Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (101): Kabahat kimde?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çeşitli araştırmalara göre Türkiye’de halk ABD’yi tehdit olarak görüyor ama parasının değerini korumak için Amerikan Doları alıyor; en büyük sorunun ekonomi ve işsizlik, sorumlusunun da AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu düşünüyor ama “Ekonomiyi kim iyi yönetir?” diye sorulunca yine Erdoğan’ı işaret ediyor! Sedat Pişirici, Ekonomi Tıkırında’nın 101. programında bu çelişkiyi değerlendirdi.

İyi günler,

Medya Takip Merkezi, adı üzerinde yazılı, görsel, işitsel ve sosyal medya ile internet medyasını takip edip, talep edilen anahtar kelimeler veya konulara denk gelen haberleri, yayınları, ilanları, reklamları derleyerek müşteriye ulaştıran bir şirket.

Medya Takip Merkezi geçen cumartesi günü, ekonominin 2020 yılındaki medya karnesini göndermiş. Ekranda da görüyorsunuz, veriler 2020 yılının ilk günü ile son günü arasında, 14 bini aşkın gazete, dergi, televizyon kanalı ve internet medyasında takip edilen haberlerden derlenmiş ve  geçen yıl medyada en çok haberi yapılan konular sıralanmış. İlk sırada, 1 milyon 660 bin 418 haber ile “dolar kuru” yer alıyor.

2020’ye 5,95 TL seviyesinde başlayan Amerikan Doları kuru, yılın ikinci yarısında 6,44-6,65 TL bandında seyrediyor. Yıl boyunca dış ilişkiler ve koronavirüs salgınının yol açtığı ekonomik kaygılar ile yönü yukarıda olan dolar kuru, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başkanlık seçiminin de etkisiyle 6 Kasım’da 8,57 TL ile 2020 yılının en yüksek seviyesini görerek tarihi rekor kırıyor. Ekonomi yönetiminin değişmesi ve Merkez Bankası politika faizinin yükselmesi ile yönünü aşağı çeviren dolar kuru, 2020 yılını 7,43 TL’den kapatıyor. Türk Lirası, Amerikan Doları karşısında 2020 yılında yüzde 24 oranında değer kaybediyor.

Medyanın en çok yazıp çizdiği ikinci konu ihracat. Bunun nedeni herhalde Ticaret Bakanlığı ile Ticaret Bakanı’nın her fırsatta kamuoyu ile paylaştığı ihracat rekorları. Bu konudaki en son açıklama 5 Ocak 2021’de geldi. O gün, 2020 yılının dış ticaret verilerini açıklayan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, yılın, ihracatta tarihi bir rekor ile kapandığını açıkladı. Rekor ihracat, 169,5 milyar dolar. 2020’nin ithalatı 219,4 milyar dolar. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 77,3. 2019 yılında durum neymiş? İhracat 171,5 milyar dolar. İthalat 202,7 milyar dolar. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 84,6.

Bu ne şimdi? 2020’deki rekor ihracat 2019 yılının gerisinde!Asıl 2020’nin ithalatı 2019’a göre rekor kırmış durumda! Aynı şekilde 2019’da ihracatımız ile ithalatımızı karşılama oranımız çok yüksek. Kafanız karıştı değil mi? Zaten amaçları da bu; her şey rekor, her şey başarı öyküsü, her şey ilk defa! Ekonomide başarısızlık, ekonomi yönetiminde beceriksizlik asla söz konusu değil.

Tekrar ekonominin medya karnesine dönelim. Üçüncü sıradaki konu “vergi”. Haberlerin çoğu ise koronavirüs salgını nedeni ile yapılan vergi düzenlemeleri. Dördüncü sıradaki konu “istihdam”; işsizlik denemeyip istihdam dendiğinden, bu konu dördüncü sıraya yerleşmiş. Ama dokuzuncu sıradaki “işsizlik”i de eklersek, “istihdam ve işsizlik”, 1 milyon 357 bin 320 haber ile karnede ikinci sıraya yerleşiyor.     

Karnedeki bir ilginç şey ise Türkiye’deki ilk koronavirüs salgını vakası ortaya çıktıktan sonra bizzat AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Ekonomik İstikrar Kalkanı”, medyanın ve haber kaynaklarının büyük ölçüde iktidarın kontrolü altında olduğu bu dönemde dahi ancak 3 bin 89 haberde ve karnenin en son sırasında kendine yer bulabilmiş! 

Medyada, haberlerde kendine en çok yer bulan dolar kuru, hadi buna avroyu da katalım, genel olarak döviz kuru, bankacılıktaki resmi tanımı ile “yabancı para” gerçekten de alemin kralı.

Ekranda Merkez Bankası’nın 14 Ocak 201 tarihli para ve banka istatistiklerini görüyorsunuz. Orada, yurtiçindeki bankalarda bulunan mevduatın, yani bankaya yatırılmış paranın yüzde 53,4’ünün “yabancı para”, tutarının da Amerikan Doları cinsinden 235 milyar olduğu yazıyor. Bir başka deyiş ile bankalardaki yabancı para, yerli paradan fazla. Ayrıca geçen hafta bankalardaki Türk Lirası miktarı azalırken yabancı para miktarı artmış!

Bütün bunlar ne zaman oluyor? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 3 Kasım 2002 seçimlerinde oyların yüzde 34,3’ünü alarak kazandığı 363 milletvekilliği ile tek başına iktidar olmasından 18 yıl 2 ay sonra; Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve Bülent Arınç ile birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kuran Recep Tayyip Erdoğan’ın, 59. cumhuriyet hükümetini kurup bizzat iktidara gelerek başbakan ve cumhurbaşkanı olarak iktidarı elinde tuttuğu 17. yıl 10. ayda.

İstikrar ise istikrar. 18 yıllık bir siyasi başarı. 18 yıllık bir iktidar. Yeri geldiğinde “her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidar olduklarını” söyleyen, yeri geldiğinde her şeyin “yerli ve milli”sinden yana olduklarını ilan eden bir lider. Sonuç: Medyada en çok haber olan Amerikan Doları, bankaya en çok yatırılan para, yabancı para.

Bu programı düzenli izleyenler bilecek, Türkiye’nin 2018 yılında bir ekonomik krize sürüklendiğini, bu nedenle 2019 yılında yapılması gereken cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçimin koalisyon ortakları AKP ve MHP’nin liderleri Erdoğan ve Bahçeli tarafından 2018 yılına çekildiğini, Erdoğan’ın Mayıs 2018’deki Londra seyahatinde finans çevreleri ile yaptığı görüşmeler sırasında söyledikleri ve gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar ile yine 2018 yılında Türkiye ile Amerika arasında yaşanan Rahip Brunson krizinin ekonomik krizin etkisini artırdığını, koronavirüs salgınının krizi derinleştirdiğini, bütün bu süreçte ne Erdoğan’ın ne de iktidar mensuplarının ekonomik krizi dikkate alıp harekete geçtiğini söyleye geliyorum. Taa ki Erdoğan’ın Naci Ağbal’ı Merkez Bankası Başkanlığı’na ataması ve bundan iki gün sonra da aynı zamanda damadı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Instagram hesabı üzerinden istifa ettiğini duyurmasına kadar.

Bu gelişme Erdoğan’ın ve iktidar mensuplarının bir miktar ayaklarının suya ermesini sağladı. Bizzat Erdoğan, ekonomiye odaklanacaklarını, ekonomide hukukta ve demokraside reform yapacaklarını açıklayarak, aslında geçen 18 yılda ekonomide hukukta ve demokraside başarısız olduğunu itiraf etti.

Ekonomideki başarısızlığın bir örneği, işte az önce ayrıntılarını sunduğum ekonominin medya karnesi ile Merkez Bankası’nın haftalık para ve banka istatistikleri. Bir başka örneği ise MetroPOLL Araştırma’nın aylık “Türkiye’nin Nabzı” araştırmalarının en son yayınlanan Aralık 2020 verileri.

Sizin de ekranda görebileceğiniz üzere, ankete katılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına göre memleketin en önemli sorunu, yüzde 49,5 ile “ekonomi”. Oran olarak ikinci en önemli sorun yüzde 13,2 ile koronavirüs salgını. Ama yüzde 12,3’lük sorun “işsizlik/istihdam”, ekonomi ile birlikte ele alındığında, vatandaşın, meselenin ekonomik kriz ve krizden kaynaklanıp koronavirüs salgını ile derinleşen işsizlik olduğunun farkında olduğu açıkça görülüyor.

Aynı ankete göre halk, ekonomideki kötü gidişattan yüzde 28,5 oranında Erdoğan’ı, yüzde 27,6 oranında de hükümetini sorumlu tutuyor. Yine halkın yarıdan fazlası (%50,5) ekonominin 2021’de daha da kötüleşeceği inancında. Genel sonuç ise ekranda: Halkın yüzde 65’ine göre Türkiye kötüye gidiyor!

Bakınız Kadir Has Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Merkezi’nin her yıl gerçekleştirdiği “Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları” adlı bir araştırma var. Bu araştırmada katılımcılara “Türkiye için en büyük tehdit hangi ülke” diye soruluyor. Verilen cevaplara bakılırsa Türkiye kamuoyuna göre Türkiye için en büyük tehdit, 2018 yılında yüzde 60,2 ile ABD, 2019 yılında yüzde 81,3 ile ABD, 2020 yılında yüzde 70 ile yine ABD. Ama aynı kamuoyu parayı bulunca gidip Amerikan dolarına yatırıyor. Bu bankadan aldığı düşük faizli kredi ile gidip az ötedeki bankadan dolar alıp döviz hesabı açıyor. Onun için Amerika tehdit ama parası güvenli!

Toparlarsak, Medya Takip Merkezi’nin karnesine göre medyada en çok habere konu olan ekonomik mevzu, dolar kuru ile istihdam ve işsizlik. Kadir Has Üniversitesi’nin araştırmasına göre vatandaşın gözündeki bir numaralı tehdit Amerika ama Merkez Bankası’nın haftalık para ve banka istatistiklerine göre de bankadaki mevduatın yarıdan fazlası yabancı para. MetroPOLL’ün Aralık 2020’de tuttuğu Türkiye’nin Nabzı’na göre memleketin derdi ekonomi ve işsizlik, bu alandaki kötü gidişin sorumlusu ise Recep Tayyip Erdoğan ve onun hükümeti-yönetimi.

Erdoğan ve AKP ve sonlarına doğru MHP iktidarında geçen 18 yılın sonunda tablo bu. Ancak, her seçimde yetki vererek Erdoğan’ı 18 yıldır iktidarda tutan, ekonomideki kötü gidişattan Erdoğan’ı sorumlu tutup parası için güvenli liman olarak Türk Lirası’nı değil de Amerikan Doları’nı seçen bu halk, yine MetroPOLL anketinde “Sizce ülke ekonomisi hangi lider önderliğinde iyi yönetilir” diye sorulduğunda da yüzde 38,3 oranında “Recep Tayyip Erdoğan” cevabını veriyor.

Geçen hafta cuma günü, 15 Ocak 2021, şair Nazım Hikmet’in doğumunun 119. yıldönümüydü. 25 Temmuz 1951’de, Adnan Menderes başbakanlığındaki bakanlar kurulunun kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan Nazım Hikmet, bu karardan 58 yıl sonra, bu kez Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığındaki bakanlar kurulunun 10 Ocak 2009’da Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 

Hem Amerika’yı tehdit sayıp hem Amerikan Doları istiflerken, hem ekonomideki ve memleketteki kötü gidişattan Erdoğan’ı sorumlu tutup hem ekonomiyi en iyi Erdoğan’ın yöneteceğine savunurken, Erdoğan’ın fırsat buldukça şiirlerini okuduğu Nazım Hikmet’in “Dünyanın en tuhaf mahluku” şiirinde, dili varmasa da dediği gibi, aslında bu gidişatta kabahatin çoğu senin olmasın canım kardeşim!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus