Türkiye’deki Suriyeli gençlere yönelik riskler nasıl azaltılır? Uluslararası Kriz Grubu raporu

Uluslararası Kriz Grubu (International Crisis Group) Türkiye’nin sınır illerinde yaptıkları saha çalışmasına dayanan, Şubat 2019’da İngilizce yayınlanan “Şanlıurfa’daki Suriyeli Genç Mültecilere Yönelik Riskleri Azaltmak” isimli raporun analizini kamuoyuyla paylaştı. Analizde Suriyeli gençlerin suça sürüklenmesi, istismara uğraması ve militan gruplara katılması gibi riskleri azaltmak için alınabilecek önlemlere yer verildi.

Uluslararası Kriz Grubu, 2018 yazında başta Şanlıurfa olmak üzere Türkiye’nin sınır illerinde Suriyeli mülteci gençlerle bir saha çalışması gerçekleştirdi. Çalışmanın sonuçları suç örgütleri, kaçakçı ve militanların Suriyeli gençleri yasadışı faaliyetlere çekmeye çalıştığını, özellikle çaresiz ve kimlik kargaşası yaşayan Suriyeli gençlerden faydalanmayı amaçladıklarını ortaya koydu. Çalışmayla ayrıca, bazı genç Suriyeli kadın ve kız çocuklarının gayrimeşru evliliklere ve cinsel istismara itildiği tespit edildi. .

Dört başlık altında açıklanan raporda ortaya konulan tespitler ve çözüm önerileri şöyle:

Geçim kaynaklarının kısıtlı olması

“Mültecileri suç örgütlerinin istismarına açık hale getiren faktörlerin başında yüksek orandaki yoksulluk ve işsizlik gelmektedir. Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin yaklaşık yüzde 50’si yoksulluk sınırının altında yaşamakta, ailelerin yüzde 65’i kayıtdışı çalışarak geçimini sağlamaktadır. Ekseriyetle tekstil, mobilya ve ayakkabı imalathanelerinde, inşaat şantiyelerinde veya mevsimlik tarım işçisi olarak çok düşük ücretlere, güvencesiz koşullarda ve sömürüye açık şekilde çalışmaktalar. Türkiye’nin ekonomik büyümesinin yavaşlaması ile birlikte özellikle gençler arasında işsizliğin arttığı bir dönemde, kayıtlı ekonomide Suriyelilere iş sahası yaratılması olası görülmemektedir. Kayıtlı ekonomide Suriyelilerin iş bulabileceği alanların kısıtlı olacağı gerçeği ışığında orta ve uzun vadede hem Suriyeliler hem de Türkiye vatandaşları için istihdam alanlarını genişletmeye yönelik politikalar geliştirilmelidir. Bunun için Ankara, finansman desteği sunan Avrupalı ülkelerin yardımıyla mevcut çıraklık sistemini güçlendirebilir, tarım işletmelerinin kurulması için daha fazla eğitim ve mikro kredi desteği sağlayabilir ve küçük ölçekli kooperatifleri destekleyebilir. Aynı zamanda çalışma çağında olan Suriyelilerin Türkiye’nin kalkınma stratejileri doğrultusunda işgücü açığının olduğu illere yönlendirilmelerinin desteklenmesi önemli bir katkı yapabilir.”

Okullaşma ve eğitim ile ilgili zorluklar

“Halihazırda Suriyelilerin ilkokul düzeyinde okullaşma oranı yüzde 97’yi bulurken, bu oran ortaöğretime gelindiğinde (5. sınıf) yüzde 56 civarına düşmektedir. Halen yaklaşık 400 bin kadar okul çağındaki Suriyeli çocuğun herhangi bir okula kaydı yoktur. İlkokulu bitiren çocuklar genelde kayıtdışı ekonomide çalışarak aile bütçelerine katkı sunmak üzere okulu terk etmektedir. Kız çocukları için ise erken yaşta evlilikler (Türk kanunlarına aykırı olarak, kimi zaman imam nikahı yolu ile çokeşli evliliklere dahil olarak) okulu terk etme sebeplerinden biridir. Yoksul ve yıkıma uğramış aileler için bu tür evlilikler ekonomik güvenceye kavuşmanın bir yolu olarak görülürken genç kadınların istismarına yol açabilmektedir. Özellikle Şanlıurfa gibi genç/çocuk nüfusun yüksek olduğu ve sisteme her öğretim yılında ciddi oranda öğrencinin dahil olduğu bölgelerde eğitim sistemi fiziki kapasite, öğretmen sayısı ve öğretim kalitesi açısından büyük baskı altındadır. Her yıl sisteme katılan yeni öğrenci sayısı göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin hem daha fazla öğretmen ataması hem de yeni okullar inşa etmesi ve özellikle bu dönemdeki hızlı öğrenci artışının getirdiği yükü sırtlayabilmesi için desteğe ihtiyacı olacaktır. Kriz Grubu olarak 2018’den bu yana savunuculuğunu yaptığımız konulardan biri de devlet okullarının halihazırda geçici eğitim merkezlerinde çalışan ve deneyimli Suriyeli öğretmenlerin –sözleşmeli ve geçici süreyle de olsa- devlet okullarında istihdam edilmesidir. Erken yaşta yapılan evliliklerin önlenmesi ve kız çocuklarının önündeki seçeneklerin arttırılması için Ankara, muhtemel AB desteği ile kız öğrencilerin ilköğretimden sonra okula devam etmeleri için teşvik sağlamalı, örneğin okula giden kızların ailelerinin aldığı maddi teşvik miktarını artırmalıdır. Ayrıca, okullarda çocuklara ve ailelere cinsel şiddet/ayrımcılık ve gayrimeşru evlilikler konusundaki yasal hakları hakkında bilgilendirme çalışmaları yaygınlaştırılmalı, korunma hizmetlerinin kapasitesi artırılmalıdır.”

Yetersiz psiko-sosyal destek

“Savaşta yaşanmış travmalar genellikle ekonomiye ve eğitim sistemine entegrasyon ile ilgili güçlükleri daha da ağırlaştırmaktadır. Bugün 15-24 yaş arasındaki birçok Suriyeli genç Suriye’den kaçmadan önce aile yakınlarını ve arkadaşlarını kaybetmiş, evlerinin ve geçim kaynaklarının yıkımına tanık olarak büyük acılar yaşamıştır. Travma ve yoksulluk, gençlerin yeni beceriler kazanabilecekleri ve nispeten koruma altında olacakları okulları bırakmalarına neden olmaktadır. Bu durum hem yaşadıkları toplum ile yapıcı bir ilişki kurmalarını hem de üretken bireyler olmalarını engellemektedir. Devlet kaynakları ve kapasitesi, travma yaşamış çok sayıda gençten oluşan büyük bir nüfusun psiko-sosyal gereksinimlerini karşılamada yetersiz kalmaktadır. Okullara kayıtlı öğrenciler için rehberlik servislerinin sunmakla yükümlü olduğu psiko-sosyal destek hizmetlerinin Suriyeli çocuk ve gençlerin daha fazla faydalanabileceği şekilde geliştirilmesi elzemdir. Bunun için Suriyeli rehberlik öğretmenlerinin eğitilmesi ve kadrolu rehberlik öğretmenlerine ‘yardımcı’ olacak şekilde en azından geçiş sürecinde istihdam edilmesi düşünülebilir. Böylece rehberlik servislerinin karşılaştığı dil engeli de aşılabilir. Kadın rehberlik öğretmenlerinin bu birimlerde görevlendirilmesine öncelik tanınması, kız çocuklarının istismar ve benzeri sorunlarını daha rahat ifade etmesini sağlayabilir. Okullara kayıtlı olmayan çocuk ve gençler için, Milli Eğitim Bakanlığı il müdürlüklerine bağlı Rehberlik Araştırma Merkezleri ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmet Merkezleri psiko-sosyal destek sunmakla görevlidir. Kriz Grubu’nun Şanlıurfa’daki saha araştırması, bu mercilerin insan kaynağı ve yerel halka erişim konusunda yeterli kapasiteye sahip olmadığını ortaya koymuştur. Merkezden bakanlıkların il müdürlüklerine var olan mültecilerin sayısına oranla bütçe aktarılmaması, destek personelinin savaş travmalarının ele alınması ve Arapça hizmet sunma konusunda yetersiz kalınması bu kapasite eksikliğinin başlıca sebeplerindendir. Halihazırda devlet kurumlarının bu alandaki açığını, yerel STK’lara bağlı genelde Batılı kaynaklar ile desteklenen toplum merkezleri doldurmaktadır. Bu STK’larda yereldeki mülteci gruplarla yakın temas kurabilen Suriyeliler de çalışmaktadır. Ankara ve AB üyesi finansman sağlayıcı ülkeler, STK’ların yönettiği psikolojik danışmanlık ya da katılımcı etkinlikler yoluyla psiko-sosyal programlar sunan toplum merkezlerini ve ilgili bakanlıkların il müdürlüklerini daha fazla desteklemelidir. AB ve üye ülkeleri bu alanda devlet-STK iş birliğini güçlendirecek programlara da daha fazla fon ayırmalıdır.”

Güvenlik açıklarının giderilmesi

“Yukarıda da anlatıldığı üzere travma, yoksulluk, istismar ve sömürü gençleri kaçakçılık, uyuşturucu, fuhuş ve şantaj çetelerinin, nefret ve şiddeti teşvik eden örgütlerin hedefi haline getirebilmektedir. Kriz Grubu’nun yaptığı saha araştırmasında karşılaştığı bazı örneklerde, Suriye’de savaşan (Heyet Tahrir el Şam, HTŞ, gibi) militan gruplara sempati duyan sivil örgütlerin/derneklerin, din eğitimi ve kültürel programlar sunma bahanesiyle gençleri saflarına katma ve uzun vadede militan devşirebilecekleri bir zemin oluşturmak amacıyla endoktrine etme çabası içinde olduğu görülmüştür. Son yıllarda Ankara sınır güvenliğinde hatırı sayılır iyileştirmeler yapmıştır ancak sınırın iki tarafındaki aracılar ve rüşvet yoluyla, yaklaşık 1.500-2.000 Amerikan doları karşılığında sınırın yasadışı yollarla geçilmesi mümkün olmaktadır. İstismar amacı güden kişi ve gruplarla mücadele için Türkiye, Suriye sınırında rüşvete karşı daha sıkı önlemler alarak güvenliği artırılabilir. Savunmasız gençleri korumanın yanı sıra bu önlemler Türkiye ya da Avrupa’da şiddet eylemleri gerçekleştirmeyi planlayabilecek cihadcıların (özellikle İdlib’den) ülkeye sızmasını zorlaştırabilir. Avrupa Birliği sınır güvenliği konusunda teknik destek ve uzmanlık sağlamaya devam etmelidir. Ankara ayrıca, Suriyelilerin düzenlediği din eğitimi programları üzerindeki denetimini sıkılaştırmalı ve Suriyeli gençleri istismar eden yasadışı suç ağları ile mücadelesini geliştirmelidir. Bu adımlar Türkiye’deki Suriyeli mülteci gençlerin güvenli bir ortamda büyüyerek Türkiye’de ya da ülkelerine dönme durumlarında Suriye’de, toplumun verimli birer bireyi olmalarına yardımcı olacaktır. Mülteci gençlerin gereksinimlerine yanıt verecek politikalar uzun vadede Türkiye’yi daha istikrarlı kılacak ve kurumsal kapasitesini güçlendirecektir.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar