Doğancan Özsel & Armağan Öztürk yazdı: Mansur Yavaş ne yapacak? Ayrışma riskine karşı CHP’nin birliği

Siyasi kutuplaşmanın keskinleşmesi birbiriyle çelişkili görünen iki eğilimi aynı anda ortaya çıkarır. Bir yandan seçmenler giderek daha radikal siyasi pozisyonlar alır, daha yüksek bir siyasi sertlik düzeyine erişirler. Öte yandan aynı kişiler için partili kimliği önemini kaybeder. Her iki eğilimi de Türkiye’nin hızla dönüşen siyasi iklimi içerisinde gözlemlemek mümkün. 

Yapılan kamuoyu araştırmaları, ortada duran seçmen oranının istikrarlı biçimde azalmakta olduğunu gösteriyor. İdeolojik bakımdan kararsız olan, iktidar partilerine de muhalefete de kulak veren seçmen sayısı düşüşte. Buna karşın siyasi partilerin sembolik önemi de zayıflıyor. Liderlerin kişisel oylarının, partilerinin çok önünde olmasının bir sebebi bu. Aynı zayıflamanın bir başka göstergesi ise seçmenlerin aynı blok içerisindeki partiler arasında görülmemiş bir hızla konum değiştirebilmesi.

İnsanların siyasi partilerle özdeşleşme düzeyindeki azalma, mutlak butlan kararına verilen tepkilerde de kendisini gösterdi. Kararın çıktığı 21 Mayıs’tan itibaren muhalefetin önemli bir bölümü Özgür Özel ve arkadaşlarına vakit kaybetmeksizin yeni parti kurma çağrısı yapmaya başladı. Bu büyük kitle için esas önemli olan CHP’li kimliğini değil, muhalefetin dinamizmini korumaktı. Bunun yolu da parti içi mücadeleden çok alana inmekten, kitlelerle birlikte yepyeni bir siyasal hat açmaktan geçiyordu.

Özel yeni parti konusunda neden acele etmiyor?

CHP’nin seçilmiş yönetimi ise bu seçeneği derhal hayata geçirmek yerine bir B planı olarak elinde tutmayı tercih etti. Üstelik son birkaç günde yaşananlar, bu seçeneğin gerçekleşme olasılığının bir nebze azalmış olabileceğine işaret ediyor. Kimi büyükşehir belediye başkanlarının araya girmesi ile hem Özgür Özel’in hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu hafta grup toplantısı yapmama kararı almaları önemliydi. Bugüne değin Özel’e yakın duran bazı vekillerin “parti içi bütünlüğün korunması gerektiğine” yönelik sosyal medya paylaşımları da parti koridorlarında uzlaşma seçeneğinin ciddi şekilde ele alındığı anlamına geliyor. 

Pek çok muhalif seçmen, Özel ve arkadaşlarının -İmamoğlu çevresinin aksine- CHP içerisinde kalmakta neden bu kadar ısrar ettiklerini anlamakta zorlanıyor. Bu sorunun bir yanıtı söz konusu isimlerin siyasal sosyalizasyon biçimleri ile ilgili. Parti tedrisatından geçmiş, örgütten gelen bu isimler için CHP’li olmanın sembolik anlamı, genç muhalif seçmene nazaran çok daha fazla. Dolayısıyla kapıyı çarpıp çıkmakta zorlanmaları son derece anlaşılır. 

Partiden ayrılmakta ayak sürümelerinin ikinci bir nedeni, iktidarın olası adımları karşısında çok daha savunmasız kalacak olmaları. CHP’den ayrılan isimlerin son derece sert hukuki hamlelerle karşı karşıya kalmaları ihtimal dahilinde. Üstelik böylesi bir durumda kendilerini bu hamlelerden koruyacak bir CHP örgütü ve kurumsal yapısından da mahrum olacaklar. Bugüne değin partinin muhalefet liderleri için yeterli korumayı sağlayamadığı açık. Yine de baba ocağında kalmaya devam etmek ve parti içi iktidarın hiç olmazsa bir bölümünü elde tutmaya çalışmak daha makul bir seçenek gibi görünüyor.

Yeni parti kurma yoluna gidilmemesinin son bir nedeni ise, parti elitleri arasında güçlü bir “üçüncü yol” akımının ortaya çıkmaya başlamış olması. Oğuz Kaan Salıcı’dan Engin Altay’a, Muharrem İnce’den Zeydan Karalar ve Vahap Seçer’e değin pek çok isim, bu çekişmenin taraflar arasında bir uzlaşma ile sonuçlanmasının muhalefet için en sağlıklı yol olduğu kanısında. Bunun için her iki tarafın da hem söylemlerini yumuşatması hem de mevcut konumlarından taviz vermesi gerekiyor. Muhalefetin aldığı hasarı en aza indirmenin yolunun bu olduğunu söyleyen isimlerin parti içerisindeki özgül ağırlıkları yüksek. Üstelik hem Özel hem Kılıçdaroğlu çevresinden bu gruba her geçen gün yeni isimler ekleniyor. Olası bir ayrılmada CHP içerisinde kalmalarına kesin gözüyle bakılan bu isimlerin nicelik ve nitelikleri, Özel’i yeni parti konusunda düşündürmekte.

İki farklı muhalefet tarzı

Belki de yeni partinin kurulması konusunda Özel’in kafasını en çok meşgul eden isim ise Mansur Yavaş. Mevcut konjonktürde muhalefetin doğal cumhurbaşkanı adayı olarak görülen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, krizin başından itibaren Özel’in yanında durmakta tereddüt etmedi. Butlan kararının hukuksuzluğunu her açıklamasında vurguladı ve partisini seçilmişlerin yönetmesi gerektiğini açıkça belirtti. Verdiği desteğin en sembolik göstergesi ise, Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi önünde konuşma yaptığı sırada onun Güvenpark’ta Özel’in yanında olmasıydı.

Öte yandan bu desteğin ilkesel olduğunun, dolayısıyla belirli sınırlılıklar dahilinde verildiğinin de altını çizmek gerek. Yani ortada kayıtsız şartsız bir destek yok. Böyle bir şeyi beklemek de doğru değil. Zira Yavaş, siyasi tarz olarak Özel ve İmamoğlu’ndan çok farklı bir isim. Seçilmiş CHP yönetimi, butlan kararı polis zoruyla parti binasına tebliğ edildiğinde genel merkez kapısının üzerine hortumla çıkan, yağmur altında TOMA’nın tepesinden partililere seslenen performans temelli bir muhalefet tarzını temsil ediyor. Bu politika yapma biçiminin seçmeni ve muhalif entelektüelleri konsolide etme konusundaki başarısı tartışılmaz. Oysa Mansur Yavaş yoksulluk, adaletsizlik ve ülkenin kurumsal birikiminin aşınması gibi kaygıları geleneksel siyasi araçlarla halka aktarmayı ve sandık merkezli bir siyaseti tercih ediyor. Onun önceliği iktidar karşıtı tabanın genişletilmesi. Muhalefetin çekirdek seçmenine dönük popülizminin bu bakımdan yarardan çok zarar getirebileceği kaygısı taşıdığı açık. 

Özel ve İmamoğlu ikilisi ise yeni parti seçeneğini hayata geçirmeleri durumunda tam da bunu yapacaklar. Kurulacak yeni hareket ile birlikte bu aktivist siyaset tarzını bir üst seviyeye çıkartmak durumunda kalacaklar. Bir defa CHP seçmenlerinin önemli bir bölümü, rotalarını yeni partiye çevirmek için böylesi bir performansı talep edecek. Dahası, cumhuriyeti kuran partinin imkanlarını yitiren Özel ve arkadaşları için muhalefetin sokakta tutulması, iktidarın baskıları karşısında elde kalan tek caydırıcı unsur. Dolayısıyla yeni parti yolunun tercih edilmesi bir anlamda Yavaş ile Özel-İmamoğlu arasındaki siyasi farkın daha da belirginleşmesi anlamına gelecek. 

Mansur Yavaş’ın tavrı

Bu farklılaşma elbette bir kopuş anlamına gelmeyebilir. Her üç isim de ülkenin mevcut durumuna ve ihtiyaçlarına dönük temel konularda ortak tespitlere sahip. Üçü de iktidara karşı durulması gerektiği konusunda ortaklaşıyor. Ancak hangi yolla mücadele edilmesi gerektiği sorusuna verdikleri yanıtlar epey farklı. 

Medyanın gözünden kaçmış olsa da, Yavaş’ın Güvenpark’taki konuşması bu farklılığın altını çiziyordu. O konuşmasında Mansur başkan ne Özel, ne İmamoğlu ne de Kılıçdaroğlu’nun adını andı. Özel taraftarlarının yeni parti kurma çağrılarına karşılık yaptığı konuşmada, muhalefetin birliğini koruması ve CHP ötesine taşarak tüm unsurları iktidar karşısında bir araya getirmesi gerektiğini söyledi. Bunun için öncelikle CHP içi dayanışmanın sürmesi gerektiğini belirtirken, bu birlikteliği ortadan kaldırmanın tam da iktidarın arzuladığı şey olduğunun altını çizdi. 

mansur yavaş

Bugüne değin bu temel tavrında bir değişiklik olduğunu gösteren hiçbir emareye rastlamadık. Aksine, geçtiğimiz hafta Meclis grubundaki bir çatışmanın önüne geçilmesine yönelik X üzerinden yaptığı çağrının Kılıçdaroğlu nezdinde karşılık bulması, böylesi bir uzlaşma arayışının temel aktörlerinden birisi olmaya devam ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla Özel’in yeni parti için düğmeye basması durumunda Yavaş’ın bu harekete katılmayacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. Nitekim ona yakın isimler de böyle bir adımı beklemediklerini belirtiyor. 

Yeni parti süreci başladıktan sonra da elbette Özel-Yavaş ilişkisi yapıcı biçimde sürebilir. Ancak muhalefetin mevcut en güçlü cumhurbaşkanı adayını geride bırakmak Özel için olumlu bir imaj olmayacaktır. Bu durum, İmamoğlu’nun yokluğunda muhalefet dışı seçmenle irtibat kapasitesi zaten azalan seçilmiş CHP için ikinci bir zorluk anlamına gelecektir.

Peki bu durumda yeni parti fikri tümüyle rafa kaldırılması gereken bir seçenek mi? Aslına bakarsanız bu sorunun yanıtı biraz da muhalefetin kendine koyduğu hedeflerle ilgili. Eğer Özel muhalefetinin amacı kendi seçmenini konsolide etmek, düşen moralini ve azalan umutlarını yeniden yükseltmek ise, bunun en kestirme yolunun yeni parti olduğuna kuşku yok. Ancak esas amaç en az bir sene sonra gerçekleşecek bir seçimden galip çıkmak ise, Mansur Yavaş’ın telkin ettiği birleşerek çoğalma yolu daha gerçekçi duruyor. Yeter ki yalnız Özel değil CHP içerisindeki tüm taraflar uç söylemlerden arınsın ve sağduyu ile hareket ederek ortak bir çözüm arayışında bir araya gelebilsin.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş