İstanbul’da kaydı olmayan Suriyeliler için süre uzatıldı, peki bundan sonra ne olacak?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul’da kayıtlı olmayan Suriyeliler’in kayıtlı oldukları illere dönmeleri için tanınan sürenin 30 Ekim’e kadar uzatıldığını açıkladı. İstanbul Valiliği, 22 Temmuz’da yaptığı basın açıklamasında, bu sürenin 20 Ağustos’ta sona ereceğini duyurmuştu. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Yasemen Öztürkcan ve İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı Metin Çorabatır’la bundan sonra olabilecekleri konuştuk.

Katıldığı bir televizyon programında hükümetin Suriye politikasına ilişkin soruları yanıtlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Suriyeli sivil toplum örgütlerinin talebi üzerine uygulamada değişikliğe gidildiğini belirtti. Soylu, “Yaptığımız görüşmelerde ‘Sadece kayıtlı olduğumuz değil, biz istediğimiz vilayete de gidebilir miyiz?’ diye sordular. Evet gidebilirsiniz. Size bu imkânı da tanıyoruz. Yani istediğiniz vilayete gideceksiniz. Size yol izin belgesi vereceğiz. Sizi orada kayıtlayacağız. Orada yaşamınıza devam edeceksiniz” dedi.

“Çözüm, belirli bir politika geliştirmek ve bunu saklamamak”

Medyascope’a konuşan İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Yasemen Öztürkcan, “Bütün Suriyeliler 40 gün önce sabah kalktılar, Göç İdaresi’nin politika değiştirdiğini öğrendiler” diyor. Bu belirsizliğin, göçmenlerde korku ve kaygı yarattığına dikkat çeken Öztürkcan, çözümün sadece süreyi uzatmak olmadığını söylüyor:

“Çözüm, ilk başta belirli bir politika geliştirmek ve bu politikaları muhataplarından saklamamak. Bunu bir sır gibi, operasyon gibi görmemek lazım. Kamu düzenini oturtmak için bir uygulama geliştiriliyorsa, öncelikle Suriyeli temsilcilerle görüşmek gerekiyor.”

“Erteleme kararı doğru fakat 30 Ekim’den sonra ne olacak?”

Uygulamanın ertelenmesini, “doğru ve yerinde” olarak değerlendiren Öztürkcan, “‘Uzatmak yanlış oldu’ diyemem. 40 gün içinde kimseye ‘Şehri boşaltın’ denmezdi zaten. Uygulama da insani değildi. Olmadığı görülünce de uzatıldı” deyip soruyor: “Peki, 40 gün içinde gidenlerin suçu neydi? En önemlisi de şu; 30 Ekim’den sonra ne olacak?”

“Gönderme kararı seçim sonrası kamuoyunu yumuşatmak içindi”

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı Metin Çorabatır da, kararın 23 Haziran Yerel Seçim sonuçları nedeniyle “mülteci aleyhtarı kamuoyunu yumuşatmak için” verildiğini düşündüğünü söylüyor ve ekliyor:

“Bu, uygulaması zor bir karar. Yollasalar bile Suriyeli göçmenleri alacak şehirlerde kapasite yok. Onları İstanbul’a veya diğer büyükşehirlere yönlendiren sebepler hâlâ duruyor. Bunların başında işsizlik ve konut sorunu geliyor. Daha da önemlisi, küçük yerlerde daha görünür oldukları için ırkçı saldırılara tabi oluyorlar. İstanbul’un göçmenlerce tercih edilmesini ağır bastıran sebepler ortadan kalkmadıkça, gönderilseler bile tekrar gelecekler.”

“Hassas davranılmalı”

Bu kararın, “sınır dışı edilmek” anlamına gelmediğine dikkat çeken Çorabatır, Türkiye’nin, 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne taraf bir ülke olduğunu hatırlatıyor: “Görgü tanıklarına dayandırılan bazı iddialar ortaya atıldı. ‘İstanbul’da kimlik kontrolü sırasında gözaltına alınıp İdlib’e gönderildi’ deniyordu. Bu, bana çok mantıklı gelmiyordu. Türkiye sınır dışı etse bile, İdlib’e etmez. Orada Suriye rejiminin ve Rusya’nın saldırıları var. Türkiye bile bile insanların hayatlarını tehlikeye atmaz, ama -her ne kadar hükümet yalanladıysa da- tarafsız gözlemcilerin sözlerini de duymamız lazım. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği bu konuda hiçbir açıklama yapmadı. Bu konularda hassas davranılmalı.”

Çorabatır, bu açıklamaların, Suriyeli göçmenlerin psikolojisini ve yaşamını nasıl etkilediğine yönelik sorumuza da şu yanıtı veriyor:

“Çok sayıda müracaatçı geldi. ‘Nereye gideceğiz, nasıl gideceğiz, ne yapacağız’ gibi bir rahatsızlık oldu. Mülteciler hassas gruplardır; elbette büyük bir rahatsızlık yarattı.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar