DİSK, İŞKUR önünde basın açıklaması yaptı: “Çarklar dönecek inadı ile daha kaç işçi hayatını kaybedecek?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), İstanbul İŞKUR önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı okuyan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Dün bir mücadele arkadaşımızı kaybettik. Sendikamızın İstanbul Avrupa yakası temsilcisi Hasan Oğuz, hemen karşımızdaki Galataport inşaatında çalışıyordu. Galataport şantiyesinde 3 Nisan günü 3 pozitif vaka tespit edildi ama buna rağmen şantiye durdurulmadı. Bu salgın günlerinde Galataport inşaatına devam etmek çok mu gereklidir?” diye konuştu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), “ücretsiz izin dayatması” ve “sefalet ödeneği” yasa taslağına karşı İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü (İŞKUR) binası önünde basın açıklaması düzenledi.

Basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu okudu. İŞKUR binası önünde gerekli önlemleri alarak ve sınırlı sayıda kişi ile basın açıklaması yaptıklarını belirten Çerkezoğlu, “İşyerlerinde, fabrikalarda, atölyelerde, inşaatlarda, madenlerde binlerce, yüzbinlerce işçi arkadaşımız hiçbir önlem alınmadan, evine ekmek götürmek için çalışmak zorunda bırakılıyor” dedi.

“Bu nasıl bir sınıf ayrımcılığıdır”

“Ülkeyi yönetenlerin sürecin ciddiyetiyle bağdaşmayan, sadece sermayeyi korumaya yönelik politikalarına devam ettiğini” söyleyen Çerkezoğlu şöyle devam etti: “Aklın ve bilimin şart koştuğu önlemler alınmamakta, işçi sınıfının evde kalması engellenmektedir. Hafta sonları sokağa çıkma yasağı koyup hafta içi işe gitme zorunluluğunu dayatmanın akla, mantığa, bilime ve vicdana dayanan hiçbir açıklaması olamaz. Türkiye, sadece hafta sonları bulaşan bir virüs tehlikesiyle mi karşı karşıyadır? Bu nasıl bir ciddiyetsizliktir, bu nasıl bir akılsızlıktır! Bu nasıl bir sınıf ayrımcılığıdır.” 

“Dün bir mücadele arkadaşımızı kaybettik”

Dün itibarıyla 257 DİSK üyesi işçide koronavirüs saptandığını ve 407 işçinin karantina altında olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu. “Önceki haftalarda kaybettiğimiz iki arkadaşımızdan sonra dün de bir mücadele arkadaşımızı kaybettik. Devrimci Yapı-İş sendikamızın İstanbul Avrupa Yakası Temsilcisi Hasan Oğuz, hemen karşımızdaki Galataport inşaatında çalışıyordu. Galataport şantiyesinde 3 Nisan günü 3 pozitif vaka tespit edildi ama buna rağmen şantiye durdurulmadı. İşçiler çalışmaya zorlandı ve bundan dört gün sonra, 7 Nisan günü Hasan arkadaşımız kalp kriziyle hastaneye kaldırıldı ve ne yazık ki kurtarılamadı. Dün kendisini kaybettik. Hasan arkadaşımızın ölüm raporunda ölüm şekli ‘bulaşıcı hastalık’ olarak belirtildi. Öfkemiz büyük” dedi.

Çalışma zorlaması devam ederse işçiler arasında vaka sayısının daha fazla artacağını söyleyen Çerkezoğlu, “Daha çok yurttaşımızı ve üyemizi, işçi arkadaşımızı kaybetmekten dolayı kaygımız büyüktür” diye konuştu.

Hemen şimdi zorunlu ve acil işler dışındaki tüm işlerin durdurulması gerektiğini belirten Çerkezoğlu, “Akıl ve bilime meydan okuyan çarklar dönecek inadı ile daha kaç işçi hayatını kaybedecek? Dönen çarklar, ölen insanlarımızı geri getirecek mi? Bu salgın günlerinde Galataport inşaatına devam etmek çok mu gereklidir?” diye sordu.

 “Çalışanlar ayda net 1168 liralık bir ödeneğe mahkûm edilmek istenmektedir”

Hükümetin işsizlik sigortası fonundan işçiye daha az ödeme yapmak için yeni bir yol icat etmeye çalıştığını söyleyen Çerkezoğlu, “Ücretsiz izne çıkarılan işçilere, normal şartlarda hak edecekleri işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğinden çok daha düşük ödeme yapılması amaçlanmaktadır. Taslakta yer alan miktar, asgari ücretle çalışan bir işçiye ödenen en düşük işsizlik ödeneği miktarıyla aynıdır. Koronavirüs süresince işçilerin çoğunluğu günde 39 liraya, ayda net 1168 liralık bir ödeneğe mahkûm edilmek istenmektedir” dedi.

Çerkezoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Toplumsal servetin büyük bir kısmını elinde tutan bir avuç azınlığın da elini taşın altına  koymalıdır. Aklın, bilimin, hukukun ve vicdanın emrettiği bu düzenlemelerin bugüne kadar hayata geçirilmemesinin sebebi kaynak yokluğu değil, iktidarın sınıfsal ve siyasal tercihleridir. Bu akıldışı tercihlerden derhal vazgeçilmelidir. Son yıllarda hükümet tarafından bir işveren fonuna dönüştürülmüş olan fon kaynakları, salgının toplumsal tahribatının önlemek amacıyla kullanılmalı ve yeni kaynaklar yaratılmalıdır.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus