Meclis sandalye dağılımı ve anayasal çoğunluk için olası senaryolar
14 Mayıs’ta Türkiye, hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento için çok önemli bir seçim yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin 20 yıllık iktidarının ardından, muhalefetin Erdoğan’ı ve partisini yenmek için gerçek bir şansı var. Cumhurbaşkanlığı seçimi büyük ilgi topluyor, ancak parlamento yarışı da bir o kadar önemli.
2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, otokratik liderlerin sıkça kullandığı bir taktiğe başvurmuştu: Olağanüstü hal sırasında gerçekleşen bir referandum sonucu, cumhurbaşkanının gücü üzerindeki denge ve denetleme mekanizmalarını neredeyse tamamen ortadan kaldıran bir “Türk tipi” ultra-başkanlık sistemini ülkeye dayatmıştı. 2023 seçimlerine giderken, muhalefetin ana hedeflerinden biri, demokrasiyi yeniden inşa etmek. Bunun için anayasayı değiştirmek ve TBMM ile yargının bir zamanlar sahip olduğu gücün tanzimi gerekiyor. Muhalefetin önemli bir bölümü, ana muhalefet CHP ile diğer beş muhafazakar ve merkez-sağ parti, Altılı Masa etrafında bir araya gelerek seçim sonrası önerecekleri anayasa değişiklikleri üzerinde de anlaştılar.
Anayasa değişikliği sürecini başlatabilmek için muhalefetin önünde iki yol bulunuyor: Değişiklik önerilerini referanduma götürmek için parlamentoda 360 oy ya da önerileri referandumsuz Meclis’ten geçirmek için 400 oy gerekli. Ancak muhalefetin bu hedeflere ulaşabilmesi için önünde büyük zorluklar bulunuyor.

D’Hondt sandalye dağıtım yöntemi ve muhalefete çıkardığı zorluklar
Bunlardan en önemlisi, Türkiye’de milletvekilliği seçimlerinde öteden beri uygulanan nispi temsil sisteminin detayları. Bu sistemde her partinin aldığı sandalye sayısının oy yüzdelerini yansıtması beklenir. Ancak seçim bölgelerinde oy yüzdelerini milletvekilliği sandalyelerine çevirmek için kullanılan d’Hondt yöntemi, her zaman önceliği büyük partilere verir. Seçim sisteminde yapılan son değişiklikler bu sorunu daha da beter hale getirdi. 2018 seçimlerinde sandalyeler önce ittifaklara dağıtılıyordu. 2023 seçimlerinde ise ittifakların sandalye dağılımında bir rolü olmayacak ve milletvekillikleri doğrudan partilere dağıtılacak. Bu değişiklik, daha parçalı bir yapıya sahip olan Millet İttifakı için büyük bir dezavantaj yaratacak. AKP tarafından domine edilen Cumhur İttifakı ise bu değişiklikten karlı çıkan taraf olacak. AKP, oy kaybediyor olmasına rağmen, son anketlere göre halen ülkenin birçok seçim bölgesinde en çok oyu alacak olan parti. Muhalefet ve Millet İttifakı bir blok olarak daha çok oy alacak olsa bile, seçim sisteminin bu özelliklerinden dolayı, dengeli bir sandalye dağılımı yakalamakta zorlanacak.
Sandalye dağılım metodunda yapılan bu değişikliğin ne tür etkiler yaratacağını, simülasyonlarla daha yakından inceledik. Aşağıdaki grafik, 2018 seçimlerinde, 2023 seçimlerinde uygulanacak metodun uygulanması halinde sandalye dağılımının nasıl değişeceğini gösteriyor.

2018’de Cumhur İttifakı oyların %53,7’si ile 344 milletvekilliği (Meclis’in %57,3’ü) elde etmişti. Millet İttifakı ise oyların %32,6’sını ve 189 milletvekilliğini (%31) almıştı. Muhalefette yer alan ancak Millet İttifakı’nın bir parçası olmayan HDP ise oyların %11,7’si ile 67 sandalye (%11,2) elde etmişti.
Bizim hesaplamalarımıza göre, 2018 genel seçimlerinde yeni tahsis sistemi uygulansaydı, Cumhur İttifakı’nın sandalye sayısı 17 artacak ve Millet İttifakı’nın sandalye sayısı ise 19 azalacaktı. HDP ise partisinin ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki performansı sebebiyle bu sistemden az da olsa karlı çıkıyor.
Yeni dağılım sisteminin muhalefet üzerinde olumsuz bir etki yaratacağı açık. Bu etki, muhalefet bloğu içindeki koordinasyon ve kolektif eylem sorunlarıyla birleştiğinde, parlamentoda güçlü bir çoğunluk sağlanmasını daha da zorlaştırıyor.
2023 TBMM seçiminde dağılımı için üç senaryo
2023 parlamento seçimlerinde milletvekili dağılımını tahmin etmek için simülasyonlarımızı Türkiye Raporu tarafından yakın zamanda yapılan bir ankete dayanarak yeniledik. Senaryolar ve simülasyonların sonuçları aşağıdaki grafikte görülebilir.

Birinci senaryoya göre, muhalefet seçimlere çok parçalı bir yapıyla giriyor. Millet İttifakı’nın tüm bileşenleri, kendi isim ve logolarıyla seçime katılıyor. Muharrem İnce’nin kurduğu Memleket Partisi de tek başına parlamento seçimlerine giriyor. Böyle bir senaryoda Kemal Kılıçdaroğlu ilk turdan cumhurbaşkanlığı seçimini kazansa bile, Cumhur İttifakı 310 sandalyeyle parlamento çoğunluğuna sahip olmaya devam edecek gibi gözüküyor.
İkinci senaryomuz muhalefet açısından daha iyimser: Kendi isim ve logosuyla yarışarak gücünü kanıtlamak isteyen İYİ Parti dışında, Millet İttifakı’nın tek liste ile seçime gireceğini varsayıyoruz. Bu senaryoda Memleket Partisi de CHP’ye geri dönüyor. İkinci senaryoya ilişkin sandalye dağılımı simülasyonumuzda da muhalefetin anayasa reformunu hayata geçirecek nitelikli çoğunluğu elde etmesi pek olası görünmüyor. Millet İttifakı’nın CHP ayağı 226, İYİ Parti ayağı 35 sandalye kazanıyor. HDP ise 64 milletvekilliğinde kalıyor.
Muhalefet için en iyimser senaryo ise Millet İttifakı’nın tüm bölgelerde tek listeyle seçime girmesi. AKP ve MHP’nin böyle bir birlikteliği değerlendirdiği günlerde, Millet İttifakı partilerinin de (2019 belediye seçimlerinde olduğu gibi) ortak liste seçeneğini değerlendirmesi gerekiyor. Eğer Millet İttifakı tüm seçim bölgelerinde ortak listeyle seçime girerse, şu anki oy dağılımlarına göre 281 vekil elde ediyor. Bu simülasyonda HDP’nin de 60 sandalye alması bekleniyor. Diğer bir deyişle muhalefet bloğu, bu en iyimser senaryoda bile 360 sandalyeye ulaşamıyor. Ancak bu simülasyonlarının şu anki oy dağılımı bulgularına göre yapıldığını ve oy oranlarının kampanyaların başlamasıyla değişebileceğini akılda tutmak lazım.
Rekabetçi otoriter sistemlerde iktidar bloklarını yenmek için siyasetbilimcilerin önerdiği formül açık: Muhalefet birlikte mücadele etmeli. Ancak, son Macaristan seçimlerinde de görüldüğü üzere, muhalefetin bir araya gelmesi gerek şart olsa da yeter şart değil. Muhalefet içindeki ilişkilerin de uyum ve işbirliğine dayalı olması, seçmenlerin parçalanmış ve birbiriyle kavga eden bir muhalefet bloğu görmemesi gerekiyor. Diğer bir deyişle, eğer Türkiye’ye demokrasiyi geri getirmek istiyorlarsa, büyük ve küçük tüm muhalefet partilerinin hem oylarını artırmaya hem de bunu koordinasyon içinde yapmaya odaklanmaları gerekiyor. Muhalefet içinde oy geçişleri yaygın olduğu için bunu söylemek kolay, yapmak zor. Partiler, Hazine yardımlarına hak kazanabilmek için de tek başlarına seçime girmek isteyebilirler. Ayrıca HDP ile muhalefet içindeki milliyetçiler arasında da çok derin ayrımlar var. Muhalefet liderleri arasında kişisel husumetlerin de eşgüdüm çabalarını zorlaştırdığı açık.
Bu yazıda paylaştığımız simülasyonlar, muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve AKP’nin uzun iktidarını sona erdirme ve Türkiye demokrasisindeki güç dağılımını yeniden dengeleme çabalarında hem büyük bir fırsat hem de önemli zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki potansiyel zaferi muhalefet için önemli bir dönüm noktası. Ancak hem hükümet edebilmek hem de anayasa değişikliği yoluyla gerçek bir demokratikleşme yaratabilmek için parlamento seçimlerine de aynı dikkatle eğilmek gerekiyor. Muhalefet tüm senaryoları dikkatle ele almalı ve seçim sisteminin yaratacağı dezavantajlardan kaçınmak için olabildiğince geniş ittifaklarla seçime girmeli.
Bu yazının İngilizce versiyonu için tıklayınız.








