Sağlık Bakanlığı koronavirüs kaynaklı yoğun bakım ve ölümlere dair yaş aralığı verisini paylaşmıyor, uzmanlar tepkili: “Yoğun bakım ve ölüm, gençlere doğru geçmiş durumda”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de koronavirüs vakalarındaki artış devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre dün (22 Nisan) 54 bin 791 yeni vaka tespit edilirken 354 kişi hayatını kaybetti. Bakanlık, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin yaş ortalamasına, cinsiyetine ve demografik yapısına dair verileri Kasım 2020’den beri paylaşmıyor. Bakanlığın son paylaştığı verilere göre koronavirüse yakalanarak vefat edenlerin yüzde 62’si erkek, yüzde 38’i ise kadın. Ölümlerin yüzde 73’ü ise 65 yaş ve üzeri kişilerde yaşanıyor. Medyascope’tan Özgür Özdemir’e konuşan uzmanlar, son günlerde yoğun bakım servislerine yatışlarda ve ölümlerde yaş ortalamasının düşmesine dikkat çekti.

Prof. Dr. Sarp Üner, Sağlık Bakanlığı’nın bu verileri paylaşmaması nedeniyle hem salgınının boyutunun doğru anlaşılmasının engellendiğini hem de salgına karşı yapılacak müdahalelerin olumsuz etkilendiğini söyledi.

Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel de yoğun bakım ve vefatlarda yaş ortalamasının düştüğünü gözlemlediklerini ancak bakanlığın verileri paylaşmaması sebebiyle tam sayı veremediklerini belirtti.

Uzmanlar koronavirüs kaynaklı yoğun bakımlarda yatış ve ölümlerin yaş aralığının düştüğüne dikkat çekti.

Uzmanlara göre, virüs nedeniyle yoğun bakımda olan ve hayatını kaybeden insanlara dair yaş aralığı bilgilerinin paylaşılmamasının bir olumsuz yanı da aşı etkinliğine dair verinin anlaşılamaması. Türkiye’de kullanılan aşının önemli bir bölümü Çin menşeli Sinovac tarafından geliştirilen CoronaVac aşısı. Türkiye’de yapılan faz 3 çalışmalarına göre aşının etkililiği yüzde 83,5 olarak tespit edildi, hastaneye yatışı yüzde 100 oranında engellediği, ölüm vakasına rastlanmadığı bildirildi. Ancak Türkiye’de aşılamanın üzerinden 100 gün geçmesine rağmen aşı etkinliğine dair henüz bir veri paylaşılmadı.

“Gerçek rakamlar aşının da etkinliğine dair bilgi verecek”

Medyascope’a konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da Sağlık Bakanlığı’nın salgına dair verileri paylaşmamasından şikayetçi. “Yoğun bakımlara yatış ve vefatlarda yaş aralığının düştüğüne dair tespitlerimiz var” diyen Fincancı, ellerinde yeterli veri olmadığı için net rakam veremediklerini söyledi.

Fincancı, Sağlık Bakanlığı’nın elindeki verileri açıklamamasının sebep olduğu önemli sorunlardan birini şöyle anlattı:

“Sağlık Bakanlığı’nın veri paylaşımı konusunda ciddi sıkıntıları var. Yoğun bakım ve hayatını kaybeden insanlara dair verilerin paylaşılması çok önemli çünkü bu veri ile 65 yaş üstü aşılandıktan sonra aşı etkinliğine dair elimizde önemli bilgiler olacak. Aşı etkinliğine dair olumlu ya da olumsuz bilgilere göre yeni yöntemler düşünülecek.”

 TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı

“Yaş gruplarına dair veri bize çalışan insanların koronavirüse hangi alanlarda yakalandığını da gösterecek”

Fincancı, yaş gruplarına dair verilerin yayımlanmasının neden gerekli olduğunu, “Bakanlık bilimsel bilgilerden yararlanma ve bunların nasıl kullanılacağına dair ciddi bir eksiklik içinde. Yaş gruplarına dair veriler, hem çalışanların salgın içindeki oranları hem de hangi alanlarda görüldüğüne dair de önemli bilgiler verecek. Bu bilgiler ışığında çalışma ortamlarının kapatılması yönünde önlemler alınacak ama bunların hiçbiri yapılmıyor” diye açıkladı.

“Varyantlar ölüm oranını artırıyor”

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği‘nden Prof. Dr. Sarp Üner, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarına göre 65 yaş üstünün yoğun bakım ve vefat edenler içindeki sayılarının düştüğünü anladıklarını, buradan hareketle gençlerin yoğun bakıma daha sık girdiklerini düşündüklerini belirtti. Bakanlığın veri paylaşmamasına tepki gösteren Üner, koronavirüs vakaları ve ölümlerinde yaş aralığının düşmesinin nedenlerini ise şöyle anlattı:

“İngiliz varyantının daha bulaşıcı olduğunu biliyoruz. Daha bulaşıcı olması doğal olarak insanların daha çok hastalanmasına ve ölmesine neden oluyor. Yani bulaşıcılık ne kadar artarsa matematiksel olarak daha fazla insan hastalanıyor, daha fazla insan yoğun bakıma girip ve daha fazla insan hayatını kaybediyor. Bir de buna ek olarak daha ölümcül olan Güney Afrika varyantını eklediğimizde tablo daha da kötüleşiyor. Türkiye’de koronavirüse yakalanan 100 kişiden biri hayatını kaybediyor. Doğal olarak daha yayıcı olan varyantlar ölüm oranlarını da artırıyor.”

Prof. Dr. Sarp Üner

“Bilim Kurulu üyeleri de verileri görmüyor”

Salgınla mücadelede verilerin önemli olduğunu belirten Üner, verilerin doğru yansıtılmaması durumunda toplumun önlemlere uymasının zorlaşacağını söyledi. Bilim Kurulu üyelerinin de bu verileri görmediğini dile getiren Üner şöyle konuştu:

“Genel olarak salgının ne vaziyette olduğunu tespit etmek ve buradan nereye gideceğini görmek açısından verilerin paylaşılması önemli. Verilere sahip olursanız, yaşanan durumu doğru analiz eder ve buna göre kararlar alırsınız. Elinizde yeterli veri olmadığında ya da yanlış veriler olunca salgına dair doğru kararlar almamız engelliyor ve buna bağlı olarak yapılacak müdahalelerin doğruluğu olumsuz etkiliyor. Aldığım duyumlara göre bakanlığın elindeki verileri Bilim Kurulu üyeleri bile görmüyor. Kendileri bunu açıkladı. Bilim Kurulu, salgın yönetimine yön verecek kişilerdir. Bilim Kurulu üyeleri de bu bilgilere tam sahip olmaması salgınla mücadelede doğru yönlendirme yapmalarına engel oluyor.”

“Aşı olanların hastalık, yoğun bakımda ya da ölümlerine dair verileri öğrenmemiz gerekiyor”

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sağlık Bakanlığı’nın verileri neden paylaşmadığını anlamadıklarını belirtti, “Koronavirüs nedeniyle yoğun bakımdalarda 50 yaşın altında insanlar olduğunu biliyoruz” diyerek yaş aralığına dikkat çekti. Pala, aşılamada 100. günde olunduğunu hatırlatarak, aşıların etkinliğine dair verileri elde edemediklerini şu sözlerle açıkladı:

“Bakanlık bizimle bu bilgiyi paylaşmıyor. Bakanlık, salgında önemli veriler olan yaş dağılımı, cinsiyet, il bilgisi, sosyal sınıf ve mesleğe göre dağılımı bilinsin istenmiyor. Aksi takdirde bunu neden açıklamasınlar? Yoğun bakımlarda 50 yaşın altında insanlar olduğunu biliyoruz ama ölümler konusunda bunu bilemiyoruz. Bugün aşılamada 100. gündeyiz, aşı olanların hastalanması ya da yoğun bakımda olması ya da ölümlerdeki verileri de öğrenmemiz gerekiyor. Çin menşeli Sinovac tarafından geliştirilen CoronaVac aşısının Türkiye’de yapılan faz 3 çalışmalarının ölüm vakasına ise rastlanmadığı açıklanmıştı ancak aşı sonrasında buna dair veriler elde edemiyoruz.”

“Yoğun bakım ve vefat oranı gençlere doğru geçmiş durumda”

Yoğun bakım ve vefatlarda artışların olduğunu belirten TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, bunun nedenlerini şöyle sıraladı:

“Son dönemde hastalık özellikle genç nüfusa doğru kaydı. Bu yaş gruplarında hastalanma, yoğun bakım ve vefat oranları yüksek seyrediyor ancak tam bir veriyi biz de alamıyoruz. Sahada genel anlamda bu yönde bir bilgi akışı var. Genç nüfusa doğru kaymasının bazı nedenleri var. 65 yaş üstü aşılandığı için bulaşıcılık ve hastalanma oranı genç nüfusa kaydı. Diğer bir sebep ise varyant virüsler. Bu varyantlar genç nüfusu daha çok etkiliyor. Bu nedenle hastalanma, yoğun bakım ve vefat oranı gençlere doğru geçmiş durumda.”

TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten

“İnsanları hasta olsa bile çalıştırmak istiyorlar”

Sağlık Bakanlığı’nın yaşlara göre verileri yayımlamamasının nedenini Ökten,“Yaş aralığının paylaşılmamasının gerekçesi, bu yaş aralığının çalışan kesim olması. Bu insanları hasta olsa bile çalıştırmak istiyorlar. Bunları açıkladıkları zaman insanlar daha fazla tedbir alır ama niye gerçek veriler açıklanmıyor? Analiz etmek gerçekten zor” diyerek açıkladı.  

“İnsanları eve kapatarak salgını önleyemeyiz tam tersine bulaşıcılığı artırırız”

Ökten sözlerini şöyle sürdürdü:

“Veriler açıklandığı zaman Türkiye’nin hali ortaya çıkacak diye korkuyorlar ama şu an yaşanan durum zaten kötü. Bu veriler açıklanırsa insanlar kendilerini daha iyi koruma haline girebilir. İnsanları eve kapatarak salgın önlenmez tam tersine bulaşıcılığı artırırız. Genç yaş grubunda insanlar çalıştığı yerlerden hastalığı kapacak ve üç gün evde kaldığı zaman eve de yayacak ve doğal olarak hastalık ve vefat sayısı artacak. İnsanları eve kapatmaya gerek yok, insanlar açık alana çıkarılmalı. Fabrikalarda, atölyelerde kapatma yapılmadığı sürece bu salgın önlenemez.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus