Bazı insanlar vardır, çok görünmez ve fazla bilinmezler. Onlar ama sahne arkasının ana aktörleridir. Yaratıcı ve kurucudurlar. Onlara en hoş yakıştırma “arı” olduklarını söylemektir. Bizim alanımız en değerli arılarından birisini kaybetti, Wolfgang Gust. Hakkında birkaç söz söylemek ve çok bilinmeyen bazı konuları ilgilenenlerle paylaşmak istedim.
Wolgang Gust’un ölüm haberini tam uçağa bineceğim 11 Haziran günü aldım. 12-16 Haziran arası Hamburg’da olacaktım. Wolfgang ve sevgili eşi Sigrid’i görmeyi ümit ediyordum, ama olmadı.
Wolfgang Gust’u ilk 1991 yılı sonlarına doğru tanıdım. Alman Der Spiegel dergisinde gazeteci olarak çalışıyordu. O yıllarda sürmekte olan Karabağ savaşı üzerine Spiegel dergisinde bir yazı dizisi hazırlıyordu. Bu yazılarını 1992 yılında dizi olarak yayımlandı. Kısa sürede dost olduk.
Dostluğumuz öylesine ilerlemişti ki 1993 Mayıs’ında Der Spiegel dergisinde onun yardımlarıyla bir yazım yayımlandı. Yazının yayımlandığı günlerde, 17 yıl sürgün hayatından sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. En büyük amaçlarımdan birisi 1876-1940 dönemini kapsayan bir “Dokümantasyon Merkezi” kurmaktı.
Türkiye maceram uzun sürmedi. Wolfgang Gust ile mecburi dönüş yaptığım 1997 yılında Hamburg’da yeniden buluştuk. Emekli olmuştu veya olmak üzereydi. Ne yapacağını tam bilmiyordu; bir arayış içindeydi.

Belki 1919-1920 yıllarında Paris’te imzalanan barış antlaşmaları konusunda bir şey yaparım, diyordu. Yugoslavya, Macaristan, Çekoslovakya ve Polonya gibi “küçük” uluslarla yapılan antlaşmalara ilgi duyuyordu.
Sohbet sırasında, elimde Türkiye’de kurmayı hedeflediğim Merkez için satın aldığım Ermeni Soykırımı ile ilgili 1914-1918 Alman Dışişleri Bakanlığı belgeleri olduğunu söyledim. “İstersen bu belgelere bak,” dedim. Eğer tümünü kendisine ödünç verirsem severek bakacağını söyledi.
Belgeler, mikrofilm halindeydiler, okumak için özel makine gerekiyordu. Sırf bunun için bir mikrofilm okuma makinası aldı.
Ve sonra Wolfgang inanması çok zor bir karar verdi. Alman belgelerini internet ortamına aktararak herkesin hizmetine sunacaktı. Ve bir de Ermeni Soykırımı’nda Alman Rolü konusunda çalışacaktı.
Söylemesi kolaydı ama bu işin önünde ciddi engeller vardı. Birincisi, o yıllarda yüzlerce hatta binlerce belgenin internet ortamına konması ortaya ciddi copyright problemi çıkarabilirdi. Bu konuyu Alman Dışişleri Bakanlığı Arşivi ile halletmesi gerekiyordu. O yıllarda web sitesi kurma teknolojisi çok gelişmiş değildi, bunun halledilmesi gerekiyordu. Bir de belgeler hangi standartlara göre internet ortamına aktarılacaktı; güvenilirlik sorunu nasıl halledilecekti?
Ben, ömrümde onun kadar titiz ve azimle çalışan insan görmedim. Bir karınca, bir arı titizliği ile tüm bu sorunların üstesinden geldi. Ayrıca bu belgeleri tek tek okumakla kalmadı. Belgeleri, içlerinde arama yapılacak biçimde rahat okunabilmeleri için tek tek yeniden yazdırdı. Benden aldıklarından başka çok daha fazla yeni belge satın aldı. Bunların hepsini kendi emeklilik parası ile kimseden yardım beklemeden yapıyordu.
İnternet ortamına aktaracağı belgelerin tarihçiler tarafından kullanılabilir olabilmesi için hangi standartlara uyulması gerektiği konusunu birçok tarihçi ile tartıştı. Vagharshak Lalayan adlı bir Ermeni bilgisayar uzmanı, Wolfgang’ın düşündüğü sayfa için gönüllü oldu ve özel bir program yazdı. Sonuçta ortaya müthiş bir eser çıktı.
Bu sayfaya Wolfgang Gust’un anısına bir bakmanızı rica ediyorum. 1914-1918 Ermeni sorunu etrafında Alman Dışişleri Bakanlığı Arşivi belgeleri ile başlayan sayfa daha sonra başka orijinal belgeleri de yayımlamaya başladı. Milletler Cemiyetinin 1919 sonrası Halep’te yetim kalan Ermeni kadın ve çocuklar için kurduğu evin orijinal belgeleri; Takvim-i Vekayi’lerde yayımlanmış 1919-1922 İstanbul İttihat ve Terakki Yargılamaları belgeleri vereceğim örnekler arasındadır.
Arşiv, daha sonra 1909 Adana olayları, 1913-1914 Ermeni Reform Görüşmeleri, Almanya’nın Şark Politikaları konusunda var olan hemen hemen tüm önemli belgeleri de koleksiyonuna dahil etti.
Wolfgang, hemen her belgeyi büyük bir titizlikle okuduğu için bizler (konu üzerine çalışan tarihçiler) için büyük bir muamma olan birkaç sırrı da çözdü. Birinci önemli sır, Alman Protestan Papaz Johannes Lepsius’un, Paris Barış Görüşmeleri sırasında Almanya’nın Ermeni katliamlarında rolü olmadığını göstermek amacıyla yayımladığı kitaptaki Alman resmî belgelerinin orijinal olup olmadıkları idi.
Yıllarca, Ermeni Soykırımı çalışmalarının ana kaynaklarından birisi olan 450’ye yakın Alman belgesini içeren bu kitap hakkında zaman içinde bazı kuşkular ortaya çıkmıştı. Birkaç belgeye bakan bazı tarihçiler, orijinal Alman belgeleri ile Lepsius’un yayınladıkları arasında farklar olduğunu sezmişlerdi.
Konu hakkında ilk ciddi çalışmayı yapan Dadrian, Lepisius’un hayatta olan sekreteri ile de görüşmüş ve Lepsius’un herhangi bir tahrifat yapmadığı kanaatine ulaşmıştı. Esas soru şuydu: Bu belgeler gerçekten orijinal belgeler miydi? Eğer değilse, belgeleri kim tahrif etmişti? Wolfgang’ın kılı kırk yalan titizlikle yaptığı araştırma bu sırrı çözdü.
Belgeler tahrif edilmişti. Büyük tahrifatı yapan Dışişleri Bakanlığı idi. Belgeleri Lepsius’a gönderirken üzerlerinde oynamalar yapmışlar, bazı yerleri çıkartmışlar ve bazı belgeleri resmen yeniden düzenlemişlerdi. Lepsius’un kendi yaptığı ufak tahrifatlar da vardı. Bunlar Bakanlığın yaptığı tahrifatın yanında “masum” sayılabilirdi. Meselenin özü, Almanya’nın Ermeni katliamlarında rolü olmadığını ispat etmekti. Lepsius, bu konuda gönüllü çalışıyordu, çünkü kendisi de savaşın sonlarına doğru Alman gizli servisinin gönüllü elemanı olarak çalışmaya başlamıştı.
Çok sayıda belgeyi bir araya topladı
Wolfgang, bu bulgularını yazdığı uzun bir yazı ile ve ilgili belgeleri de yan yana koyarak hepimizin hizmetine sundu. Onun aydınlattığı tek konu bu değildi. İkinci önemli konu, önemli bir soru vardı: Almanya katliamlar sırasında gerçekten nasıl bir rol oynamıştı? Osmanlı Hükümetine akıl mı vermişti? Yani, katliamların doğrudan örgütleyicisi mi idi? Yoksa, Almanya’nın yardımı, Osmanlılar savaş ortakları olduğu için, katliamların üstünü örtmeleri konusunda yardımcı olmakla mı sınırlıydı?
Wolfgang, çok sayıda belgeyi bir araya topladı ve 2005 yılında kendi dev eserini yayımladı. Kitaba yazdığı uzun bir önsöz ile Almanya’nın rolünün ne olduğu konusundaki sırrı da esas olarak “çözdü” diyebiliriz. Almanya’nın katliamlara dahli bir tek “hoşlarına gitmese bile” mecburen katliamların üstünü örtmeye yardımcı olmak ile sınırlı değildi. Konu hakkında Dışişleri Bakanlığı ile Alman Genelkurmay’ı arasında bazı farklar olmasına rağmen, belirleyici olan Genelkurmay’ın tutumu idi. Ve Alman Genelkurmayı Ermenilere yapılanlardan çok da rahatsız değildi.
Wolfgang’ın Almanca yayınlanan bu kitabı daha sonra Kanada Zoryan Enstitüsü yardımıyla İngilizce ve Türkçe olarak da yayımlandı. İnternet arşivinde de buna uygun eklemeler yapıldı ve Alman Dışişleri Bakanlığı belgeleri Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak İnternet ortamında araştırmacıların hizmetine sunuldu. Artık Alman rolü konusunda ortada fazla bir muamma kalmamıştı. Her şey, isteyenin elinin altındaydı. Meraklıların, bu sayfaya girip konu hakkındaki bilgileri istedikleri dilde okumaları mümkündü.
İşte alanımız bu “işçi arısını” kaybetti. Onu her Hamburg’a geldiğimde ziyaret ederdim. Ekteki resmî bir anı olarak koymak isterim. Bu sefer ama onu görmek, ziyaret etmek nasip olmadı.
Sevgili Wolfgang, sen bizi 91 yaşında terk ettin ama hazırladığın sayfa baki kalacak. Ve bu sayfanın düzenli ziyaretçisi ben, her ziyaretimde seni ve bu muhteşem eserini hatırlayacağım. Gerçekler ancak senin gibi hakikat işçileri sayesinde gün yüzüne çıkabiliyor. Rahat uyu.















