MEB, yüz yüze eğitimin devamı için sınıf seyreltme, ikili eğitim ve hafta sonu eğitimi gündemine aldı – Sendikalar: “Türkiye’de ciddi bir öğretmen açığı varken ikili eğitim ve hafta sonu eğitim zor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de yüz yüze eğitime devam edilebilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yeni tedbirler alınacak. Günlük vaka ve ölüm oranlarındaki artışın eğitimi sekteye uğratmaması için alınması beklenen yeni tedbirler arasında, okullarının durumuna göre ikili eğitim, yüz yüze eğitim modelinde sınıfların seyreltilmesi, hafta sonu da eğitimin devamı gibi önlemler alınabileceğini açıkaldı. MEB’in gündemine aldığı yeni tedbirleri Medyascope’a değerlendiren Türk-Eğitim Sen Başkanı Talip Geylan, yapılan 20 bin öğretmen atamasının yetersiz olduğunu belirterek, “İkili eğitim ve hafta sonu eğitime geçilirse başka sorunlar da yaşanacaktır. Öğretmen açığı ile karşı karşıyayız, nasıl öğretmen yetiştireceğiz” dedi. Okulların açık olduğu dönemde gündeme getirilen bu tedbirlerin önceden alınması gerektiğini belirten Eğitim-Sen Genel Sekreteri İkram Atabay ise “MEB okulları açmadan bu tedbirleri düşünüp ona göre bir atama yapması gerekiyordu” şeklinde konuştu.

MEB, Türkiye genelinde artan vaka ve ölüm oranlardaki artış nedeniyle, okullarda bir dizi yeni uygulamaya hazırlanıyor. Önümüzdeki dönemde il bazında gerek duyulması ve il milli eğitim müdürlüklerinin kararı doğrultusunda ikili eğitim, yüz yüze eğitim modelinde sınıfların seyreltilmesi, hafta sonu da eğitimin devamı gibi tedbirleri gündeme gelebilir. Ancak Türkiye’de öğretmen açığı olduğunu, derslik sayılarının yetersiz olduğunu belirten Türk-Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, alınacak tedbirlerin hayata geçirilebilir olmasının da önemli olduğunu söyledi. Talip Geylan şöyle konuştu:

“Bütün öğrencilerimizin eğitime erişim noktasında sorun yaşamaması için tedbir almamız lazım”

“Vaka sayıları arttıkça, salgın koşulları ağırlaştıkça birtakım ilave tedbirleri Millî Eğitim Bakanlığı hayata geçirmeli. Bunlardan biri de tabii ki ders sürelerin azaltılması, sınıfların seyreltilmesi veya bir önceki dönemde yaptığımız gibi kademeli eğitim. Ancak biz de şöyle bir sorun var. Türkiye’de başta büyük şehirler olmak üzere çok kalabalık sınıflar var. Ankara’da bir sınıfta 40-50 öğrenci eğitim görüyor. Derslik sayısı yetersiz, dolaysıyla bu tedbirleri hayata geçirirken ne kadar uygulanabilir, buna bakmak lazım. Geçenlerde sayın Bakan Mahmut Özer sınıf mevcutları ile ilgili açıklama yaparken, kalabalık sınıf mevcutlarını çok istisnai olduğunu belirtti ama istisna dahi olsa bizim bir öğrenciyi bile kaybetme lüksümüz yok. Sayının ne olduğu önemli değil, bizim bütün öğrencilerimizin eğitime erişim noktasında sorun yaşamaması için tedbir almamız lazım.”

“Eğitime ara vermek durumunda kalırsak uzaktan eğitimle ilgili tedbirleri MEB’in alması lazım”

Uzaktan eğitimin, eğitim-öğretimde çok ciddi öğrenme kayıplarına neden olduğunu belirten Geylan, “Biz koronavirüs koşulları elverdiği sürece okulları açık tutmaya gayret etmeliyiz. Hiç arzu etmiyorum inşallah sonuna kadar yüz yüze eğitimi devam ettirebiliriz ancak ara vermek durumunda kaldığımız zaman da uzaktan eğitimle ilgili tedbirleri MEB’in alması lazım. Malum geçtiğimiz eğitim yılında birtakım eksiklerimiz oldu. Bazı öğrencilerimiz online eğitime erişim sağlayamadı. Bu tarz tedbirlerinde şimdiden sağlanması lazım” dedi.

“Yapılan 20 bin atama çok komik bir rakam”

Yapılan 20 bin ve ek 15 bin öğretmen atamasının yetersiz olduğunu ve Türkiye’deki öğretmen açığını kapatmadığını söyleyen Geylan, “İkili eğitim, hafta sonu eğitime geçilmesiyle başka sorunl arda yaşanacaktır. Öğretmen açığı ile karşı karşıyayız nasıl öğretmen yetiştireceğiz. 2020 KPSS ile sadece 20 bin atama yapıldı ki bu çok komik bir rakamdır. 500 binin üzerinde atama bekleyen öğretmenimiz var. Ancak MEB, 20 bin atama yaptı. Bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak bir rakamdır. Şimdi biz ek atama bekliyorduk ancak maalesef hem 2020 hem 2021 KPSS mezunlarının atama yapılacağı bir duruma geldi. Bu ülkede çok ciddi bir öğretmen açığı var. Geride bıraktığımız eğitim-öğretim yılında 69 bin 326 ücretli öğretmen çalıştırıldı. Böyle bir durumda 20 bin atamayla bu açığı kapatamazsınız. Hafta sonu ve ikili eğitime geçtiğimiz durumda öğretmen nerede bulacağız” dedi.

“Türkiye’de her sektörde kısmalara gidebiliriz ancak eğitimde asla”

Yeterli öğretmen atamasının yapılmaması durumunda Türkiye’de çok tartışılan ücretli öğretmenliğe başvurulabileceğini ve ücretli öğretmenliğin modern kölelik olduğunu söyleyen Geylan, “Şu an ücretli öğretmenlik yapan arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu asgari ücretin altında çalıştırılıyor. Bu öğretmenlik mesleğinin itibarına saygınlığına yakışır bir durum değildir. Biz Türk Eğitim Sen olarak bunu kabul etmiyoruz. Yapılması gereken hızlı bir şekilde ilave öğretmen atamasıdır. Her şeyden kısacağız ancak eğitimden kısmayacağız. Eğitimdeki tahribatın telafisi nesillere yansıyor. Türkiye’de her sektörde kısmalara gidebiliriz ancak eğitimde asla. Dolayısıyla hükümetin öğretmen açığını giderecek oranda bir atama yapması elzemdir” dedi.  

“Yapılan atamalar ihtiyaca karşılık vermiyor”

MEB’in önümüzdeki dönemlerde alabileceği ek tedbirlerin okullar açılmadan alınması gerektiğini söyleyen Eğitim-Sen Genel Sekreteri İkram Atabay, Türkiye’de kalabalık sınıfların olduğunu ve bu sınıflarda eğitimin doğru bir şekilde verilemeyeceğini vurguladı.

Atabay, “Tabii ki çocuklarımızın eğitimleri için seyreltilmiş sınıfların daha uygun olacağını biliyoruz. Sadece salgın döneminde değil genel olarak kalabalık sınıflarda yeterli bir eğitim-öğretim yapılamaz. Sayıştay’ın rakamlarına göre ülkede 135 bin öğretmen açığı var. Tespit ettiğimiz rakamlar bunun çok ötesinde. 20 bin atama yapıldı ve bunların bir kısmı göreve başlayabildi. Ek 15 bin atamada ihtiyaca karşılık vermiyor ki, üstelik bu atama ikinci döneme denk gelecek. Bakanlık bu süreçte öğretmen açığının ve seyreltilmiş sınıflarda eğitim yapılması gerektiğinin farkındaydı. Bu tür eksiklikler eğitim-öğretim yılı içerisinde yaşanıyor ve bunların telafisi bu dönemde zor olacak” dedi.  

Okullarda özellikle öğretmenlerin PCR testlerinin yapılması için sağlık odası ve sağlık personelinin bulundurulması gerektiğini vurgulayan Atabay, “Okullarda PCR testleri için bir alan oluşturulmalı. Bulaş riskinin fazla olduğu yerlere eğitim emekçilerinin gitmesi öğrenci sağlığını da riske atacak bir durumdur. Eğitim emekçileri hastanelere yönlendirilmesin, eğitim öğretim aksatılmasına yol açıyor. Ayrıca okullarda yeterli temizlik görevlisi yok, yıllardır kadrolu istihdam sağlanmıyor” şeklinde konuştu.

“Sosyal devlet olmanın gereklilikleri yerine getirilmiyor ve öğretmenler ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor”

Atabay, 700 bine yakın öğretmenin atama beklediğini ancak MEB’in atama yapmak yerine öğretmenleri ucuz işçi olarak çalıştırdığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Sosyal devlet olmanın gereklilikleri yerine getirilmiyor ve bu arkadaşlarımız ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor. Bir önceki eğitim öğretim yılında 83 bin ücretli öğretmen çalıştırılmış. Şimdi 83 bin üzerinden değerlendirme yapacak olursa MEB rakamlarına göre 63 bin öğretmen açığı var demektir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus