete yüzümüzü dönelim’ dedi. Salondaki atmosfer çok gergindi, tansiyon en üst seviyeye çıktı.”
Yaşananların hukuki süreçte de tartışılacağını ifade eden Göksu, şöyle devam etti:
“Ekrem İmamoğlu birkaç kez bunun çok ağır bir hak ihlali olduğunu söyledi. Bugün burada aktardığımız mahkemedeki bütün sözler tutanağa geçti. Bu tutanaklar itiraz malzemesi olarak kullanılacak. Gerek Ekrem İmamoğlu gerek Fatih Keleş cephesinden bundan sonra ağır bir hukuk ihlali argümanı geleceğini anlıyoruz.”
“Süre kısıtlaması tesadüf değil”
Furkan Karabay, günün ilk saatlerinden itibaren yaşanan gelişmelerin mahkemenin belirlediği takvime göre ilerlediğini söyledi. Fatih Keleş’in avukatlarının savunmalarını tamamlayamadan durdurulduğunu, ardından Ekrem İmamoğlu’nun kürsüye çağrıldığını belirten Karabay, İmamoğlu’nun savunma süresine ilişkin itirazlarının ardından mahkeme başkanının CMK 203 kapsamında işlem uygulanmasına karar verdiğini ifade etti. Karabay, ilk duruşmanın yeni bir tarih verilerek kapatılmasının beklendiğini söyledi.
Karabay, Murat Ongun ve Fatih Keleş’in savunmalarına getirilen süre kısıtlamalarının tesadüf olmadığını düşündüğünü belirterek şöyle konuştu:
“Bu dosyada Murat Ongun ve Fatih Keleş’in savunma haklarının kısıtlandığını gördük. Daha önce savunma yapan avukatlara ve sanıklara böyle bir kısıtlama getirilmemişti. Murat Ongun ve Fatih Keleş’e bu kısıtlamanın getirilmesinin tek sebebinin artık sıranın Ekrem İmamoğlu’na gelmiş olması olduğunu düşünüyorum.”

“143 suçtan ve yargılanan birine aynı süreyi tanımıyorsunuz”
Fırat Fıstık, 143 ayrı eylemden yargılanan bir sanığın savunmasını birkaç saat içerisinde tamamlamasının fiilen mümkün olmadığını söyledi. İmamoğlu’nun yalnızca suçlamalara tek tek cevap vermesinin dahi uzun saatler alacağını belirten Fıstık, mahkeme başkanının belirlediği sürenin bu nedenle yeterli olmadığını ifade etti. Ayrıca CMK 203 uygulamasının bugüne kadar çok istisnai durumlarda kullanıldığını hatırlattı.
Fıstık, mahkeme heyetinin tarafsız görünmesi gerektiğini ancak duruşmada iddianamenin savunulduğu izleniminin oluştuğunu söyledi. Duruşmanın ilerleyen aşamalarında Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını yapamamış olmasının davanın seyri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti:
“Bu davayı dört aydır takip ediyoruz. İlk duruşmalarda basit bir İBB çalışanı bile bir gün boyunca savunma yaptı. Bir şoför 5,5 saat savunma yaptı. Ama sıra Ekrem İmamoğlu’na geldiğinde, 143 suçtan ve binlerce yılla yargılanan bir kişiye, örgüt lideri olarak suçlanan bir kişiye aynı süreyi tanıyorsunuz. Bu bile aslında Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının alınmamasının gerekçesi oldu. Başka bir şey söylemeye gerek yok.”
“Dava neden 16 Temmuz’a kadar esneyemiyor?”
Ali Deniz Çakır, takvimin daha önce birçok kez değiştirildiğini hatırlatarak, duruşmanın neden birkaç gün daha uzatılamadığı sorusunun kamuoyunda da tartışıldığını söyledi. Çakır, “9 Temmuz’a kadar esneyebilen bir dava neden 16 Temmuz’a kadar esneyemiyor? Adli tatil de başlamamış oluyor. İnsan ister istemez bunun nedenini sorguluyor” dedi.
Çakır, Ekrem İmamoğlu’nun diğer sanıkların savunmalarını dinleyememesinin de önemli bir eksiklik yarattığını ifade etti:
“Örgüt iddiası varsa Ekrem İmamoğlu’nun diğer sanıklara soru sorabilmesi gerekiyordu. Fatih Keleş’e ‘Benden talimat aldın mı?’ diye sorabilmesi bile savunmanın önemli bir parçası olabilirdi. Bunların hiçbirini yapamadı.”








