1 Aralık Dünya AIDS Günü – Defne Güzel: “HIV’le yaşayanları içeren ortamlar yaratmalı, hikayelerine temas etmeliyiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1 Aralık Dünya AIDS Günü’nde Kaos GL İnsan Hakları Uzmanı ve HIV aktivisti Defne Güzel ile HIV ile yaşayanların karşılaştıkları ihlalleri, hakları için kişilerin ve kurumların yapması gerekenleri konuştuk.

Defne Güzel, HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) ile yaşayanlara yönelik baskı ve ayrımcılığın sürdüğüne dikkat çekerken ihlallere karşı güvenli ortamın yaratılmasının, ayrımcı ve nefret tutumlarından arınmanın önemini vurguladı.

“HIV ile yaşayanlara dönül baskı ve ayrımcılık hâlâ sürüyor”

Kaos GL İnsan Hakları Uzmanı Defne Güzel

Defne Güzel, HIV’in günümüzde bir kriz olmamasına rağmen HIV ile yaşayanların sosyal bir krizin içinde bulunduğuna dikkat çekti. HIV ile yaşayanlara dönük baskı ve ayrımcılığın hâlâ sürdüğünü belirten Güzel, kamunun güncel bilginin yayılımı için çalışma yürütmediğini belirtti:

“Günde kullanılan bir veya birkaç ilaç ile HIV’le yaşayanlar hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Bugün literatürde yerini almış B=B dediğimiz bir olgu var. Düzenli ilaç kullanımıyla vücuttaki HIV belirlenemez noktaya geliyor. Bu belirlenemez durum ‘bulaşmayan’ ifadesini de beraberinde getiriyor. Yani vücutta belirlenemeyen HIV’in aktarımı da söz konusu olmuyor. Bununla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar mevcut ve Dünya Sağlık Örgütü de bu çalışmaları benimsiyor.”

“HIV’le yaşayanların çoğu sağlığa erişimde, özel ve çalışma hayatlarında ihlallerle karşılaşıyor”

Düzenli test yaptırmanın, tanı almanın ve tedaviye erişebilmenin önemli olduğunu söyleyen Güzel ayrıca, HIV’le yaşayanlara dönük baskı ve ayrımcılıkla mücadele edilmesi gerektiğini söyledi:

“1980’lerden bu yana HIV korkunç bir olgu olarak lanse ediliyor. Ölümle bağdaştırılıyor. HIV’le yaşayanlara suçlu, günahkâr gözüyle bakılıyor. Bu baskı ve ayrımcılık öyle boyutlara ulaşıyor ki HIV’le yaşayanlar gettolaştırılıyor, sağlığa erişemiyor, eğitim hayatlarından mahrum bırakılıyor, mesnetsiz test istemi gibi hukuksuzca yapılan yöntemlerle çalışma hayatlarından ediliyor. Bir yandan da HIV’le yaşayanlar bu ayrımcılık silsilesi içerisinde yalnızlaştırılıyor. Bu ayrımcılık ve nefret kuşatmasının içerisinde HIV’le yaşayanlar açılamıyor, ifşa ve tehdit ediliyor, şiddete maruz bırakılıyor. Bugün HIV’le yaşayanların çoğunlukla sağlığa erişimde, özel hayatlarında ve çalışma hayatlarında hak ihlalleriyle karşılaştığını yapılan araştırmalardan biliyoruz.”

“Güvenli ortamlar yaratılmalı”

Defne Güzel, HIV’le yaşayanlara dönük ayrımcılık ve şiddet pratikleri düşünüldüğünde yapılması gereken şeylerden birinin HIV’le yaşayanların güvenliğini ve mahremiyetini sağlamak olduğunu sözlerine ekledi:

“Bu yüzden HIV’le yaşayanların istedikleri zaman açılabilecekleri güvenli ortamların yaratılması, bu ortamların tutum ve politika belgeleriyle güçlendirilmesi gerekiyor. Özellikle çalışma hayatında yapılabilecek en önemli adımlardan birisi bu. HIV’le yaşayanların maruz bırakıldıkları hak ihlalleri karşısında daha fazla ayrımcılığa uğramamak için yargı yoluna gidemediklerini biliyoruz. Bu sebeple özellikle işten atılma, sağlığa erişimde ayrımcılığa maruz bırakılma, ifşa ve tehdit olayları için HIV’le yaşayanların yargıya başvurularında güçlendirilmeleri üzerine çalışmalar yapılması gerekiyor ve HIV’le yaşayanların gizliliğinin korunması gerekiyor. Müfredatta ise HIV’e ilişkin güncel bilginin yer alması gerekirken bir yandan da HIV alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi ve yaygınlaşması gerekiyor. Hasta hakları, eğitim hakkı, çalışma hakkı dediğimiz haklar hepimiz için var. Kimse mahrum olmadığı gibi HIV’le yaşayanlar da bu haklardan mahrum değil. HIV’le yaşayanların temel insan haklarından mahrum bırakılmasının önüne geçmek için, HIV’le yaşayanların güçlendirilmesi için kamu politikalarının değişmesi ve dönüşmesi gerekiyor.”

“Ayrımcı ve nefret tutumlarından arınmalıyız”

Kişisel olarak neler yapabileceğimizi de anlatan Defne Güzel, “Kişisel olarak ise yapabileceğimiz en önemli şey ayrımcı tutumlardan ve nefret tutumlarından arınmamız, HIV’le yaşayanları içeren, kapsayan ortamları yaratmamız ve HIV’le yaşayanların hikayelerine temas etmemiz. Her iki sorunun ışığında 17 Mayıs Derneği’nin HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların İnsan Hakları Raporu’nun ve ‘AIDS’li İğne‘ kitabının okunmasını tavsiye edebilirim” dedi.

  • Görsel: Semih Özkarakaş /  HIV ile Yaşayan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların İnsan Hakları Raporu – Kapak görseli

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus