Konca Kuriş’in oğlu Yahya Kuriş: “Annem çok cesurdu, hiçbir şeyden korkmazdı. Biz her şeye rağmen ayakta durabiliyorsak annem sayesindedir”

Feminist yazar Konca Kuriş’in katledilişinin 21. yıldönümü. Oğlu Yahya Kuriş, annesi için, “Annem çok cesurdu, hiçbir şeyden korkmazdı. Bizi de böyle yetiştirdi, hâlâ yaşanan travmaya rağmen ayakta durabiliyorsak annem sayesindedir” dedi.

17 Temmuz 1998’de Hizbullah tarafından katledilen feminist yazar Konca Kuriş, eşi Orhan Kuriş’in yanında zorla bir arabaya bindirilerek kaçırıldı. 38 yaşında yaşamını yitiren Kuriş’in cansız bedeni 555 gün sonra, yani 20 Ocak 2000’de Konya’da bir evin bodrumunda, üzerine beton dökülmüş olarak bulundu.

Yahya Kuriş ile annesi Konca Kuriş’i konuştuk. Yahya Kuriş annesini anlatırken hayatında üç dönemi olduğunu vurguladı. Kuriş, “Çocukluk ve ergenlik döneminde bambaşka bir Konca var. Evlendikten sonraki zamana kadarki süreç bambaşka. 88’den sonraki yaşadığı hayat ise onun bu sürecin en sonuna geldiği süreç. Karakter olarak farklı Konca değil, farklı yaşam biçimi olarak üç farklı Konca görebiliriz” dedi.

Yahya Kuriş, annesinin çocukluğunda ve gençliğinde bildiği doğrudan vazgeçmeyen, kimsenin boyunduruğu altında olmayan bir karaktere sahip olduğunu söyledi. Atatürkçü bir ailenin içerisinden gelen annesinin, babasıyla evlendiğinde dindar bir aileye gelin gittiğini aktardı:

“Annem evlendiğinde istenmeyen kişi oluyor çünkü çok rahat, modern giyimli bir kadın, başı açık bir kadın. Evlilik hikâyeleri de çok ilginç, normal şartlarda erkekler kadınları kaçırır ama annem babamı kaçırmış. Bu süreç içerisinde çok ciddi baskılara maruz kalıyor annem, örtünüp dinî vecibeleri yerine getirmesini, bu inançtaki insanlar gibi olmasını talep ediyorlar. Babamın ailesi o dönemde annemi kendi istedikleri formata sokma düşüncesiyle ailedeki Nakşibendi tarikatına üye olanlar annemi Menzil’e götürüyorlar. Ben o zaman orta birinci sınıfa gidiyordum, bir geldim ki annem örtünmüş. Bu benim için de travmatik bir şeydi, annemin hiç şahit olmadığım bir görüntüsüyle karşı karşıyaydım.” 

Kuriş, annesinin örtündükten sonra bir buçuk yıl tarikatın içerisinde kaldığını, sürekli araştırma yaptığını, “sadece Kur’an” diyen bir grupla tanıştığını, sorgulamaya devam ettiğini, tarikattan koptuğunu ve farklı mezhepleri öğrenmeye başladığını da sözlerine ekledi: 

“Hayatına o dönemde kendini ‘Hizbullah’ diyen bir topluluk da giriyor. Ama onların örgütle hiçbir bağı yok, orada bir yanılma var. Hizbullah, Allah’ın yolunda ilerleyenlere verilen bir sıfat. Annem de kendini hizbullahi hissediyor; ama bu cihad, ülkedeki özellikle Güneydoğu’daki, bugünkü Ortadoğu coğrafyasındaki örgütten bahsetmiyoruz. Bir sıfat kendilerine bunu söyleyen insanlarla da bir araya gelmeye başladı annem. Sonrasında o tayfanın ne kadar katı, dogmalarla dolu olduğunu görüyor, içlerinde takılıp kalmıyor. Annem sürekli bir değişim içerisinde.

Annesinin farklı zamanlarda üç kere tehdit edildiğini anlatıyor Yahya Kuriş: 

“1994 yılında annem bir kadın sempozyumunu düzenliyor Mersin’de. İlk radikal çıkışını orada yapıyor, ben de o dönem lisedeydim. Kur’an’ın yeniden tercümesinin yapılmasını talep ediyor oradaki topluluktan ve bir kadın gözüyle bakılması gerektiğini söylüyor. Çünkü ayetlerde kesinlikle örtünün olmadığını, adetliyken ibadet yasağının olmadığını söylüyor. Kuran çevirisi/yorumlarındaki erkek egemen kültürden gelen anlayış ile kadına adeta yaşam alanı tanımayan dar çevçeveli bakış açısını eleştirmiştir. İlk radikal çıkışı burada oldu, topluluk içerisinden ‘Sen Kuran’ı yeniden mi yorumlamak, yeniden mi yazmak istiyorsun?’ diye bazı çıkışlar olmuştu. İlk tehdidini burada almıştı, ‘Bu senin sonunu getirir, kendi sonuna imza atıyorsun’ demişlerdi. Daha sonrasında çevresinde kadınlardan bir kitle oluşmaya başladı.  Annemin teyzesi Mersin’de Bağımsız Kadın Derneği’ni kurmuştu, Türkiye’de ilk feminist hareketi başlatanlardandır. Annemin teyzesiyle olan teması da bir anda feminist kimliğinin öne çıkmasını sağladı.

Konca Kuriş: “Artık televizyonlara çıkmamam ve konuşmamam gerektiğini söylediler

Annem çok cesurdu, korkmazdı hiçbir şeyden. Bizi de böyle yetiştirdi, hâlâ bu kadar yaşanan travmaya rağmen ayakta durabiliyorsak annem sayesindedir. Bir televizyon programına telefonla bağlandığında ‘Adem’in peygamber olmadığını mı iddia ediyorsunuz?’ diye bir çıkışta bulunmuştu moderatör. Annem de Adem ile Havva’nın ne olduğunu anlatmaya çalışırken alt bantta ‘Konca Kuriş Adem peygamberi reddediyor’ yazıyordu. Ertesi gün annemin atölyesinde otururken telefon çaldı ve annemin suratı bir anda buz kesti, telefonu kapattı. ‘Tehdit edildim. Artık televizyonlara çıkmamam ve konuşmamam gerektiğini söylediler’ dedi.”

“Öldüremediler, ölümsüzleştirdiler”

Konca Kuriş’in katledilişinin üzerinden 21 yıl geçti. Yahya Kuriş, annesinin kadın hareketleri içinde bir milat olduğunu vurguluyor:

“16’yı 17’ye bağlayan temmuz gecesiydi. 21 yıl oldu. Annemin istediği şey insanlara dokunmak ve bir nebze olsun kadın hareketi üzerinden bir direnişi tetiklemekti. Bugün karşılıklı oturup tartışamayacak insanları bile bugün kendi davasında, kendi iddiası üzerinden bir araya getirmiş annem. Bunu istedi ve bunu başardı. Annemi öldüremediler, ölümsüzleştirdiler. Annem kadın hareketleri içinde milattır.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar