Yerli koronavirüs aşısı çalışmaları sürüyor: Erciyes Üniversitesi faz 3 aşamasına geçti, Boğaziçi Üniversitesi bozulmayan ve oda sıcaklığında saklanabilen aşıyı deniyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüsle mücadele etmek için en önemli araç aşı ancak Türkiye aşı tedarikinde sorunlar yaşamaya devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, daha önce yaptığı açıklamalarda nisan ayı içinde Türkiye’ye 100 milyon doz Sinovac aşısının geleceğini belirtmişti fakat Koca’nın dün (28 Nisan) Bilim Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamaya göre Türkiye önümüzdeki birkaç ay daha aşı tedarikinde sorunlar yaşamaya devam edecek. Türkiye’nin aşı tedarikinde yaşadığı sorunlar, gözleri yerli aşılardaki son duruma çevirdi. Medyascope olarak Türkiye’de yürütülen aşı çalışmalarını mercek altına aldık.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) desteğiyle devam eden 18 yerli aşı çalışması bulunuyor. Bu çalışmalarda en hızlı ilerleyen ise faz 3 çalışmasına geçecek olan Erciyes Üniversitesi’nin yaptığı aşı çalışması. Yine dikkat çeken bir başka aşı çalışması ise Boğaziçi Üniversitesi’nde sürdürülüyor. Mevcut mRNA, DNA, inaktif ve vektör aşı adaylarından farklı olarak, dünyada ilk kez sadece Türkiye’de üretilecek olan patentli aşı çalışmasını Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Özören yürütüyor. Bu aşı çalışmanın en önemli özelliği ise aşıların bozulmama özelliğine sahip olması ve oda sıcaklığında kalabilmesi. Aşı ayrıca sadece koronavirüs için değil kanser gibi hastalıkla mücadele için de umut veriyor. Medyascope’a konuşan Özöner, bu yeni aşı teknolojisiyle birçok hastalıkla mücadele edilebileceğini söylüyor.

Türkiye’nin kendine ait bir koronavirüs aşısına sahip olması için üniversitelerin sürdürdüğü aşı çalışmalarının başarılı olması yeterli değil. Aşılar, faz aşamalarından başarıyla geçse bile aşıların seri üretim için GMP-3 denilen iyi üretim koşullarına sahip tesislere ihtiyacı var. Bu nedenle aşı çalışmaları yapan üniversiteler özel şirketler ile çalışıyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut da Türkiye’deki yerli aşı çalışmalarından umutlu olduğunu belirtiyor ancak aşıların seri üretimine dair endişesini ise şu sözlerle açıklıyor: “Bu çalışmalardan umutluyum. Sorun şu, eskiden Hıfzıssıhha Enstitüsü aşının seri üretimini de yapacak durumdaydı fakat bu kurum işlevsiz hale getirilerek kapatıldı. Şimdi üniversiteler belli dozda aşı üretebiliyorlar ancak toplu ve seri üretim yapacak üretim koşullarına sahip değiller, bu nedenle faz çalışmalarını bitirdikleri aşıları özel şirketlere götürüyorlar.”

Bulut ayrıca, Türkiye’de birçok aşı çalışmasının yapılmasının da faydalı olduğunu belirtiyor. Bulut’a göre Türkiye’de yapılan bu çalışmalar, ileride görülebilecek başka salgınlarla mücadele için bilimsel kaynak sağlayacak. 

Erciyes Üniversitesi faz 3 çalışmasına geçiyor

Türkiye’de en hızlı ilerleyen yerli aşı süreci Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde yapılan çalışma. Erciyes Üniversitesi tarafından geliştirilen inaktif koronavirüs aşısının faz 3 çalışmasına mayıs ayında geçilecek. Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’nin başında olduğu ekip, Kasım 2020’de başlanan faz 3 aşamasının tamamlanmasının ardından faz 2 aşamasına Şubat 2021’de geçmişti. Faz 1 aşamasında 44, faz 2’de 250 gönüllüye uygulanan aşının faz 3 çalışmalarına 5 binin üzerinde gönüllü ile geçilmesi planlanıyor. Buradaki sonuçların olumlu olması durumunda Türkiye’nin ilk koronavirüs aşısı Erciyes Üniversitesi tarafından üretilmiş olacak. Erciyes Üniversitesi aşısının üreticisi ise aynı zamanda kendi inaktif aşı çalışmasını yürüten Koçak Farma adlı ilaç şirketi. Üniversite faz aşamalarını başarıyla geçtiği takdirde Koçak Farma tesislerinde aşının seri üretimine geçilebilecek

Bozulmayan ve oda sıcaklığında taşınabilen ASC zerrecik aşısı

Bir başka aşı çalışması ise Boğaziçi Üniversitesi tarafından yapılıyor. Çalışmanın başında yer alan Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Özören, dört dünya bölgesinde patentli ilk ve tek biyolojik buluş olan ASC protein mikroküreciklerine dayalı platform aşı teknolojisine imzasını atmış bir bilim insanı. Boğaziçi Üniversitesi’nde yürütülen bu çalışma koronavirüse karşı mRNA, DNA, inaktif ve vektör aşı adaylarından farklı olarak, dünyada ilk kez sadece Türkiye’de üretilecek ASC zerrecik aşısı olma özelliğini taşıyor. Bu çalışmalar başarıyla sonuçlanırsa Türkiye, patenti Özöner’e ait olan ASC zerrecik aşısı üretecek. Aşı ayrıca bozulmama ve oda sıcaklığında saklanabilme özelliğine sahip. Çalışmaları şu an için hayvan deneyleriyle devam ediyor. Projenin başında yer alan Prof. Dr. Nesrin Ööener, Medyascope’a aşının ağustos ayında faz 1 aşamasına geçileceği bilgisini verdi.

Özöner, bu yeni aşı teknolojisinin önemi hakkında ise şöyle konuştu:

“Türkiye’de birçok aşı çalışması var. Önde giden aşı çalışmaları çok değerli. Bazılarımız koronavirüs salgınına yetişemeyebiliriz. Fakat bizim üzerinde çalıştığımız aşı bozulmayan aşı teknolojisi sadece koronivirüsle ilgili değil ayrıca kanser ve kuş gribi için de çalışmalar yaptık. Bizim teknolojimizi her yere çekilebilen bir teknoloji. Biz burada rüştümüzü ispat ettiğimiz zaman önümüzde onlarca uygulama alanı çıkacak. 8 milyar insanın hepsini kısa bir süre içinde aşılamamız mümkün değil, bu süreç uzun sürecek. Bu teknolojimiz teknoloji dünyanın birçok bölgesinde kendine yer bulabilecek.”

Koçak Farma’nın inaktif aşısının faz 1 denemeleri başladı

Türkiye’de koronavirüse karşı hem ilaç hem aşı üretimi yapan tek yerli firma olan Koçak Farma’nın geliştirdiği inaktif  koronavirüs aşısının faz 1 klinik denemelerine 38 gönüllü üzerinde başlandı. Yeditepe Üniversitesi İyi Klinik Uygulamaları Merkezi’nde 23 Mart günü ilk dozları uygulanan aşı, 18-55 yaş sağlıklı gönüllülerde deneniyor. Faz 1’de 18-55 yaş arasındaki 38 gönüllünün dahil edileceği aşı çalışmasının faz 2 denemelerine 250, faz 3 çalışmalarına ise 5 ila 10 bine yakın gönüllünün dahil edilmesi planlanıyor. Faz çalışmalarının başarılı olması durumunda ise aşının seri üretimine başlanabilecek. Aşı çalışmasında her şeyin yolunda gitmesi durumunda sonbaharda seri üretime geçilebilecek. Koçak Farma Genel Müdürü ve CEO’su Dr. Hakan Koçak’a göre şirketin şu an ki üretim kapasitesi aylık 10 milyon doz civarında.

Türkiye’nin tek VLP aşı çalışmasında faz 1 aşamasına geçildi

Türkiye’deki bir başka aşı çalışması virüs benzeri parçacıklara dayalı (VLP) aşı çalışması. Ülkede bu alandaki tek VLP aşı çalışması Nobel İlaç ile birlikte yapılıyor. Aşının faz 1 aşamasına 24 Mart’ta başlandı. Faz 1 aşamasında 36 kişinin katıldığı aşının bu süreci mayıs ayında tamamlaması bekleniyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) Prof. Dr. Mayda Gürsel ile Bilkent Üniversitesi‘nden İhsan Gürsel çiftinin ortak projesiyle geliştirilmeye başlanan aşı adayı, virüsün enfeksiyon yapmayan bir şeklini taklit etme prensibine dayanıyor. Türkiye’de uygulanmaya başlanan aşıların aksine VLP aşısı, subkutan enjeksiyonu yöntemiyle koldan kas içine değil, deri altına yapılacak. Aşı ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) listesine girmeyi başardı. Yerli aşı adayının faz 1 çalışmasında ilk gönüllü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank olmuştu.

Türkiye’nin ilk mRNA aşı çalışması faz 1 aşamasına geçti

Bir başka koronavirüs aşısının çalışmaları ise Konya Selçuk Üniversitesi‘nde yürütülüyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Erganiş’in başkanlığındaki aşı projesinde klinik aşamaya sorunsuz geçildi ve aşının faz 1 aşamasına başlandı. Türkiye’deki ilk mRNA özelliğini taşıdığı belirtilen aşı projesi aynı zamanda DSÖ’nün izlem listesine alındı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus