Haftaya Bakış (314): 1 Mayıs’ın anlamı | İBB davasında tahliyeler

İSTANBUL (Medyascope) – Haftaya Bakış’ta bu hafta, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Kemal Can, hem 1 Mayıs’ın Türkiye’deki anlamını hem de İBB davasında gündeme gelen tahliyeleri ele aldı.

1 Mayıs’ın anlamı

Yayında Ruşen Çakır, Kemal Can ile 1 Mayıs’ın Türkiye’de nasıl bir anlam kazandığı ve özellikle Taksim yasağı etrafında şekillenen tartışmaları değerlendirdi. Kemal Can, sadece bir miting günü değil, doğrudan bir yönetim pratiğinin yansıması olduğunu vurguladı:

“Artık 1 Mayıs dediğimiz şey sadece bir kutlama ya da anma günü değil. İktidarın toplumsal alanı nasıl düzenlediğini, nasıl kontrol ettiğini gösteren bir örnek haline geldi. Çünkü sadece Taksim’i kapatmakla kalmıyorlar; insanların oraya ulaşmasını da bilinçli olarak zorlaştırıyorlar. Söğütlüçeşme’den itibaren yolların kapatılması, kilometrelerce yürümek zorunda bırakılmaları, karşıdan karşıya geçememeleri… Bunların hepsi güvenlik önlemi adı altında yapılan ama aslında katılımı caydırmayı hedefleyen uygulamalar.”  

Ruşen Çakır ise 1 Mayıs’ın anlamının boşaldığı yönündeki tartışmalara karşı çıkarak, ekonomik krizin yarattığı yeni toplumsal gerçekliğe dikkat çekti:

“Şimdi ‘işçi sınıfı kaldı mı’ gibi tartışmalar yapılıyor ama bu çok yüzeysel bir yaklaşım. Çünkü bugün baktığımızda dünün orta sınıfı dediğimiz kesim bile ciddi bir ekonomik sıkıntı içinde. İnsanlar giderek daha fazla güvencesizleşiyor. Sendikasızlaştırma yaygınlaşmış durumda. Medyada bile artık sendika yok. İnsanlar tamamen yöneticilerin insafına bırakılmış durumda. Böyle bir tabloda 1 Mayıs’ın anlamı yok demek mümkün değil.” 

Haftaya Bakış (314): 1 Mayıs'ın anlamı | İBB davasında tahliyeler
Haftaya Bakış (314): 1 Mayıs’ın anlamı | İBB davasında tahliyeler

İBB davasında tahliyeler

Yayında, İBB davasında gündeme gelen tahliyeler ve yargı sürecinin işleyişi ele alındı. Ruşen Çakır, yargı kararlarının nasıl alındığına dair toplumda oluşan algıyışu şekilde değerlendirdi:

“Şimdi bakıyoruz, tahliyeler geliyor, kararlar çıkıyor ama kimse bunları hukuki süreçlerin doğal sonucu olarak değerlendirmiyor. Herkes biliyor ki bu kararların arkasında siyasi bir irade var. Yani erken seçim olur mu sorusunun cevabı ‘Erdoğan isterse olur’ şeklinde veriliyorsa, yargı kararları için de aynı algı geçerli. Mahkeme var ama kararın nereden çıktığını herkes biliyor.”  

İBB davası ve benzeri siyasi süreçlerin iktidar açısından da bir açmaz yarattığını vurgulayan Kemal Can, “Burada ciddi bir paradoks var. İktidar bir yandan siyasi hamlelerle muhalefeti sıkıştırmak istiyor ama bu hamleler ekonomik riskleri de artırıyor. Ekonomi zaten kötü durumdayken daha sert adımlar atılırsa bu tablo daha da kötüleşebilir. Ama ekonomi kötü olduğu için de kendilerini güvende hissetmiyorlar ve yeni hamleler yapmak istiyorlar. Yani kullandıkları araçlar aynı zamanda kendileri için de risk üretiyor” dedi. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.