Atanamayan öğretmen anlatıyor: “Kontenjanların açıklanmasıyla birlikte intihar etmeyi düşündüğünü söyleyen arkadaşlarımız oldu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’deki en ciddi sorunlardan birisi ataması yapılmayan öğretmenler. Öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2020 için açıkladığı 20 bin atama kararına karşı eylem düzenlemeye devam ediyor. MEB’in açıkladığı kontenjanları yetersiz bulan öğretmenler ek atama yapılması için siyasi partilerle ve farklı kesimlerle temaslarını sürdürüyor. 

Çanakkale Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü mezunu öğretmen adayı Canan(*), Kamu Personeli Seçme Sınavı’ndan (KPSS) iyi bir puan almasına rağmen MEB’in düşük kontenjan açıklamasından sonra atanamamış. Medyascope’tan Özgür Özdemir’e yaşadığı sorunları ve ataması yapılmayan öğretmenlerin neler yaşadığını anlatan Canan, Ankara’da yaptıkları eylemde kendileriyle konuşan polis memurlarının da birçoğunun öğretmenlik okuduğunu ancak atamaları yapılmadığı için polis olduklarını belirtti. Öğretmen adayı olan ancak atanamadığı için yurtdışına gidip döner dükkanı işleten arkadaşlarının mutlu olduğunu söyleyen Canan, “Artık ben de gitmek istiyorum” dedi. KPSS’de birinci olan arkadaşının kontenjan açılmadığı için atanamadığını belirten Canan, “Birinci bile olsak atanamıyoruz” diye konuştu. 

Atanamayan öğretmenler 12 Mart’ta Ankara’da MEB’in açıkladığı kontenjanları protesto etti.

Canan’ın hikayesini onun ağzından dinleyelim. 

“Din kültürü öğretmenliği dışında tüm kontenjanlar düşürüldü”

MEB, 2020’de sadece 20 bin sözleşmeli öğretmen alımı yapacağını duyurdu. MEB atama takvimini altı aya yaydı. Bu durumdaki öğretmen adaylarından ve 2016’da Çanakkale Üniversitesi’ni kazanıp, geçen sene mezun olan Canan, MEB’in açıkladığı kontenjanların adil dağıtılmadığını şu sözlerle anlattı: “Beden eğitimi ve spor öğretmeniyim. KPSS’den 81,76 puan aldım. 50 kişiyle sınırda kaldım ve atanamadım. Çok üst düzey ve yeterli bir puan aldım ancak 2020’de yapılan atama dahil bölümüme alım 76,4 ile kapanmasına rağmen, bu sene tüm branşların kontenjanları neredeyse yarı yarıya düşürüldü. Bizim bölümümüzde öğretmen eksiği 3 bin ancak bakan bey bize ihtiyacın bu doğrultuda olduğunu söyledi. Kendimi kontenjanda biliyordum ve atanacağımı düşünüyordum hatta bunun kutlamasını yapmıştık. Herkes bana ‘Seni kutlarız artık atandın’ diyordu. Bölümlerde kontenjan adil dağıtılmadı. Örneğin, din kültürü öğretmenliği kadrosunda değişiklik yapılmadı. Diğer bölümlerde ise kontenjanlar adil ve eşit dağılmadı.”

“KPSS birincisi arkadaşımız atanamadı”

Kontenjanların düşürülmesi sonrası KPSS birincisi arkadaşlarının atanamadığını belirten Canan, “Türkiye’de 56 Fransızca öğretmen açığı var ancak açıklanan 20 bin atama içinde Fransızca öğretmenliğine kontenjan ayrılmadı. Bu nedenle KPSS’de birinci olan arkadaşımız atanamadı. Bu ülke şartlarında birinci bile olsak atanamıyoruz” sözleriyle MEB’in 20 bin atama kararına tepki gösterdi.

“İntihar etmeyi düşündüğünü söyleyen arkadaşlarımız oldu”

Atanamadığı için intihar eden öğretmenleri de hatırlattı Canan:  “Çok zorlu süreçler yaşıyoruz. Kimimiz ailesiyle sorunlar yaşıyor. Kimimizin ise sağlıklarından oluyor. KPSS süreciyle öğretmenler mesleğinden soğuyor. Bu çok yorucu bir süreç. Kontenjanların az olması nedeniyle birçok arkadaşımızın hayalleri yıkıldı ve  bazı arkadaşlarımızın intihar etmeye yönelik söylemleri oldu. Ben yeni bir mezunum ancak bazı arkadaşlarımız yıllardır bu süreçle uğraşıyor. Örneğin, psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü okuyan bir arkadaşım yıllarca KPSS’ye girdi, iyi puanlar aldı ancak mülakatlarda adaletsiz puanlar aldı ve atanamadı. Şu an ne yapacağını bilmiyor.”

“Eylemde yanımıza gelen polisler ‘Biz de atanamayan öğretmenlerdik’ dedi”

2021 yılı itibariyle yeni mezunlarla birlikte Türkiye’de 700 bine yakın atanamayan öğretmen olması bekleniyor. Öğretmenler atanamadıkları için birçok farklı iş dalında çalışıyor. Canan, Ankara’da yaptıkları eylemde yaşadığı ilginç hikayeyi ise şöyle anlattı: “Biz Ankara’da 20 bin atamaya itiraz etmek için bir araya geldik. Alanda bulunan bazı polisler yanımıza gelip ‘Bizler de atanamayan öğretmenlerdik ve polis olduk’ dediler. Toplumda birçok farklı işte çalışan arkadaşımız oluyor. Öğretmenler zorunluluktan dolayı farklı alanlarda çalışmak zorunda kalıyor. Örneğin, dersanelerde çalışma koşulları çok zor. Ben de şu an bir dersanede çalışıyorum, bazen 12 saatten fazla mesai yapıyorum.”

“Eğitim fakültesi sayısı düşürülmeli”

Türkiye’de her 10 üniversite öğrencisinden biri öğretmen yetiştiren fakültelerde eğitim görürken eğitim fakültelerinde öğrenci sayıları artmaya devam ediyor. Eğitim fakültesi sayılarında bir düzenleme yapılması gerektiğini belirten Canan, “Türkiye’de çok fazla eğitim fakültesi var. Bu nedenle çok fazla mezun ve kalitesiz öğretmen var. Bizim de tıp fakülteleri gibi az sayıda ve az öğrenci ile yola devam etmemiz gerek. Nasıl ki doktorlar insan sağlığı için çok önemlisi ise bizler de nesiller yetiştirmede çok önemliyiz. Toplumu şekillendiren mesleklerden biriyiz. Hem kalitesiz eğitim verip hem binlerce öğretmen yetiştirirseniz olmaz. Bu nedenle eğitim fakültesi sayısı düşürülmeli ve buralarda nitelikli eğitim verilmeli” diye konuştu.

“Dedem bir öğretmendi, onunla ilgili hâlâ güzel şeyler duyuyorum”

Canan, yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle bu mesleği seçmekte pişman olup olmadığını yönelik soruma ise karşı çıktı ancak öğretmenlik mesleğinin günden güne toplumda eski saygıyı görmediğini de ekledi: “Dedem bir öğretmendi. Öğretmenlik yaptığı yerlerde, hâlâ onunla ilgili çok güzel şeyler söyleniyor. Öğretmen olma hevesini ondan aldım. Öğretmenler hakkında düşünceler çok değişti. Öğretmenlik artık önemsiz bir meslek gibi görülüyor. Eğitim sistemi her gün farklı şekilde değiştiriliyor. Eğitim sürekli değişen bir sistemdir ama çok köklü değişimler yapılırsa hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin zorlanmasına yol açarsınız. Bu da ‘Öğretmenler acaba eskisi gibi değil mi?’ tartışmasına yol açar. Öğrenciler ve veliler de bu sürecin sonunda öğretmenlere artık saygı duymuyor.”

“Atanamayan iki başarılı arkadaşım yurtdışına gitti, dönerci açtılar ve mutlular”

Son zamanlarda Türkiye’de gençlerin önemli bir bölümünün yurtdışına gitmek istediğine dair birtakım araştırmalar yayınlanıyor. Türkiye’de istihdam rakamlarının azalması ve yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle çareyi yurtdışında arayan genç sayısında bir artış yaşanıyor. Canan’a bunu da soruyorum. Verdiği cevap bu araştırmaları doğruluyor: “Türkiye’de yaşam koşulları günden güne zorlaşıyor. Öğretmen, memur, işçi ve esnaf hiç fark etmiyor herkes çok zorlanıyor. Felsefe ve matematik bölümlerinden mezun iki tane başarılı arkadaşım yurtdışına gittiler. Orada kendilerine bir dönerci açtılar ve çok mutlular. Eğer imkanım olsa yurtdışında eğitim alıp orada kalmak isterim. Yurtdışında bölümüze de değer veriliyor. Orada eğitime bakış çok farklı ve verilen imkanlar daha geniş. Ataması yapılmayan kişilere istihdam yaratılmalı.”

(*) Röportaj yapılan kişinin ismi güvenlik gerekçesiyle değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus