“Doğu Karadeniz’de Çay Tarımı ve Görünmeyen Eşitsizlikler” raporu yayınlandı

İSTANBUL (Medyascope) – BAYETAV desteğiyle hazırlanan “Doğu Karadeniz’de Çay Tarımı ve Görünmeyen Eşitsizlikler” raporu, çay üretiminin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını; ekolojik tahribat, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, göçmen emeği ve üreticinin kırılganlığı gibi yapısal sorunlarla iç içe geçtiğini ortaya koydu.

Doğu Karadeniz’de Çay Tarımı
“Doğu Karadeniz’de Çay Tarımı ve Görünmeyen Eşitsizlikler” raporu yayınlandı
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Rapora göre, Doğu Karadeniz’deki çay tarımı ekonomik faaliyet olmanın ötesinde, derin eşitsizliklerle dolu bir alandır.
  • Ekolojik tahribat, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve göçmen emeği gibi sorunlar çay tarımında belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
  • Kadınlar çay üretiminde önemli bir rol oynamasına rağmen, mülkiyet ve karar alma süreçleri erkeklerin kontrolündedir.
  • Çay tarımında göçmen işçilerin durumu kırılgandır ve ayrımcı söylemlere maruz kalmaktadırlar.
  • Sürdürülebilir bir çay tarımı için mülkiyet hakları, emek koşulları ve çevresel sürdürülebilirlik bir arada değerlendirilmeli.

Doğu Karadeniz bölgesindeki toplumsal ve ekolojik dönüşümü mercek altına alan “Doğu Karadeniz’de Çay Tarımı ve Görünmeyen Eşitsizlikler” raporu yayınlandı.

Dr. Özlem Şendeniz ve Aysel Öztürk tarafından yürütülen ve kapsamlı bir saha araştırmasına dayanan rapor, Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırma Vakfı (BAYETAV) Eşitlik Araştırmaları Programı desteğiyle hazırlandı. Doğu Karadeniz ekonomisinin lokomotifi olan çay tarımının yalnızca bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda derin eşitsizliklerin ortaya çıktığı bir alan olduğunu ortaya koyuyor. “Çay tarımı eşitsizlik ilişkilerini besler mi?” sorusundan yola çıkan araştırma; doğa, mülkiyet, emek ve göç olmak üzere üç temel aks üzerinden bütünlüklü bir analiz yapıyor.

Rapordan öne çıkan başlıklar

  • Ekolojik alarm; “Toprak beton oldu”: Verim odaklı aşırı kimyasal gübre kullanımı toprağın yapısını bozmuş ve yeraltı sularında nitrat kirliliği riskini artırmıştır. Yerel üreticilerin “toprak beton oldu” ifadesiyle dile getirdiği bu durum, monokültür tarımın ekolojik sınırlarına dayandığını göstermektedir.
  • Gizil ormansızlaşma; “Dağlar çaylık oldu”: Çay tarımının kâr odaklı ve plansız bir biçimde genişlediği ve monokültür tarımının yaygınlaştığı ortaya çıktı.
  • Toplumsal cinsiyet ve mülkiyet: Çay tarımında bakım ve toplama süreçlerindeki emeğin büyük kısmını kadınlar üstlenmesine rağmen, mülkiyet ve karar alma mekanizmaları erkeklerin kontrolündedir. Araştırma, en basitinden çay karnesi sahipliğinin erkeklerde yüzde 75,1 iken kadınlarda yüzde 38,5’te kaldığını göstererek bu eşitsizliği somutlaştırıyor.
  • Göçmen emeğinin merkezi rolü ve kırılganlığı: Çay hasadı; Gürcistan, Asya, Afrika ve Ortadoğu gibi farklı coğrafyalardan gelen göçmen işçilerin emeğine bağımlı hale gelmiştir. Bu işçiler çoğu zaman güvencesiz koşullarda, ayrımcı söylemlere maruz kalarak ve aracılara bağımlı bir şekilde çalışmaktadır. Bu durum, çay tarımının göçmen emeğine olan yapısal bağımlılığını ve bu emeğin kırılgan çalışma koşullarını ortaya koymaktadır.
  • Jenerasyon farkı ve yaşlanan çay müstahsili: Çay tarımıyla sınıf atlayan ailelerin eğitimli çocukları çaylıkları bir “kambur” olarak görürken, geçimini tamamen çaya bağlayan aileler için çay hala bir gelecek vaadi taşımaktadır. Çay tarımını büyük ölçüde 65 yaş üstü müstahsiller sürdürmektedir.
  • Kamu ve özel sektör kıskacında korunmasız üretici: Raporda öne çıkan en kritik başlıklardan biri, üreticinin ÇAYKUR’un kota ve kontenjan uygulamaları ile özel sektörün fiyat politikaları arasında “korunmasız” kalmasıdır. ÇAYKUR’un alım sınırları ve üreticinin çeşitli sebeplerle hızlı hasat etmeye yönelmesi sistemde tıkanıklığa yol açmakta; müstahsil çoğu zaman taban fiyatın altında ve belirsiz ödeme vadeleriyle yaş çay alımı yapan özel sektöre mecbur kalmaktadır. Bu durum, piyasa dengesinin küçük üretici aleyhine, özel sektör lehine bozulduğunu göstermektedir.

“Bütüncül bir perspektif şart”

Rapor, sürdürülebilirliğinden endişe duyulan çay tarımının, sadece üretim ekonomisiyle sınırlı kalmaması gerektiğini; mülkiyet haklarını, emek koşullarını ve çevresel sürdürülebilirliği bir arada değerlendiren adil bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Çay tarımı, Doğu Karadeniz’de hem bir geçim kaynağı hem de eşitsizliklerin müzakere edildiği çok aktörlü kaotik bir toplumsal alan olarak varlığını sürdürüyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş