Haftaya Bakış (331): Gökçek ve Davutoğlu soruşturmaları | Üsküdar’da seçim gerilimi

İSTANBUL (Medyascope) – Haftaya Bakış’ın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Kemal Can, Melih Gökçek ve Ahmet Davutoğlu hakkında gündeme gelen soruşturmaları, siyasi gündemde yaşanan son gelişmeleri ve Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçimi etrafında yaşanan tartışmaları değerlendirdi.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Kemal Can, Melih Gökçek ve Ahmet Davutoğlu hakkında açılan soruşturmaları, Üsküdar Belediyesi’ndeki başkanlık seçimi öncesinde yaşanan gözaltı ve parti değiştirmeleri, Öcalan’a atfedilen Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisî ittifakı göndermesiyle başlayan Alevilik tartışmasını değerlendirdi. 

Gökçek ve Davutoğlu soruşturmaları

Ruşen Çakır, Melih Gökçek hakkındaki soruşturmanın yıllar sonra neden açıldığının henüz açıklığa kavuşmadığını söyledi. Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin çok sayıda iddianın daha önce de gündeme geldiğini hatırlatan Çakır, soruşturmanın siyasi iktidarın bilgisi dışında yürütülemeyeceğini savundu.

Gökçek ve Davutoğlu soruşturmaları | Üsküdar'da gerilimi (Video)
Gökçek ve Davutoğlu soruşturmaları | Üsküdar’da gerilimi (Video)

Kemal Can da Gökçek hakkında daha önce soruşturulabilecek çok sayıda dosya bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Melih Gökçek’e dokunulacak olsaydı Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı, ancak soruşturma izni verilmediği ya da soruşturma açılmadığı için kenara kaldırılan dünya kadar dosya var. Herkesin dinozorlarla tanıdığı meşhur park meselesinden Bülent Arınç’ın ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediği imar iddialarına, Osmanlıspor’dan Beyaz TV’ye kadar çok sayıda başlık bulunuyor. Eğer dokunmak istiyor olsalardı, çoktan dokunabilecekleri çok sayıda malzeme vardı.”

Ahmet Davutoğlu hakkında, geçmişte yaptığı bir konuşma nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan soruşturmayı değerlendiren Çakır, Davutoğlu’nun Erdoğan’a en sert muhalefet ettiği dönemlerde böyle bir soruşturmanın açılmadığını hatırlatarak zamanlamaya dikkat çekti.

Kemal Can, Melih Gökçek ve Ahmet Davutoğlu hakkındaki soruşturmaların nitelik olarak birbirinden farklı olduğunu ancak siyasi alanın yeniden düzenlenmesi bakımından ortak bir bağlamda değerlendirilebileceğini belirtti. Can’a göre çözüm süreci, belediyeler üzerinden yürütülen muhalefet kuşatması, anayasa tartışmaları ve Türkiye’nin uluslararası alanda yeniden konumlandırılması, 2027’de ortak bir siyasi hedef etrafında birleştirilebilir.

Üsküdar’da seçim gerilimi

Ruşen Çakır, seçimin tekrarlanması kararının ardından iki belediye başkan yardımcısı ile meclis üyesi Ekrem Baki’nin gözaltına alındığını, dört CHP’li belediye meclisi üyesinin de AKP’ye geçtiğini aktardı.

Yaşananları “seçimle alınamayan belediyelerin yargı ve transferler aracılığıyla ele geçirilmesi” olarak değerlendiren Çakır, benzer uygulamaların daha önce farklı il ve ilçelerde de görüldüğünü söyledi.

Kemal Can ise Üsküdar’daki gelişmelerin siyasi alandaki bozulmayı açık biçimde gösterdiğini savundu:

“Üsküdar vakası, her şeyin açık seçik ve ayan beyan ortada olduğu bir hadise. Burada şantaj var, vaat var, gözaltına alarak oylamada oy kullanılmasını engellemek var, yapılmış bir seçimi itirazla yeniletmek var. Son birkaç yılda siyasete, siyaset dışı araçlarla müdahalenin her türünün bu olayda bir karşılığı bulunuyor.”

Aleviler ve Kürt hareketi

Abdullah Öcalan’a atfedilen Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisî ittifakı göndermesinin Alevilerde yarattığı tepkiyi değerlendiren Çakır, bazı Alevi aydın ve kuruluş temsilcilerinin ortak bir bildiri yayımladığını, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın bu açıklamaya verdiği yanıtın da tartışmaları büyüttüğünü belirtti.

Kemal Can, tartışmanın yalnızca tarihsel ya da akademik bir anlaşmazlık olarak görülemeyeceğini söyledi. Benzer tarihsel göndermelerin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP sözcüleri tarafından da bugünkü süreci açıklamak amacıyla kullanıldığını hatırlatan Can, tartışmanın önümüzdeki dönemde devam edeceğini belirtti:

“Bu, geçici bir vehimden veya aşırı duyarlılıktan kaynaklanan bir mesele değil. Bu referansı kullanmadan da entegrasyondan ya da demokratik entegrasyondan söz edilebilir. Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî göndermesi yanlışlıkla yapılmıyor; kimse de deşerek bunu bulmuyor. Bu referans sürekli çıkartılıp öne konuluyor. Dolayısıyla tartışma, bir yanlış anlaşılmanın sonucu değil; böyle anlaşılması istendiği için ortaya çıkan bir problem.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş