Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (99): Köprüyü geçene kadar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında‘nın 99. programında Sedat Pişirici, iktidarın yeni yıla girer girmez enflasyon oranı üzerinde oranlarda zam yağdırmasını, yanı sıra yabancı sermaye çekme çabası sırasında VW’in 1 milyar avroluk yatırımını kaçırışını ve bu süreçte hükümet üyelerinin birbirlerinden habersiz oluşunun yol açtığı hasarı değerlendirdi.

İyi günler,

2020 yılını geride bıraktık. Ekonomik kriziyle koronavirüs salgınıyla berbat bir yıldı. Özleneceğini sanmıyorum. Ama 2021 de şahane olmayacak. Mesela yılın ilk günü gözümüzü bir açtık ki elektriğe yüzde 6, doğalgaza yüzde 1 zam gelmiş. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), konutlarda, ticarethanelerde ve sanayide kullanılan elektriğin fiyatına %6 zam yapmış. Yönetim kurulu başkanlığını AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı Türkiye Varlık Fonu’nun bünyesindeki, kısa adı BOTAŞ olan Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ de konut tüketicileri için gaz dağıtım şirketlerine uyguladığı satış fiyatını, aralık ayı tarifesine oranla %1 artırmış. 

Yeni yılın ilk günü ilerlerken bir haber daha geldi ki köprü geçiş ücretleri de zamlanmış! İstanbul Boğazı üzerindeki birinci ve ikinci köprüden otomobil ile geçiş ücreti 10,50 liradan 13,25 liraya yükseltilmiş, zam oranı %26. Üçüncü boğaz köprüsünden otomobil ile geçiş ücreti 21,90 liradan 27,50 liraya çıkarılmış, zam oranı %26. İzmit Körfezi’ni aşan Osmangazi Köprüsü’nden otomobil ile geçiş ücreti 117,90 liradan 147,50 liraya yükseltilmiş, zam oranı %25.

Yeni yılın ilk günü İstanbul Ticaret Odası, İstanbul’un Aralık 2020 enflasyonunu açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı “tüketici fiyatları enflasyonu”na denk gelen İTO Ücretliler Geçinme İndeksi’ne göre Aralık 2020’de İstanbul’da yıllık tüketici fiyatları enflasyonu oranı %14,40. Yine TÜİK’in “yurtiçi üretici fiyatları enflasyonu”na denk gelen Toptan Eşya Fiyatları İndeksi’nde Aralık 2020’deki yıllık artış ise %18,18. Bugün ise TÜİK Aralık 2020 enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Türkiye 2020 yılını tüketici fiyatlarında %14,60, üretici fiyatlarında %25,15, gıda fiyatlarında ise %20,61 oranında enflasyon ile kapadı.

TÜİK oranları bu ise köprü geçişlerine neden %26 oranında zam yapıldı İstanbul’da yaşayan herkesin, siyasi tercihi ne olursa olsun sorması gereken sorudur bu. Aynı soruyu, iktidarın verdiği “geçiş garantisi” nedeniyle geçmediği köprüye para ödeyen her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da sormalıdır. Sormalıdır çünkü kamuoyu bu oranlara inanmıyor. Metropoll Araştırma’nın “Türkiye’nin Nabzı” araştırmasının Aralık 2020 sonuçlarına göre ankete katılanların %50’den fazlası (%51,3), TÜİK’in %14,60 olarak açıkladığı aralık ayı yıllık enflasyonunun en az %30, %16,5’u ise %20 ile 30 arasında olduğu inancında. Aslında bu da inanç olmaktan çıkıp, köprü geçiş ücretlerine yapılan zammın oranlarına denk düşüyor.

Dahası var… Instagram hesabına koyduğu mektupla 8 Kasım 2020’de istifa eden Berat Albayrak’ın yerine 10 Kasım 2020’de AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Lütfi Elvan atandı. Ertesi gün 11 Kasım 2020’de partisinin TBMM grubu toplantısında konuşan Erdoğan, “Ülkemizi yerli ve uluslararası yatırımcılar nezdinde riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkar bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız” dedi. Yetmedi, “Türk ekonomisine ve Türk Lirasına güvenen yerli ve uluslararası yatırımcıların kazancını kendi kazancımız olarak görerek, yatırımcılara her türlü kolaylığı gösterecek, desteği vereceğiz” diye ekledi. O da yetmedi, “Yatırım yapıldığında en yüksek ve güvenli kazancın sağlanacağı ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğini tüm dünyaya göstereceğiz. Bu çerçevede ekonomi yönetimimiz yerli ve uluslararası yatırımcılarla yakın mesai içinde olacaktır. Özellikle ülkemize doğrudan yatırım getirecek herkese bu fırsatları birlikte değerlendirme teklifini yapacağız” dedi. O da yetmedi, uluslararası yatırımcılarla bir dizi toplantılar yaparak, onlara Türkiye’deki imkanları, fırsatları, potansiyeli ve sağlanacak destekleri bizzat anlatacaklarını söyledi.

Erdoğan’ın yabancı sermayeye mesajları bununla da kalmadı. 14 Kasım 2020’de partisinin Kars ve Karaman kongrelerine hitaben konuşmasında “Ekonomi, hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz” diye billurlaştırdığı mesajını, 7 Aralık 2020’de, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen “Uluslararası Yatırım Zirvesi”ndeki video konuşması ile güçlendirdi. Erdoğan yabancı yatırımcılara, “Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasında uluslararası doğrudan yatırımların taşıdığı kritik rolü de yakinen biliyoruz. Ülkemizi yerli ve uluslararası yatırımcılar nezdinde riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkar bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız. Önümüzdeki dönemde bu alanda gerçekleştireceğimiz ilave reformlarla yatırım ortamını daha da iyileştireceğiz” diye seslendi. Aynı zirvede ertesi gün, Erdoğan’ın Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan da Türkiye’nin yeni ve güvenilir limanlar arayan yatırımcılar için çok cazip imkanlar sunduğunu belirtip, “Türkiye’yi yatırımlarda cazibe merkezi yapmak adına ekonomi ve hukuk alanında yeni bir seferberlik başlattık” diyerek, Erdoğan’ın mesajını pekiştirdi.

Sonuç?..

Almanya’nın önde gelen otomobil üreticilerinden Volkswagen (VW) üretimini artırmaya karar vermiş, bunun için de dünyanın farklı ülkelerinde yeni otomobil fabrikaları kuracağını duyurmuştu. Bu kapsamda “Türkiye mi yoksa Bulgaristan mı” diye düşünen şirket, sonunda Türkiye’de karar kılmış, 2 Ekim 2019’da da Manisa’da 943 milyon 500 bin TL sermayeli “Volkswagen Turkey Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ”yi kurmuştu. Bu şirketin 1 milyar avro harcayarak kuracağı fabrika VW’in bütün dünyadaki 123. fabrikası olacak, tesiste 4 bin kişi çalışacak, yılda da 300 bin adet araç üretilecekti.

Gelgelelim VW, Manisa’da şirket kurduktan sonra, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde başlattığı Barış Pınarı Harekatı’na Alman kamuoyunun duyduğu tepkiyi gerekçe göstererek yatırımı askıya aldığını duyurdu. Temmuz 2020’de ise Manisa projesini tamamen durdurduğunu açıkladı. Şirketin açıklamasına göre bu karara, koronavirüs salgını nedeniyle otomobil talebinde küresel çaptaki azalma neden olmuştu.

Bu süreçte Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ya da Erdoğan hükümetinin herhangi bir bakanı VW ile konuştu mu, 4 bin kişiye istihdam sağlayacak 1 milyar avroluk yatırımın Türkiye’de kalması için yardımcı olmaya çalıştı mı, yeni seçenekler sundu mu, Erdoğan bu konuda herhangi birine ya da bir kuruma herhangi bir talimat verdi mi bilmiyoruz! Ama Erdoğan’ın Uluslararası Yatırımcılar Derneği zirvesindeki konuşmasından 10 gün sonra, 17 Aralık 2020’de, VW’in Manisa’da kurduğu şirketin tasfiyeye edildiği, yani kapatıldığı, ilgili kararın Manisa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da tescil edildiği öğrenildi. Böylece VW’in Türkiye yatırımı, tam da şu ekonomik kriz ortamında, tamamen sona erdi.

Cumhurbaşkanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın ağzından, ülkeye yabancı sermaye çekmek için her şeyi yapacağını söyleyen hükümet buna üzüldü mü? Cevabı dün (3 Ocak 2021 Pazar) Ankara’da, makamında Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Yönetim Kurulu’nu kabul eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank verdi. Volkswagen CEO’su Herbert Diess’in kendisine yazdığı mektupta, “Ben kişisel olarak Türkiye’yi çok önemli bir pazar, üretici olarak görüyorum, yatırım yapmanın doğru olduğunu biliyorum ama salgın sürecinde otomobil endüstrisinde büyük oynaklık oldu. Biz ve yönetim kurulumuz yeni yatırım yapma isteklerinden vazgeçtik” dediğini aktaran Varank, “Biz istememiştik, onlar bize gelmişti, hem de iki kere” diyor. Varank’a göre, VW’nin Türkiye yatırımından vazgeçme kararı ticari değil siyasiymiş. Yatırım yapmıyorsa Türkiye değil VW kaybedermiş.

Cumhurbaşkanı ile hükümetinin Hazine ve Maliye Bakanı yabancı sermaye peşinde koşar, bunun için ekonomide, hukukta ve demokraside reform yapacaklarını her vesile ile açıklarken, aynı hükümetin Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın bu tavrı tuhaf elbette. Bu açıklamalar saklı kalmaz. Anadolu Ajansı’nın haberlerini Türkiye’ye yatırım niyeti olan yabancı sermaye de okuyor. Varank’ın sözlerini bir kenara not etmişlerdir. Kaldı ki Varank’ın gafı bununla da sınırlı değil. Erdoğan yeni yılın ilk günü Ayasofya’da kıldığı cuma namazından çıkarken, gazetecilere, koronavirüs aşısında Almanya ile işbirliği yapıldığını ima ederek, “Almanya ile yaptığımız görüşmelerde bir ortak üretim meselesi de söz konusu. Bu konuda TÜBİTAK çalışmasını sürdürüyor. Buradan da olumlu gelişmeler var” derken, Erdoğan’ın bakanı iki gün geçmeden bir Alman otomotiv devi için “Kendileri bilirler” deyip dirsek gösteriyor. Bu arada hatırlatayım, Erdoğan’ın, ortak koronavirüs aşısı üretiminde Almanya ile işbirliği çalışması yürüttüğünü açıkladığı TÜBİTAK, başında Mustafa Varank’ın bulunduğu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı!

TÜİK’in açıkladığı 2020 yılı aralık ayı tüketici fiyatları yıllık enflasyonu %14,60. Bu oran, Aralık 2019’da %11,84, Aralık 2018’de ise %20,30’du. Bendeniz Haziran 2018’de, ikinci elden, 80 bin liraya, 2013 model, 20 bin km’de bir VW Golf almıştım. Aralık 2020’de 172 bin TL’ye sattım. Arabanın fiyatı ikibuçuk yılda %115 artmış. Bu sürenin birbuçuk yılı, hükümetin varlığını inkar ettiği bir ekonomik kriz içinde geçti, son bir yıla da ekonomik krizin yanında koronavirüs salgını eklendi. Sattıktan üç gün sonra gördüm ki arabayı benden alan, 187 bin 500 liraya satışa çıkarmış. Yani o da bana ödediğinin üzerine %6 koymuş.

Metropoll’ün araştırmasına katılanlar, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine inanmamakta haksız mı? Öte yandan ben 80 bine aldığım arabayı 172 bine satarken gerçekten kazandım mı? Yoksa Mart 2018’de başlayan, koronavirüs salgını ile pekişen, iktidarın nihayet Kasım 2020’de kabullendiği bu ekonomik krizin yol açtığı hayat pahalılığında kaybettim mi? Bu süreçte VW, 1 milyar avro harcayarak Manisa’da fabrikayı kursaydı, 4 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını işe alsaydı, memleket ekonomisinin canlanmasına, bunu gören başka yabancıların da Türkiye’ye yatırım yapmasına faydası olmaz mıydı? Almanya ile ortak koronavirüs aşısı yapmanın yollarını aramadan önce Türkiye ekonomisini 1 milyar avroluk Alman yatırımı ile aşılamak, hepimize iyi gelmez miydi?

Hadi aşı geliştirmek için iyi olan Alman, otomotiv fabrikası kurarken kötüydü, köprülere zam yapmasını biliyorsunuz da ekonomiye can vermek için, köprüyü geçene kadar VW’e “dayı” diyemiyor musunuz?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus