“Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırmaları” – Doç. Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu: “Kadına şiddet konusunda Türkiye’de gereken şey zihinsel bir dönüşüm”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılıp alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Nedenlerini Araştırma Komisyonu’nun daveti üzerine, “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırmaları – 2008 ve 2014”ün bulgularını komisyon ile paylaştı. Araştırmanın detaylarını, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının 10. yıldönümünde HÜ Nüfus Etütleri Enstitüsü’nden Doç. Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu ile konuştuk.

2008 ve 2014 yıllarında yapılan “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırmaları”nın bulguları, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Nüfus Etütleri Enstitüsü öğretim görevlileri tarafından, 28 Nisan’da TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Nedenlerini Araştırma Komisyonu’na sunuldu. HÜ Nüfus Etütleri İdaresi Müdürü Prof. Dr. Banu Ergöçmen ve Sosyal Araştırma Yöntemleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu’nun paylaştığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de her 10 kadından dördü hayatının bir döneminde, duygusal/psikolojik şiddet ve istismara maruz kalıyor. Ayrıca yine her 10 kadından dördü fiziksel şiddete uğruyor.

Araştırmaya göre, Türkiye’de kadınların maruz kaldığı şiddet türü ve herhangi bir şiddet türüne uğrama sıklığı konusunda etki sahibi faktörler şöyle: Evlenme yaşı, eğitim durumu ve medeni hal. Örneğin çocuk yaşta evlenen kadınların cinsel, fiziksel ve duygusal/ psikolojik olmak üzere şiddetin her türüne maruz kaldığını belirten Kaptanoğlu, “Çocuk yaşta ve zorla yapılan evlilikler, kendi başlarına, şiddetin bir türü. Erken yaşta ve zorla evlenmek, özellikle kız çocuklarının her türlü şiddet, yoğun ve sık bir şekilde uğramalarına sebep oluyor” dedi.

Kaptanoğlu, boşanmış kadınların daha fazla şiddete uğradıklarını da sözlerine ekledi. Araştırma sonuçlarına göre, boşanmış veya ayrı yaşayan kadınların yüzde 75’i fiziksel şiddet maruz kalıyor.

Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet ile eğitim seviyesi arasındaki ilişki hakkında da konuşan Kaptanoğlu, “eğitimli olmanın kadınları şiddetten korumadığının” altını çizdi. Öte yandan kadınların eğitim düzeyi arttıkça, şiddetle mücadele konusunda bir mekanizmaya başvurmalarının ve uğradıkları şiddeti paylaşmalarının da arttığını belirtti.

Cinsel şiddetin en az dile getirilen şiddet biçimi olduğuna dikkat çeken Kaptanoğlu, araştırma sonuçlarına göre, her 10 kadından birinin cinsel şiddete uğradığını tekrarladı. Kaptanoğlu’na göre cinsel şiddetin en az paylaşılan şiddet türü olmasının sebebi ise Türkiye’de cinselliğin, halihazırda, başlı başına bir tabu olması ve toplum olarak cinselliği konuşmaktan kaçınmamız.

“Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırmaları” sonuçlarına göre her 10 kadından üçü, ailelerinden birisinin eğitimine engel olduğunu ifade ederken, her 10 kadından birinin çalışmasına izin verilmedi. Kadınların üçte biri ısrarlı takip mağduru olduğunu belirtti.

Kaptanoğlu da birlikte olunan erkeklerin yüzde 62’sinin, partnerinin nerede olduğunu her zaman bilmek istediğini, yüzde 43’ünün partneri başka bir erkek ile konuştuğunda sinirlendiğini, yüzde 34’ünün partnerinin kıyafetlerine karıştığını, yüzde 24’ünün ise partnerleri sağlık kuruluşlarına giderken kendilerinden izin almasını istediğini söyledi. Kaptanoğlu, kadının her adımını kontrol eden bir sistemde yaşadığımızı hatırlatarak, “Tüm bunların altında toplumsal cinsiyet eşitsizliği, toplumun kadına olan bakış açısı ve kadınların ikinci plana atıldığı bir mekanizmanın kültürel kodlarımıza işlenmiş olması yatıyor” dedi.

Kaptanoğlu, “Bu kadar yoğun bir şekilde meşrulaştırılan kadına şiddet meselesinin altında, kadınları suçlu gören ve kadınları sevmeyen bir toplum yapısı var. Böyle bir ortamda kadınlar, şiddetle mücadele konusunda tek başına bırakılıyor. Şiddete maruz kalan her 10 kadından sadece bir tanesi kurumsal bir destek mücadelesine başvuruyor. Ayrıca, katılımcı kadınların yalnızca yarısı uğradıkları şiddeti bir başkasıyla paylaşıyor” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus