Okul öncesi eğitim yüz yüze devam edecek: “Okul öncesi eğitimin uzaktanı olmaz, çocukların gelişimleri için sosyalleşmeleri gerek” – Mesude Atay ve Ceylan Akgün ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgını başladığından beri en çok tartışılan konulardan biri de uzaktan eğitimin ne kadar kapsayıcı ve ne kadar etkili bir uygulama biçimi olduğu. Bu tartışmalar sürerken Türkiye’de okul öncesi eğitim zorunlu olmadığı ve okul öncesi okullaşma oranı da oldukça düşük olduğu için, bu yaş grubundaki çocukların uzaktan eğitim ve evlerde kalma sürecinden nasıl etkilendiğine yeterince değinilmiyor. Prof. Dr. Mesude Atay ve Uzman Psikolog Ceylan Akgün, salgın sürecinin ve uzaktan eğitimin, okul öncesi çağdaki çocukları nasıl etkilediğini anlattı.

Koronavirüs salgınının Türkiye’de etkili olmaya başladığı mart ayından itibaren, tamamen uzaktan eğitime geçilmeye başlanmıştı. 31 Ağustos’ta ise tekrar kademeli olarak yüz yüze eğitime geçildi. Vaka sayılarının hızla artmasıyla, Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk, 18 Kasım’da yaptığı ayrıntılı açıklamada, tüm okulların uzaktan eğitime geçeceğini ve sınavların aralık ayı sonuna kadar yapılmayacağını söyledi. Bu açıklamadan iki gün sonra ise alınan karar değiştirildi, anaokulu ve ana sınıflarında yüz yüze eğitim yapılacağı açıklandı.

Okul öncesi eğitimin uzaktan eğitim sürecinde nasıl devam ettiğini, ne kadar etkili olduğunu, çocukların salgın sürecinden nasıl etkilendiğini ve okul öncesi eğitimin tamamen yüz yüze olmasının ne kadar doğru bir karar olduğunu çocuk gelişimi uzmanı Prof. Dr. Mesude Atay ve uzman psikolog Ceylan Akgün ile konuştuk.

Prof. Dr. Mesude Atay, koronavirüs sürecinden en çok etkilenen yaş grubunun okul öncesi çağı çocukları olduğuna çünkü daha büyük yaş gruplarının kendilerini başka işlerle meşgul edebildiğine ama okul öncesi çağı çocuklarının, gelişimleri için akranlarıyla sosyalleşmesi gerektiğine vurgu yaptı. Oyun çağındaki çocukların, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin desteklenmesi için akranlarıyla bir arada olmalarının çok önemli olduğunu belirten Atay, şöyle konuştu: “Akran ihtiyacı ve yaparak, yaşayarak öğrenme, farklı öğrenme ortamlarına ihtiyaç var. Evde kaldıklarında, çocukların öğrenme deneyimleri ellerinden alınıyor. Çocukların özellikle motor gelişimleri etkilenecek. Çocukların atlayıp zıplaması, koşması, enerjilerini dışarı atması gerekiyor.”

“Okul öncesinin uzaktan eğitimi olmaz”

Atay, okul öncesi eğitimin uzaktan mümkün olmayacağının altığını çizerek sözlerine devam etti: “Okul öncesi eğitimin uzaktanı olmaz. Bu ciddi bir aldatmacadır. MEB, dünyanın en büyük duvarsız okulu diye EBA’da bir öncesi eğitim programı yayınlamaya başladı. Bu gerçekdışı bir şey. Bu, ancak destekleyici bir eğitim olabilir. Öğrenme ancak yaparak, yaşayarak ve akranlarla etkileşim içinde gerçekleşir.”

“Gerekli önlemler alınarak çocukların eğitimlerinden ve gelişimlerinin desteklenmesinden mahrum bırakılmaması gerekiyor”

MEB’in açıkladığı okul öncesi uzaktan eğitim programının, eğitim ilkelerine aykırı olduğunu söyleyen Atay, tekrar uzaktan eğitim kararı verildiğinde, çok tepki alındığı için okul öncesinde uzaktan eğitim kararından vazgeçildiğini düşündüğünü söyledi.

Atay, yetişkinlerin, koronavirüse karşı gerekli önlemleri aldığı sürece çocukları virüsten korumanın mümkün olduğunu ekledi ve “Bir anaokulunu ziyarete gittim. Baştan aşağı beni makinelerle steril ettiler, maske taktım. Pencereler sonuna kadar açıktı. Çocuklar, soğuktan kolay kolay hasta olmaz, önemli olan virüsün olmaması. Bu şekilde bir standart geliştirilerek, okulların açık tutulması, personelin testten geçirilmesi ve okul ile aile arasında işbirliği yapılarak çocukların eğitimlerinden ve gelişimlerinin desteklenmesinden mahrum bırakılmaması gerekiyor” dedi.

“En büyük sorun eşitlikçi kararlar alınmaması”

Uzman psikolog Ceylan Akgün ise okul öncesi eğitimin çok ciddiye alınmadığını ama erken çocukluk eğitiminin üç yaşında başladığını söyledi: “Normal bir yaşamın, özellikle apartman dairelerinde bile çocuklara zor geldiğini söylerken üstüne eve kapalı kalma ve diğer çocuklarla bir araya gelememe eklendi. Çocukların büyürken hem beden gelişimi için hem de psikolojik sağlığı için hareket etmeye ihtiyacı var. En başta bu engellendi. En büyük sorun ise eşitsizlik.”

Akgün, salgın sürecinde eşitlikçi kararlar alınmadığını bunun da çocuklara bakım verecek kişiler konusunda büyük bir eşitsizlik ortaya çıkardığını sözlerine ekledi: “Bir önlem alındığında her şey birbiriyle alakalı. ‘Çocuklar okula gitmesin ama anne babalar işe gitsin’ demek olmuyor. Bu yüzden, anaokullarını açmak zorunda kaldılar” dedi. Akgün de çocukların fiziksel gelişimi için farklı ortamlarda eğitim almalarının çok önemli olduğunu belirtti.

“Salgınla beraber çocuklara ait bir alan olmadığı ayyuka çıktı”

Ceylan Akgün, okul öncesi yaş grubundaki çocuklar için “Nasılsa ilkokulda başlayınca eğitimini tamamlar” diye bir fikir olduğunu ama düşünme ve dil becerilerinin bu yaşlarda edinildiğini belirtti: “Çocukların büyük kısmı küçük apartman dairelerinde, diğer çocuklardan bihaber şekilde büyüyor. Çocukların buluşabileceği açık hava alanlar çok sınırlı. Özellikle kenar mahallelerde bu alanlar daha sınırlı. Kentlerdeki çocuklar da AVM’lerin oyun alanlarına hapsedildiği için salgınla beraber çocuklara ait bir alan olmadığı ayyuka çıktı.”

Prof. Dr. Mesude Atay ve uzman psikolog Ceylan Akgün, okul öncesi eğitimin yüz yüze yapılması kararının doğru olduğunu; uzaktan eğitimin küçük çocukların eğitimini ve gelişimini sekteye uğrattığı konusunda hemfikir. Atay ve Akgün, gerekli önlemlerin alınması kaydıyla, okul öncesi eğitimin yüz yüze yapılmasının çocuklar için oldukça önemli olduğunu söyledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus