Türk Eczacıları Birliği Başkanı Erdoğan Çolak ile söyleşi: “Yaklaşık 20 milyon kişinin grip aşısı yaptırması gerekiyor fakat elimizdeki aşı sayısı bir buçuk milyon”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla beraber grip aşısının kimlere ve nasıl uygulanacağı merak ediliyor. Eczanelerde rasgele satışının yasak olduğu söylenen grip aşısı nasıl temin ediliyor, risk grupları hangi kriterlere göre belirleniyor ve şu anda aşıya talep ne durumda? Bu soruların cevabını Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak’a sorduk.

“Sağlık Bakanlığı’ndan bize gelen bir yazı yok”

Grip aşısı olmak isteyenlerin nasıl bir süreçten geçtiğini anlatan Çolak, aşının ilaç depolarından istendiğini ve depodan geldikten sonra hastaya verildiği söyledi. Çolak’a “Prosedürle ilgili Sağlık Bakanlığı’ndan herhangi bir yazı geldi mi?” sorusunu yönelttiğimizde, eczanelere Sağlık Bakanlığı’ndan herhangi bir yazının gelmediği yanıtını aldık:

“Sağlık Bakanlığı’ndan bize gelen herhangi bir yazı yok. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın basına ve bize yansıyan açıklaması var. Ayrıca bir de sağlık müdürlüklerinin aile hekimlerine yolladıkları aşıların veriliş süreciyle ilgili şablonlar var. Biz de e-nabız’a girdiğimizde bunları görebiliyoruz. Aile hekimlerine Reçetem sistemi üzerinden yazılması söylendi. Reçetem sistemine girdiğinizde orada böyle bir uygulamaya imkan verdiğini görüyoruz. Bize resmi açıklama gelmedi ama açıklamalara baktığımız zaman doğruluğunu görüyoruz.

Süreç şu şekilde işliyor: İlk aile hekimliğine gidiliyor. Aile hekimleri Reçetem sistemi üzerinden sizin riskli grupta olup olmadığınızı görüyor ve buna göre aşıyı yazıyor. Size bir karekod veriyor. O kodla eczaneye gittiğiniz zaman, eczacı kodu girip aile hekiminin yazdığı reçeteyi görüp depodan aşıyı istiyor ve depodan geldikten sonra hastaya veriyor.”

Aşıların kimlere yapıldığı ve risk grubunun hangi kriterlere göre belirlendiği de bir diğer tartışma konusu. TEB Başkanı Çolak, risk grubunun dört kategoriye ayrıldığını söyledi ve Çok riskli gruplar, orta riskli gruplar, riskli gruplar ve diğerleri olarak dört kategoriye ayrılıyor. Organ yetmezliği olan, ileri derece kanser hastası, AIDS hastası gibi insanlar öncelikli. Daha sonra kronik rahatsızlığı birden fazla olanlar, kronik rahatsızlığı olanlar, ondan sonra diğerleri gibi birkaç kategoriye ayrıldı” dedi. 

“Ekim ayının sonunda salgın grip vakalarıyla birlikte ayırt edilemeyecek bir noktaya gelebilir”

Koronavirüsün belirtileri gribin belirtilerine benzediği için vatandaşların endişeli olduğunu, aşı yaptırmanın özellikle bu dönemde önemli olduğunu söyleyen Çolak, grip aşılarının yüzde 35 oranında bir koruma sağladığını ve herkesin kendi tedbirini alması gerektiğini hatırlattı:

“Grip aşıları yüzde 35 civarında bir koruma sağlıyor. Size dozu azaltılmış bir mikrop veriliyor ve vücudunuz ona karşı bir reaksiyon oluşturuyor. Diğer mikroplara karşı da bir hazırlık safhası olmuş oluyor. Ama koronavirüs bu süreçte önemli bir unsur haline geldi. Biliyorsunuz koronavirüs damlacık yoluyla bulaşan bir hastalık ve gribal enfeksiyona da belirtileri daha ağır seyretmesine rağmen benziyor. Koronavirüs, gribe göre en az 10, 20 kat daha salgın durumunda ama bu dönemde aşı yaptırılması çok önemli. Bunun yanı sıra, her gün söylediğimiz maske, dezenfektan meselesine de daha çok özen gösterilmesi gerekiyor. Özellikle ekim ayı sonunda grip vakalarıyla birlikte ayırt edilemeyecek bir noktaya gelebilir. Onun için bu maske, mesafe ve hijyen meselesi daha önemli hale geliyor.”

“Yaklaşık 20 milyon kişinin aşı yaptırması gerekiyor fakat elimizdeki aşı sayısı bir buçuk milyon”

Çolak, aşılara ve ilaçlara talebin arttığını ve bu yıl 120 binin üzerinde zatürre aşısı verildiğini söyledi:

“Her yıl, ‘Türkiye’de organ yetmezliği olanların, ileri derecede kanser hastası olanların, 65 yaş ve üzeri olanların, hamilelerin, yedi yaş altı gelişimini tamamlamamış çocukların aşı yaptırmaları gerekir’ açıklamasını yapıyoruz. Bunu nüfusa vurduğumuz zaman aşağı yukarı 20 milyona yakın bir sonuç çıkıyor. Ama bizim bugün bu olanağımız yok. Bizim bugün bir buçuk milyon aşımız var. O zaman ne diyoruz? Organ yetmezliği olanlar, immün sistemi bozulanlar ve birden fazla organ yetmezliği olanlar diyerek bunları riskli gruba koyacağız. Daha sonra diğer gruplar gelecek. Mecburen sayısal aritmetik sistem bize bu sıralamayı yapmayı zorunlu kılıyor. 

Her yıl bir buçuk milyona yakın aşı geliyordu, bu aşılara talep oluyordu ama çok büyük bir sıkıntı olmuyordu. Bu yıl ise koronavirüs nedeniyle vatandaşın her şeye talep gösterdiğini gördük. Vitaminler, aşılar, ilaçlar vesaire. Zatürre aşısına bakıyoruz geçen yıl 30 bin vermişiz, bu yıl 120 bini geçmiş, yani dört katının üstüne çıkmış ve henüz ekim ayının içindeyiz. Herkes zatürre aşısı, grip aşısı yaptırmalı mı? Bunlar doğru değil. Ancak ihtiyacı olanların yaptırmasına gerek var. Aşıların sonuçta koruyuculuğu kanıtlanmış şeyler ama koruyuculuğu ne kadar olur derseniz, o da göreceli bir şey. Bu bir tedbirdir, önlemdir.”

Söyleşimizin tamamını dinleyebilirsiniz:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus