Seren Selvin Korkmaz ile söyleşi: “CHP bugün millete dönüyor”

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın “CHP’ye ne oldu, neden oldu, bundan sonra ne olacak?” başlıklı yayınına konuk olan siyaset bilimci Seren Selvin Korkmaz, “Ama şunun altını çizmek lazım: Özgür Özel’in bugün dayanabileceği tek yol, millet. O yüzden CHP bugün aslında millete dönüyor” dedi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Seren Selvin Korkmaz, CHP’nin durumu hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
  • Korkmaz, iktidarın CHP içindeki tartışmaları iç kavga olarak lanse ettiğini vurguladı.
  • Demokratik mücadele yöntemlerinin yok sayıldığını ve değişim talebinin karşılanmadığını ifade etti.
  • Özgür Özel’in önündeki riskler büyük ancak milletle bütünleşmek önemli bir hedef.
  • CHP bugün millete dönüyor ve bu dönüşümün topluma duyurulması gerekiyor.
Bilmeniz gerekenler

“Parti içi demokrasi yok sayılıyor”

Seren Selvin Korkmaz, iktidarın amaçlarından birinin CHP içindeki tartışmaları partinin iç kavgası olarak lanse etmek olduğunu söyledi. Korkmaz, CHP’nin yaşadığı sürecin demokrasinin yok sayılması olarak görülmesi gerektiğini söyledi:

“Seçmen iradesiyle seçilmiş belediye başkanları ve ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayı cezaevinde. Bu tabloda bizim önümüzdeki şey ne? Demek ki iktidarla mücadele edebilecek, seçim kazanabilecek, iktidarın istemediği bir şekilde muhalefet partisinin başına geçen ya da onu organize eden herhangi bir aktör oyun dışı bırakılıyor. Bizim tartışmamız gereken ve olayın vahameti tam da bununla ilgili. Toplum bunun farkında.”

Demokratik mücadele yöntemlerinin yok sayıldığını ifade eden Seren Selvin Korkmaz, insanların siyasi ortamdaki değişim taleplerinin de gerçekleşmediğini belirtti, “Türkiye’de siyasiler seçim kaybediyorsa bunun bedelini koltuklarından uzaklaşarak ödemeliler. Yani o koltukların değişmesi gerekiyor. İnsanların değişim arzusunun gerçekleşmesi gerekiyor. Bunun çok ötesinde eğer ille de yarışmak gibi bir dert varsa, partinin kurultayları vardır. Demokratik mücadele yöntemleri vardır” dedi.

“CHP bugün millete dönüyor”

Korkmaz, ilerleyen süreçte Özgür Özel’in önünde büyük risklerin olduğunu söyledi. Siyaset bilimci, Özgür Özel ve arkadaşlarının yürüttüğü mücadele hakkında toplumun farklı kesimlerine duyurulduğu takdirde başarıya ulaşabileceğini vurguladı. Seren Selvin Korkmaz, Özgür Özel ve yönetiminin yapabileceği ve yapmaya çalıştığı şeyi “milletle bütünleşmek” olarak betimledi: 

“Özgür Özel ve arkadaşlarının önünde pek çok risk var ama bu mücadeleyi toplumun farklı kesimlerine duyurma ve millete dönme için bir fırsat olarak görürlerse o zaman çok başka şeyi aşabilirler. Çünkü Özgür Özel’in önüne konulabilecek bariyerleri her seferinde katlanarak görüyoruz. Önüne çok yeni bariyerler gelecektir. Ben bunun devamının da geleceğini, farklı yollardan CHP’nin mücadele yöntemlerinin önünün kesileceğini düşünüyorum. Dokunulmazlıkların kaldırılması, haklarında birtakım siyasi yasaklar, cezayla tehdit edilmeleri gibi pek çok şeyi görebiliriz. Ama şunun altını çizmek lazım: Özgür Özel’in bugün dayanabileceği tek yol, millet. O yüzden CHP bugün aslında millete dönüyor.”

Video deşifresi

Deşifreyi yayına hazırlayan: Tania Taşçıoğlu Baykal

Ruşen Çakır: Siyaset bilimci Seren Selvin Korkmaz’la yayındayız. Seren merhaba. 

Seren Selvin Korkmaz: Merhaba. İyi yayınlar. 

Ruşen Çakır: Seninle 22 Mayıs’ta yaptığımız yayında Türkiye’nin, rekabetçi otoriter sistemden hegemonik otoriter sisteme geçtiğini söylemiştin. Ama bu kadar hızlı olmasını bekliyor muydun? Yani bu genel merkez baskınının sanki bayram sonrasına kalacağını bekleyenler çoktu. Hatta belki de seçilmiş ve atanmış bu iki genel başkan arasında bir diyalog olur ve bir yerlerde buluşurlar diye bekleyenler de vardı. Ama pazar sabahı saat 07.30’da oraya gitmek başka bir şeydi. Ne dersin, çok hızlı gelişmiyor mu işler? 

Seren Selvin Korkmaz: Çok hızlı gelişiyor, ama o günkü yayında da konuştuk. O gün de mutlak butlan kararı da bu kadar hızlı beklenmiyordu. Ama ben zaten bir eşiği geçtiğimizi düşünüyorum. Yani biz doğal olarak bir şeylerin zamanlamasına, hızlı olup olmamasına dair çok fazla yorumlar yapıyoruz, ama biz Türkiye’de bir eşiği çoktan geçtik. Hatta bugün arkadaşlarla bu olayı yorumlarken “Bu kadarını da bekliyor muyduk?” diye tartıştık. Birçok kişi için çok şaşırtıcı oldu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne böyle bir polis baskının yapılması, biber gazlarının sıkılması… Ne olursa olsun, bu, cumhuriyetin kurucu partisinin, aslında Atatürk’ün sembolik koltuğunun olduğu bir partiye, aynı zamanda, en son yerel seçimlerden birinci çıkmış bir partiye yapılıyor. 

Şimdi bu kadarı beklenir miydi, beklenmez miydi, bence o eşiği çoktan geçtik. Çünkü Türkiye’de hukuki olarak, o çok meşhur “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” tarzı, her hukuksuz müdahaleyle birlikte, onlara göz yumulmasıyla birlikte bugüne geldik. O yüzden ben “Bu kadar ileri gidilir, gidilmez, zamanlaması ne olur?” tartışmalarının biraz bizim günlük tartışmalarımız olduğunu düşünüyorum. Çok acele gelmişti kayyum kararı. Bu yapılan da çok acele yapılan bir hamle oldu açıkçası. Benim için şaşırtıcı olan, bunların yapılması değil. Benim için, her şeye rağmen hâlâ şaşırabiliyor olmak da ilginç, ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinden yetişmiş olan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel kadroları ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanlığını yapmış bir ismin, parti içindeki iktidara tekrar gelebilmek için bu muameleyi partiye yaptırmasına hâlâ şaşırıyorum ben. Bir yandan da şunu söyleyebiliriz: “Zaten iktidar eliyle bu görevi kabul edenler her şeyi yapabilir.” Bunun altını çiziyorum. 

Bugün, Özgür Özel bir yürüyüş başlattı. CHP Genel Merkezi’ndeki koltuğunu bırakarak, Meclise yürüdü ve orada şu cümleleri kullandı: “Bu partinin 83 tane genel merkezi var. Birini bıraktım, diğerine gidiyorum.” Peki, biz Sayın Kılıçdaroğlu’nu nasıl tanımıştık? Özellikle hangi hamlesiyle Türkiye’de demokratikleşme alanında CHP adına adımlar atmıştı? ‘’Adalet Yürüyüşüyle.’’ Adalet Yürüyüşü farklı bir Kılıçdaroğlu defteri açmıştı. Ama düşünün, bugün, o adalet yürüyüşünü yapan kişi, CHP’ye, seçilmemiş bir şekilde, iktidarın eliyle, mahkeme yoluyla tekrar koltuğa gelmek için başka bir yürüyüşe sebep oluyor. Dolayısıyla bu ilginç geliyor bana. Bunun içerisinde yer alan CHP’lilerin tavrı da çok ilginç geliyor. Ama aslında Cumhuriyet Halk Partisi bir binadan ya da sadece o binalardaki koltuklardan ibaret değildir. Gerçekçi açıdan bakarsak, elbette bir parti finansmanı, partinin kaynaklarının kullanılması, binalarının olması önemli, ama o partiyi var eden, yaşatan, o partinin kadroları, o partinin seçmen desteğidir. Ben açıkçası hem Cumhuriyet Halk Partisi’ne böylesine bir zararın verilmesine şaşkınım, hem de bu cürete şaşkınım. Her ne olursa olsun, bu cürete şaşkınım açıkçası. 

Ruşen Çakır: Kılıçdaroğlu ekibinden eski milletvekili Müslüm Sarı “Her kriz bir fırsattır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşü başlıyor ya da iktidarı yakındır” demiş. Kılıçdaroğlu ve ekibinin herhangi bir siyasi geleceği var mı sence?  

Seren Selvin Korkmaz: Böyle bir siyasi geleceğin olması mümkün değil. Açıkçası bu tartışmaları çok boyutlu yapabiliriz; CHP içerisindeki aktörler üzerinden de yapabiliriz. CHP’nin bugünkü durumu üzerinden de yapabiliriz. Ama bizleri ısrarla aynı noktaya getirmesinin bir sebebi var.  Bugün iktidar, bu tartışmaları “CHP’nin iç kavgası” olarak lanse etmeye çalışıyor. Ama bizim, bugün yapılan şeyin CHP’nin çok ötesinde bir şey olduğunu anlamamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’de kendi seçimlerini yaparak genel başkanını belirlemiş bir partinin parti içi demokrasisi yok sayılıyor. Öte yandan, seçmen iradesiyle seçilmiş belediye başkanları cezaevinde, ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayı cezaevinde.

Bu tabloda bizim önümüzdeki şey ne? Demek ki iktidarla mücadele edebilecek, seçim kazanabilecek, iktidarın istemediği bir şekilde bir muhalefet partisinin başına geçen ya da onu organize eden herhangi bir aktör, bir şekilde, öyle ya da böyle oyun dışı bırakılıyor. Bizim tartışmamız gereken olay bu ve olayın vahameti tam da bununla ilgili. Toplum bunu görüyor. Açıkçası ben şöyle düşünüyorum: Sen, “pazar günü bu olay oldu” diyorsun ya. Türkiye’de zaten insanlar o kadar yorgun, o kadar dertli ki. Herkesin hayata dair dertleri var, geleceğe dair endişeleri var. İnsanlar sabah uyandıklarında üzerlerinde bir yükle uyanıyorlar. Bu toplum huzura muhtaç. Bir pazar günü uyanıyorsunuz, kendi iradenize, seçmen iradesine doğrudan bir müdahale hissediyorsunuz. Bu çok ciddi bir şey. O yüzden ben, bu kararın altına imza atan isimlerin zaten siyasi açıdan intihar ettiğini düşünüyorum. O koltukları bir şekilde tutabilirler, ama mesele bunun çok ötesinde. O yüzden ‘’Adalet Yürüyüşünü’’ örnek verdim. Kılıçdaroğlu Türkiye siyasetinde ‘’Adalet Yürüyüşüyle’’ bir şey yaratmıştı. 

Ama sadece bugün değil, bu sürecin hepsi, bugün geldiğimiz nokta çok sembolik. Bununla birlikte, bunu dahi ortadan kaldıran bir anlayışın Türkiye’de bir geleceği olduğunu düşünmüyorum ve ısrarla bunun altını çizmek lazım. Türkiye’de siyasiler seçim kaybediyorsa, bunun bedelini de bir zahmet koltuklarından uzaklaşarak ödemeliler. Yani o koltukların değişmesi gerekiyor. İnsanların değişim arzusunun gerçekleşmesi gerekiyor. Bunun çok ötesinde, eğer ille de yarışmak gibi bir dert varsa, partinin kurultayları vardır, demokratik mücadele yöntemleri vardır. Bu kadar şaibeli bir şekilde göreve gelinmesiyle bir fırsat alanı doğar mı? Doğmaz. Bir fırsat şöyle doğabilir: Eğer hiçbir şekilde tekrar görev alacağınızı düşünmüyorsanız, burada tabii ki o aktörlere kısa bir süre için kişisel fırsatlar doğabilir. 

Ruşen Çakır: Şimdi Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve diğerlerinin önlerinde çok zor bir şey var. Bu arada bir otobüs hazırlanıyor. Birazdan Özgür Özel konuşacak. Onun için hızlı bir şekilde sorayım: Önlerindeki en önemli risk ne sence? Çok risk var da, nerede çok büyük bir sorun yaşayabilir Özgür Özel ve arkadaşları? 

Seren Selvin Korkmaz: Özgür Özel’in önünde pek çok risk var dediğin gibi. Ama ben şöyle görüyorum: Eğer bu mücadeleyi gerçekten toplumun çok farklı kesimlerine duyurmak ve millete dönmek için bir fırsat olarak görürlerse, o zaman başka çok şeyi aşabilirler. Çünkü Özgür Özel’in önündeki riskler ve önüne konulabilecek bariyerleri biz her seferinde, yeni, yeni katlanarak görüyoruz. Önüne çok yeni bariyerler gelecektir. Ben bunun devamının da geleceğini, farklı yollardan CHP’nin mücadele yöntemlerinin önünün kesileceğini düşünüyorum. Dokunulmazlıkların kaldırılması, haklarında birtakım siyasi yasaklar, belki onların cezayla tehdit edilmesi gibi pek çok şeyi görebiliriz önümüzdeki süreçte. 

Ama şunun altını çizmek lazım: CHP’li aktörler aslında kendileri de söylediler. Özgür Özel de söyledi. CHP’nin, Özgür Özel yönetiminin bugün dayanabileceği tek yol millet. O yüzden CHP bugün aslında millete dönüyor. Ben kendi çalışmam için de CHP’li aktörlerle görüştüğümde şunu söylemişlerdi: “2016’da darbe olduğunda, biz ilk kez artık devlet olmadığımızı anladık.” Bu beni çok şaşırtmıştı o zaman. CHP, devlet olmadığını, devletin organlarından tamamen dışlandığını, farklı bir devlet yapısı olduğunu zamanla deneyimledi ve millete dönmeye başladı. 2024 ve ‘’değişim’’ kurultayı, ardından 2024’teki yerel seçim bunun bir göstergesiydi. Bugün de Özgür Özel yönetiminin aslında yapabileceği ve şu an yapmaya çalıştığı şey, milletle bütünleşmek. Dün birtakım uzlaşı sinyalleri geldiğinde ben “Eyvah, acaba yeniden ‘anayasaya aykırı ama ‘evet’ diyoruz’’ hikâyesi mi geliyor?” dedim. Çünkü o zaman, o milletteki tepki söndürülür. O yüzden “Risk nedir?” soruna dolaylı bir cevap verdim. Risk, bu toplumsal dalgayı sönümlendirmek. Risk, bu toplumsal dalganın tam karşısında, millete değil de, yeniden parti içi mekanizmalara dönmek ve oralarda birtakım uzlaşılar aramak. Bence en büyük risk bu. Ama sanıyorum bugünkü müdahaleyle o eşik aşıldı.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Seren yayınımıza katıldığın ve değerlendirmelerin için. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş