İSTANBUL (Medyascope) – Emeklilikte derinleşen yoksulluğu değerlendiren Prof. Dr. Aziz Çelik, milyonlarca emeklinin düşük maaşlar nedeniyle yeniden çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Çelik, bayram ikramiyelerinin eridiğini, sosyal güvenlik reformlarının emekli gelirlerini düşürdüğünü ve emeklilerin örgütsüz bırakıldığını savundu.
Hilmi Hacaloğlu’nun programına konuk olan çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, Türkiye’de emeklilerin giderek derinleşen yoksullukla karşı karşıya olduğunu söyledi. Çelik, düşük maaşlar nedeniyle milyonlarca emeklinin yeniden çalışmak zorunda kaldığını belirterek, “Cumhuriyet tarihinde emeklilerin refah seviyesinin bu kadar düştüğü başka bir dönem olmadı” dedi.
Programda, DİSK-AR’ın emeklilere ilişkin son araştırmasının sonuçları değerlendirildi. Araştırmaya göre emeklilerin önemli bölümü 20 bin TL civarında maaş alırken, milyonlarca kişi geçim sıkıntısı nedeniyle iş arıyor ya da çalışmaya devam ediyor. Çelik, emekliliğin artık bir “dinlenme dönemi” olmaktan çıktığını, temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir hayata dönüştüğünü ifade etti.
Çelik, kamuoyunda sıkça dile getirilen “emekliler bütçeye yük oluyor” söylemini de eleştirdi. Bunun neoliberal ekonomi anlayışının bir sonucu olduğunu savunan Çelik, asıl meselenin kaynak yetersizliği değil kaynakların dağıtımı olduğunu söyledi. Kamu bütçesinden büyük payın faiz ödemelerine ayrıldığına dikkat çeken Çelik, emeklilere ayrılan payın yıllar içinde sistematik biçimde azaltıldığını belirtti.
Bayram ikramiyesi eridi, maaşlar düştü

Bayram ikramiyelerinin yıllar içinde ciddi biçimde eridiğini söyleyen Çelik, 2018’de asgari ücretin yüzde 62’sine denk gelen ikramiyenin bugün yüzde 12-13 seviyesine gerilediğini kaydetti. Mevcut 4 bin TL’lik ikramiyenin alım gücünü kaybettiğini vurgulayan Çelik, “Bir kilo iyi baklava değerine düştü” ifadelerini kullandı.
Programda hükümetin ekonomi politikaları da tartışıldı. Çelik’e göre iktidar artık seçim kazanmak için ekonomik refah üretmeye dayalı eski stratejisini terk etmiş durumda. Bunun yerine ücretleri ve emekli aylıklarını baskılayan sert bir kemer sıkma politikası izlendiğini belirten Çelik, enflasyonun yükünün çalışanlar ve emeklilere yıkıldığını söyledi.
Emekli maaşlarındaki gerilemenin temelinde 1999 ve 2008 sosyal güvenlik reformlarının bulunduğunu ifade eden Çelik, bu düzenlemelerle emeklilik yaşının yükseltildiğini ve aylık bağlama oranlarının düşürüldüğünü anlattı. 2002’de emekli aylıklarının kişi başına düşen milli gelire oranı yüzde 46,4 seviyesindeyken, bu oranın 2025’te yüzde 29’a kadar gerilediğini aktardı.
“Emeklilerin sesi yeterince güçlü çıkmıyor”
Düşük maaşların emeklileri yeniden işgücü piyasasına ittiğini belirten Çelik, emeklilerin çoğunun geçim sıkıntısı nedeniyle çalıştığını söyledi. İşverenlerin emeklileri sosyal güvence maliyeti düşük olduğu için tercih ettiğini ifade eden Çelik, bunun kayıt dışı ve güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırdığını kaydetti.
Programda emeklilerin örgütlenme sorunları da gündeme geldi. Çelik, Türkiye’de emeklilerin sendikal haklarının sınırlı olduğunu, mevcut mevzuat ve yargı kararlarının emekli sendikalaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Emekli örgütlerinin parçalı yapısının da ortak mücadeleyi zayıflattığını ifade etti.
Çelik ayrıca medya sektöründeki sendikasızlaşmayı eleştirerek, özellikle muhalif medya kuruluşlarının çalışan hakları konusunda çifte standart uyguladığını savundu. Ekonomik gerekçelerin sendikal hakların engellenmesine bahane olamayacağını belirten Çelik, bunun medya kurumlarının güvenilirliğini de zedelediğini söyledi.








