İSTANBUL (Medyascope) – Türkiye’de çözüm süreci nereye gidiyor? Seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Yayında Türkiye’de yeni sürecin önceki süreçlerden hangi noktalarda ayrıldığı, sürecin toplumsallaşması için atılması gereken adımlar değerlendirildi.
Seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Ruşen Çakır’ın konuğu oldu. Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne yönelik geçmişte birçok girişimde bulunulduğunu hatırlatan Özer, mevcut süreci önceki girişimlerden ayıran önemli unsurlardan birinin Meclis’te geniş bir siyasal mutabakatın oluşması olduğunu söyledi.
Meclis’te komisyon kurulmasını, yüksek katılımla siyasal mutabakat sağlanmasını ve silahsızlanma ile entegrasyonu düzenleyen çerçeve yasanın kabul edilmesini önemli adımlar olarak değerlendiren Özer, buna rağmen sürecin başarıya ulaşmasının yalnızca yasal düzenlemelere bağlı olmadığını vurguladı. Ahmet Özer sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yasal çerçevede mecliste bir komisyon kurulması, yüzde 91 katılımla bir siyasal mutabakatın oluşması çok önemli bir fark. Örgütün silahsızlandırılması, entegrasyonu için bir çerçeve yasa çıkarılması ile yolun yarısı geçilmiş oldu. Diğerlerinde sürecin başarıya ulaşmamasının nedenlerinden bir tanesi toplumsallaşmaması, topluma mal edilmemesidir. Ben bu sürecin de en büyük risklerinden birini bu olarak görüyorum.”

“Barış yaparken savaş dilini kullanırsak barışı zehirleriz”
Sürecin başarıya ulaşmasının koşullarından birinin kullanılan siyasi dil olduğunu belirten Ahmet Özer, çatışma döneminin kavramlarının barış sürecine taşınmaması gerektiğini söyledi. “Zafer”, “yenilgi” ve benzeri ifadeler üzerinden kurulacak bir dilin toplumdaki kutuplaşmayı devam ettireceğine dikkat çeken Özer, “Barış yaparken bile savaş dilini kullandığımız zaman barışı zehirleriz. Artık zafer, yengi, terörist, şu oldu bu oldu laflarıyla barış sürecini zehirlemememiz lazım. Eğer niyetimiz halis ise bu alandan bir an önce çıkmamız lazım” dedi.
Sürecin silahsızlanmayla tamamlanmayacağını vurgulaya Özer, hukuki süreç, eve dönüş, toplumsal entegrasyon, geçmişle yüzleşme ve rehabilitasyon aşamalarının birbirini tamamlaması gerektiğini söyledi. Toplumsal entegrasyonun “asimilasyon” olarak anlaşılmaması gerektiğini dile getiren Ahmet Özer şöyle devam etti:
“Silah bırakma, hukuki süreç, eve dönüş, toplumsal entegrasyon aşamaları birbirini tamamlamalı. Toplumsal entegrasyonu da yanlış okuyorlar. O toplumsal entegrasyon bir asimilasyon değil. Hakikatlerle yüzleşmyi hiç konuşmuyoruz. Halının altına süpürerek yaralarımızı iyileştiremeyiz. İrinleri patlatacağız, iyileştireceğiz, yüzleşeceğiz. Bir başka nokta rehabilitasyon. Gelenler topluma nasıl entegre edilecek? Toplum bunları nasıl benimseyecek, nasıl kabul edecek?”








