Çağdaş Hukukçular Derneği davasında avukatlara ceza yağdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi 20 avukatın yargılandığı davada hüküm açıklandı. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatlara 3 ile 18 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi. Silivri’de üç gün süren duruşmayı izleyen muhabirimiz Canan Coşkun’un izlenimleri şöyle:

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi duruşmayı Silivri Cezaevi’nin karşısındaki salonda yaptı. Duruşma salonu yaklaşık 1000 kişilikti. Tutuklu avukatlar o gün açlık grevlerinin 53. günündeydi. Göze ilk çarpan hayli kilo vermiş olmalarıydı. Tutuksuz yargılanan avukatlar ise tutuklu meslektaşlarından ayrı bir bölümde tutuluyordu. Aralarında yaklaşık 20 metre vardı. Yargılanan avukatları o gün 100’den fazla avukat savundu. Seyirci sıraları da sanık yakınları ve davaya gözlemci olarak katılan Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği’nden (ELDH) avukatlarla doluydu. Basın mensuplarına ayrılan bölümde ise dört muhabir ile CHP’den İstanbul milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Sera Kadıgil ve Ali Şeker ile Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi vardı. Tüm bunlara ek olarak 70’e yakın jandarma da sanık sıralarının çevresindeki, seyirci sıralarının önündeki ve basın mensuplarının olduğu sıralardaki yerini almıştı.

Baro başkanlarına uyarı

Tutuklu avukatları savunan avukatlar arasında 16 tane de baro başkanı vardı. Duruşma başlangıcında söz onlara verildi. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaanın alelacele alındığını belirterek, “Buradaki avukatlar, sadece adil yargılanma talep ettikleri için bir açlık grevi yapmak zorunda kaldı” dedi. Durakoğlu’nun konuşmasını bölen mahkeme başkanı Akın Gürlek, Durakoğlu’nu usule ilişkin konuşma yapması konusunda uyardı. Bu sırada salondaki avukatlar, sıralara vurarak Gürlek’i protesto etti. Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın da, “Delilleri konuşamayacaksak bu yargılamayı niye yapıyoruz?” diye sordu. Gürlek, Aydın’ın da konuşmasını kesti ve aynı gerekçeyle uyardı. 

35 gün bekledik, sonra mütalaa aldık”

Baro başkanlarının konuşmalarının ardından avukatlar, soruşturmanın genişletilmesine ilişkin talepleri olduğunu söyledi. Gürlek, bunları dinlemeden savcıya taleplerle ilgili görüşünü sordu. Bu sırada avukatlar, seslerini Gürlek’e duyurmak için bağırıyordu. Savcının reddedilmesine yönelik görüşünden sonra Gürlek, “Bir önceki duruşmadan sonra 35 gün bekledik. Sanık avukatlarından talep dilekçesi gelmediği için mütalaa aldık” dedi. Gürlek, talepleri, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu belirterek reddetti. Oysa 3 Aralık 2018’deki bir önceki duruşmanın ara kararında sanık avukatlarına taleplerini sunması için bu duruşmaya kadar süre vermişti.

Delil bütünlüğü bozuldu”

Bu tartışmaların ardından sanık avukatlarından Hasan Fehmi Demir söz aldı. Demir, “Yargılamayı bu şekilde yürütmenin bir anlamı yok. Karar verme yetkisi zaten sizde. Acele etmenize gerek yok” dedi ve dosyada araştırılmasını istediği çelişkileri açıkladı. Demir, dosyanın itirafçı tanıkların beyanlarına ve dijital delillere dayandığını söyledi. İtirafçı tanıkların bazılarının istihbarat elemanı olduğunu ve Başkan Gürlek’in onları sorularıyla yönlendirdiğini belirtti. Tanıkların başka davalarda da yargılandığını söyleyen Demir, söylediklerinin doğru olup olmadığını tespit etmek için diğer ifadelerinin de getirilmesi gerektiğini belirtti. Demir, dosyadaki dijital delillerin mahkemenin kaleminde olmadığını anımsattı ve bunlarla ilgili imaj raporuna dayanarak adli bilirkişi Tuncay Beşikçi’den uzman mütalaası alındığını söyledi. Beşikçi’nin Balyoz ve Ergenekon davalarında da bilirkişilik yaptığını, savcılık, Emniyet ve MİT nezdinde güvenilirliği olan biri olduğunu vurguladı. Demir, Beşikçi’nin raporunun sonuç kısmında, “Dijital delillerin hash değerinin (veri üzerinde tahrifat, değişiklik veya bozulma olup olmadığını gösteren özet) el konulmasından 67 gün sonra alındığı, delil bütünlüğünün bozulduğu ve hukuki delil olarak değerlendirilemeyeceği” yazdığını söyledi. 

Tanıklardan bahsetmek yasak!

Sanık avukatlarından Bahattin Özdemir de, sözlerine “Adalete ulaşamayacağımızdan eminiz” diyerek başladı. Gürlek, Özdemir’i “mahkemeyi töhmet altında bıraktığı” gerekçesiyle uyardı. Özdemir, tanık beyanlarındaki çelişkilere dikkat çekerek Gürlek’in tanıkları yönlendirdiğini söyledi. Gürlek, bu sırada yine araya girdi ve Özdemir’i uyardı. İlk gün 15 avukat konuştu. Gürlek, hepsinin sözünü tanık beyanlarından bahsettikleri sırada böldü ve onları uyardı. O gün, duruşmanın sonuna yaklaşırken Selçuk Kozağaçlı ve Behiç Aşçı, açlık grevi nedeniyle kötüleştiler ve salonun alt katında bulunan nezarethaneye götürüldüler. Başkan Gürlek, duruşma sonunda, dokuz avukatın sunduğu soruşturmanın genişletilmesi talepli dilekçeleri ayrıntılı olarak incelediğini, bunların yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, bu nedenle reddettiklerini söyledi.

Kozağaçlı’nın beyanı

Duruşmanın ikinci günü tutuklu avukatların sözleriyle başladı. Her biri gerekçelerini sıralayarak, mahkeme heyetini reddetti. Selçuk Kozağaçlı’nın konuyla ilgili beyanından öne çıkan başlıklar şöyleydi:

“Sizinle tanıştığım için memnunum. Çünkü bu davada olanları biri anlatsa inanmazdım. Hayatımda ilk defa ‘soruşturma aşamasında bütün deliller toplanmıştır’ diye bir karar yazarak kendi varlık nedenini reddeden bir hâkim gördüm.”

“Duruşmanın ilk günü 17 Aralık soruşturmasını yürüten polislerin yargılandığı davada mahkûmiyet hükmü kuruldu. Cemaatin yürüttüğü soruşturmalarda hâkimlik yapan Mehmet Ekinci yan hücrede kalıyor. Rögardan ‘Ben bu hâkimler kadar kötü müyüm’ diye sordu. ‘Hiçbirinizi ayırt etmiyorum’ diye yanıt verdim. Bu davalarda hâkimler, sanık hakimlere yalan söyleyen polislere neden güvendiklerini soruyor. Size de derler.” 

“Kollukla birlikte yalancı tanık yaratma eylemi nedeniyle sizin hakkınızda suç duyurusunda bulunuyorum. Sizin bir örgüt üyesi olduğunuzu düşünüyorum.”

Gürlek, bu sırada araya girerek, Kozağaçlı’ya kendisini bu şekilde itham edemeyeceğini söyledi. Hâkimin reddi gerekçeleriyle ilgili konuşmazsa mikrofonu kapatacağını da ekledi. Kozağaçlı, ret gerekçeleriyle ilgili konuşmaya devam etti. Mahkemenin savcılıktan esas hakkında mütalaa istemesiyle ilgili konuşan Kozağaçlı, Cumhuriyet tarihinde duruşma savcısına mütalaa hazırlaması için üsteleyen başka bir hâkim olmadığını söyledi. Gerekçeleri peş peşe sıralayan Kozağaçlı, “Devletin erklerinden birine mensup olduğunuzu görüyorum. Ama bu yargı erki değil. Sadece sizi değil, temsil ettiğiniz ahlaksızlığı, her şeyi reddediyorum” dedi ve Başkan Gürlek, mikrofonu kapattı. Bu sırada yargılanan avukatların avukatları sıralara vurarak, feryat eden sanık yakınlaarı “Adalet istiyoruz” sloganıyla hâkimi protesto ediyordu. Gürlek, Kozağaçlı’nın sözlerini zapta geçirdi ve tutuklu avukatları salondan çıkardı. Duruşmaya öğle arası verildi.

Avukatlar salona alınmadı

Öğleden sonra tutuklu avukatlar ve tutuksuz yargılanan iki avukat salona alındı, onları savunan avukatların ise salona girmesine izin verilmedi. Sıralarda muhabirler, CHP Milletvekili Mahmut Tanal ve yurt dışından gelen gözlemci avukatlar vardı. Salona alınmayan avukatlar, mahkemenin kararını protesto etmek için koridorda “ÇHD susmadı, susmayacak” diye bağırıyordu. Tutuklu avukatlar da aynı sloganı atmaya başlayınca Gürlek, onları salondan çıkardı ve duruşmaya bir kez daha ara verdi. Avukatlar, salonun içindeki merdivenlerden alt kata indirildiği sırada yurt dışından gelen avukatlar da mahkemenin tutumunu alkışlayarak protesto ediyordu. Salondaki herkes dışarı çıkarılırken tutuklu avukat Aycan Çiçek’in annesi “Yavrumu görmek istiyorum” diye içeri girmeye çalıştı. Jandarmalar, onu kollarından tutarak dışarı attı. Kısa bir aradan sonra salona yalnızca tutuksuz yargılanan avukatlar Ahmet Mandacı ve Zehra Özdemir alındı. Onları savunan avukatlar da durumu protesto için salonun kapısında slogan atıyordu. Mandacı ve Özdemir, hâkimin ara kararını açıkladığını söyledi. Karara göre, heyetin reddine ilişkin talepler reddedilmişti. Kozağaçlı hakkında da suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmişti. 

Gözlemci avukatlar, duruşma bittikten sonra salonun bulunduğu bina önünde basın açıklaması yaptı. Avukatlar, yargılanan avukatlar için endişeli olduklarını söyleyerek,dünyanın hiçbir yerinde avukatsız yargılama yapılamayacağını, bunun uluslararası kanunlarca yasak olduğunu vurguladı. Yargı bağımsızlığının, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğini söyleyen avukatlar, demokrasinin temel ilkeleri için kaygılı olduklarını söyledi.

Son söz soruldu

Duruşmanın üçüncü gününde tutuklu avukatlar salonda değildi. Avukatları savunan avukatlar da duruşmaya katılmadı. Sanık sıralarında yalnızca tutuksuz yargılanan avukatlar Ahmet Mandacı ve Zehra Özdemir oturuyordu. Buna karşın önlem için salonda 100’ü aşkın jandarma vardı. İzleyici sıralarında sanık yakınları, basın mensuplarına ayrılan bölümde de dört muhabir vardı. Başkan Akın Gürlek, önce Mandacı’yı kürsüye çağırdı ve esas hakkındaki savunmasını sordu. Mandacı, söyleyeceklerini daha önce dile getirdiğini belirterek, “Avukatım eşim. Raporlu olduğu için duruşmaya katılamadı” dedi. Ardından Özdemir, savunması için kürsüye çağrıldı. Özdemir de, “Şu aşamada savunma yapamıyorum çünkü avukatımın duruşmaya girmemesi yönünde karar verdiniz. Daha önce de beyanda bulunmuştum ancak taleplerim yerine getirilmedi” dedi. Ardından Başkan Gürlek, her ikisinden son sözlerini sordu. Mandacı, “Avukatımla beraber son sözümü söylemek isterdim” dedi. Özdemir de aynını söyledi. Gürlek de, hükmün öğleden sonraki oturumda açıklanacağını söyledi ve duruşmaya ara verdi. 

Mahkeme, öğleden sonraki oturumda hükmü açıkladı. Hüküm açıklanırken salonda yalnızca tutuksuz avukatlar Ahmet Mandacı ve Zehra Özdemir, sanık yakınları, muhabirler ve jandarmalar vardı. Salona alınmayan avukatlar da kapıda ıslık, alkış ve sloganlarla mahkemeyi protesto ediyordu. Başkan Gürlek’in okuduğu hüküm şöyle:

  • Selçuk Kozağaçlı, Aytaç Ünsal, Engin Gökoğlu: Örgüt üyeliği suçundan 11 yıl 3 ay (Tutukluluğun devamına karar verildi)
  • Barkın Timtik: Örgüt kurmak ve yönetmek suçundan 18 yıl 9 ay (Tutukluluğunun devamına karar verildi)
  • Behiç Aşçı: Örgüt üyeliği suçundan 12 yıl (Tutukluluğunun devamına karar verildi)
  • Aycan Çiçek: Örgüt üyeliği suçundan 9 yıl (Tutukluluğunun devamına karar verildi)
  • Ebru Timtik. Örgüt üyeliğinden 13,5 yıl (Hakkındaki yakalama kararının infaz edilene kadar devam etmesine karar verildi)
  • Şükriye Erden: Örgüt üyeliği suçudan 12 yıl ( Hakkındaki yakalama kararının infaz edilene kadar devam etmesine karar verildi)
  • Naciye Demir: Örgüt üyeliği suçundan 9 yıl ( Hakkındaki yakalama kararının infaz edilene kadar devam etmesine karar verildi)
  • Özgür Yılmaz: Örgüt üyeliği suçundan 13,5 yıl ( Hakkındaki yakalama kararının infaz edilene kadar devam etmesine karar verildi)
  • Ayşegül Çağatay, Yağmur Ereren, Didem Baydar Ünsal, Yaprak Türkmen: Örgüte yardım suçundan 3 yıl 9 ay (Yurt dışına çıkışları yasaklandı)
  • Ahmet Mandacı, Zehra Özdemir: Örgüte yardım suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün (Yurt dışına çıkışları yasaklandı. Mandacı’nın ev hapsi kaldırıldı.
  • Ezgi Çakır: Örgüt üyeliği suçundan 8 yıl (Tutuklanmasına yönelik kuvvetli suç şüphesi olduğu ancak çocuğu olması nedeniyle ev hapsine mahkûm edilmesine karar verildi.)

Çizimler: Murat Başol

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus