Ozan Sağsöz yazdı: Sanvolrandan derler bir papaz yedi deryayı gezmiş

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İspanyol gemileri Yeni Dünya kıyılarına ulaştığında binlerce yıldır aynı büyük evin farklı odalarında birbirinden habersiz yaşayanlar için büyük bir karşılaşma gerçekleşmiş oldu. Bu karşılaşmanın maddi sonuçlarını bizatihi görüyor ve yaşıyoruz: Pazarda domates, biber, mısır; sigarada tütün; hastanede çiçek hastalığı bunlardan birkaç örnek… Bu karşılaşmanın bir diğer tesiri ise dönem insanlarının muhayyilesinde olmuştur. Klasik coğrafya, Afro-Avrasya’nın çevresinin büyük bir denizle yani okyanusla kaplı olduğunu söylüyordu. Dünyanın yuvarlak olduğu biliniyordu ama bu üç bölge haricinde meskûn bölgeler olduğu hayal bile edilmezdi. Yeni kıtalar keşfedildikten sonra insanların muhayyilesinin sınırları zorlanmaya başladı. Heyecanla bilinmeyen topraklarda yaşayan değişik formda canlıların varlığı düşünülmeye, yazılmaya ve resmedilmeye koyuldular. Kafası köpek, bedeni insan varlıklar, büyük ayaklı insanlar, kafası ile gövdesi yekpare ucubeler… Bunun bir benzeri, 20. yüzyılın başlarında uzaya gözlerini çevirmeye başladıklarında yaşanacaktı. Uzay gemileri ile dünyanın sınırlarını zorlayan insanlar yeni ulaştıkları gezegenlerde değişik hayat formlarıyla karşılaştıklarını hayal ettikleri filmler çekmeye, romanlar yazmaya başladılar. Bilimkurgu, edebiyatın ve sinemanın önemli bir türü oldu. Bu türün de en önemli unsurlarından biri dünya dışında farklı hayat formlarıyla karşılaşmalardı: kimi dostça vahşice karşılaşmalar, E.T.’den Alien’e farklı şekillerde tezahür ediyordu insan tahayyülü.

Karşılaşmanın yarattığı değişimin görüldüğü en iyi belgeler haritalardır. Haritalar modern dönem öncesinde matematiksel coğrafyanın kâğıda aktarımından fazlasını gerçekleştiriyordu. İnsanlar Imago mundi yani dünya tasavvuru olarak adlandırabileceğimiz şekilde düzenlenen haritalara yukarıda bahsettiğim canavarları, garip mahlûkları ve olayları nakşetmeye başladılar. Coğrafi katı gerçeklik ile hayalin puslu kıtaları bu dönemin atlaslarında, haritalarında buluştu.

Piri Reis denizci olarak yaşadığı dönemde gerçekleşen büyük vakıalardan haberdardı. Topkapı Sarayı’nda bulunan meşhur haritasının kenarlarına yazdığı notlarla hem Yeni Dünya hakkında bilgi verir hem de eserinin kaynaklarına değinir. Piri Reis’in kenarına düştüğü nottan bildiğimiz kadarıyla haritasını 1513 senesinde tamamlamıştır. Bu, Piri Reis haritasının, Amerika’nın tasvir edildiği en eski harita olduğunun kanıtıdır. Piri Reis olan bitenden haberdar olarak haritanın yanına şu notu düşer:

işbu kenarlara Antilya kıyıları derler. Arap tarihinin sekiz yüz doksan altı yılında bulunmuştur. Amma şöyle rivayet ederler kim Cinevizden bir kâfir adına Kolonbo derler imiş, bu yerleri ol bulmuştur.”  [1]

Piri Reis Yeni Dünya’nın Kolomb tarafından keşfedildiğini yine Kolomb’un yanında Yeni Dünya’ya gitmiş denizcilerden öğrenmiştir:

Merhum Gazi Kemal’in İspanyalı bir kulu vardı, mezbur kul Kolonbo ile üç defa ol diyara vardım, deyu merhum Kemal Reis’e hikayet edüp..”  

Piri Reis anlatılanları tafsilatlı olarak nakleder. Haritadaki notlardan anladığımız kadarıyla Kolomb’un çizdiği haritanın kopyasını görmüş olmalıdır. Muhtemeledir ki bu gördüğü ve kopyaladığı nüsha Kemal Reis’in İspanyol esirinden alınmıştı: “Mezbur hartide olan bu kenarlar ve cezireler kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır.”

Metin Yeni Dünya’nın o döneme ait önemli, bugünden bakınca da doğru, bilgilerini ihtiva eder. Yeni Dünya’da demir bulunmadığı için obsidyen taşından yapılmış silahları anlatır hatta onları gördüğünü belirtir:

 “Bunda bir taş olur, siyah mehenk taşına benzer, halkı nacak yerine anı kullanırlar imiş. Gayet te berk taş olduğunu…, biz ol taşı gördük.”

Piri Reis her ne kadar bugün doğrulayabileceğimiz bilgiler verse de bazen gerçeklikten hayale de salınır. Yeni Dünya’nın garipliklerini ve acayipliklerini hem resmeder hem de kelimelerle tasvir eder.

Bu yerde bir boynuzlu kav[2]olur ve hem bu şekilli canavarlar olur.”  

Yedi karış boyu olan uysal bir canavarı anlatır Reis. Bu garip hikâyelerden en ilginçlerinden biri ise Sanvolrandan yani Aziz Brendan ile ilgili olanıdır. Aziz Brendan (öl. 577 yaklaşık) İrlanda’da yaşamış ve deniz seyahatleri ile meşhur bir Hıristiyan azizidir. Aziz Brendan’ın hayatı da gerçekle hayal arasında salınır. Yaşadıkları kendisinden yaklaşık 300 yıl sonra kaleme alınır. Aziz Brendan’ın hikâyesini anlatan 100’ü aşkın el yazması bulunur Avrupa’da.[3] Brendan’ın hikâyesini ilginç kılan nedir?

Aziz Brendan 14 takipçisi ile Cennet’i bulmak için denize açılır. Bu seyahat sırasında başlarından ilginç olaylar geçer. Aziz Brendan ve cemaati gemi seyahatleri sırasında bir adaya rast gelir. Adanın üzerine çıktıktan sonra ateş yakmaya çalışırlar ve ada hareket etmeye başlar. Bir balinanın üzerinde olduklarını anlarlar.[4] Bunun gibi ilginç hikâyeleri yukarıda bahsettiğimiz el yazması kitaplar ile dolaşıma girer. Denizciler meyhanelerde, hanlarda içkilerini içerken Aziz Brendan’ın acayip ve garip hikâyelerini eğlenmek için birbirlerine anlatırlar. Hikâyeler denizler gibi sınır tanımaz, Lingua Franca ile Akdeniz’de seyahat eder. Piri Reis de bu hikâyeyi yeterince ilgi çekici bulur ve haritasına hem nakşeder hem de hikâyesini anlatır.

Rivayet ederler kim zamanı evvelde Sanvolrandan derler bir papaz yedi deryayı gezmiş derler. Mezbur bu baluğun üzerine uğramuş kuru yer sanıp baluk üzerine ot yakmışlar, baluğun sırtı kızıcak denize dalmış, bunlar sandala koyulmuşlar, gemiye kaçmışlar. Bu ahval Portukal kâfirinden zikrolunmaz. Kadim Pappa Mondalardan[5] mankuldür”

İbn Haldun Mukaddime’sinde geçmişi, geleceği ve şimdiyi şu şekilde tanımlar: “Suyun suya benzemesinden daha çok geçmiş geleceğe ve hale benzer.” Bunun tarihte değişmezlik, durağanlık ifadesi olmadığını söylemekle yetinelim şimdilik. İnsanın duyguları, arzuları suyun suya benzemesi gibi geçmişte yaşayanlar ile bugün arasında fark gözetmez. Piri Reis bizim gibi ufukların ötesine merak duyuyor ve hayal kuruyordu. Çevresindeki insanlarla yeni karşılaşılan yerler üzerine konuşuyordu. Şimdi bizim dünya benzeri bir gezegenin bulunmasında gösterebileceğimiz tepkileri göstermişti. Nereden mi biliyoruz? Suyun suya benzediği gibi insan da insan benzer biraz.


[1] Piri Reis haritasının çeviri yazılar TTK’nın sitesinden alınmıştır.  https://www.ttk.gov.tr/belgelerle-tarih/piri-reis-haritasi-hakkinda-izahname/

[2] Sığır

[3] Peter Aughton, Dünyanın Çehresini Değiştiren Seyahatler ( çev. Deniz Berktay)  s. 24

[4] https://en.wikipedia.org/wiki/Brendan

[5] Mapa Mundi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus