İSTANBUL (Medyascope) – Haftaya Bakış’ın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Kemal Can ile CHP’de mutlak butlan kararının ardından gündeme gelen yeni parti iddialarını, Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’e yönelik soruşturmayı ve 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılını değerlendirdi.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Ruşen Çakır ve Kemal Can, CHP’deki mutlak butlan kararının ardından yeni parti iddialarını değerlendirdi.
- Ahbap Derneği’ne yönelik ciddi iddialar var ve bu durum devlet kurumlarının geçmişteki eksikliklerini ortadan kaldırmıyor.
- Kemal Can, yeni kurulacak partinin stratejisinin AKP’ye rakip olmak gerektiğini vurguladı.
- 15 Temmuz’un 10. yılını ele alan Can, iktidarın bu olayı bir siyasi hikaye olarak kullandığını ancak bekleneni veremediğini söyledi.
- FETÖ suçlaması, 15 Temmuz’un en kalıcı mirası haline geldi ve herkes tarafından siyasi bir enstrüman olarak kullanılmaya başladı.
Ruşen Çakır ve Kemal Can Haftaya Bakış’ta Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturmayı ele aldı. Çakır, dosyada ortaya çıkan iddiaların ciddiyetine dikkat çekerken bunun devlet kurumlarının geçmişteki eksikliklerini ortadan kaldırmadığını söyledi:
“Ahbap ve Haluk Levent hakkında çok ciddi iddialar var. Şu ana kadar yapılan savunmalar da beni ikna etmedi. Ortada çok büyük paralar, çok karmaşık ilişki biçimleri var. ‘Ona söz verdim, bundan borç aldım, sonra yerine koyacaktım’ gibi açıklamalarla geçiştirilecek bir tablo değil bu. Diyelim ki kişisel olarak cebine para indirmedi, yine de yardım paralarının bu şekilde yönetilmiş olması başlı başına büyük bir problem ama bundan hareketle deprem döneminde devletin, özellikle Kızılay’ın başarısız olmadığı sonucuna varamayız.”
Soruşturmanın Türkiye’deki dayanışma kültürü açısından da önemli sonuçlar doğuracağını belirten Kemal Can ise şunları söyledi:
“Bir tarafta iktidar medyası bunu deprem dönemindeki eleştirileri boşa çıkarmaya çalışmak için kullanıyor. Diğer tarafta ise devlet kurumlarına duyulan güvensizlik nedeniyle oluşmuş sivil dayanışma ağlarının tamamını itibarsızlaştıracak bir iklim oluşturuluyor. İnsanlar güçlü örgütlenmeler kuramadıklarında popüler isimlere olağanüstü anlamlar yüklüyor. Sonra da o kişiler üzerinden çok büyük hayal kırıklıkları yaşıyorlar. Ahbap olayı tam da bunun örneği oldu.”

Yeni parti yolda mı?
Yayında CHP’den kurulması beklenen yeni parti girişimi değerlendirildi. Tartışmanın yalnızca yeni isimlerden ibaret olmadığını vurgulayan Kemal Can, “Şu anda herkes yenilikten söz ediyor ama herkesin yenilikten anladığı şey farklı. Bazıları için yenilik CHP’den tamamen kopmak anlamına geliyor. Bazıları ise CHP’nin tarihsel mirasını tamamen reddetmeden yeni bir siyasi yapı kurulması gerektiğini düşünüyor. Bana göre kurulacak partinin stratejisi AKP’nin rakibi olmak ama CHP’yi mümkün olduğu kadar kendi içine alarak ilerlemek üzerine kurulu” dedi.
Can, yeni partinin yalnızca seçim kazanmaya odaklanmasının yeterli olmayacağını dile getiren Can şöyle devam etti:
“Bugün seçimi kazanabilecek alternatif bir parti kurmakla Türkiye siyasetini uzun vadede değiştirecek yeni bir siyasi hareket inşa etmek aynı şey değil. Birincisi daha kolay. İkincisi ise çok daha zor. Eğer gerçekten yeni bir siyaset üretilecekse bunun kadrosu, programı ve rotası üzerine çok daha kapsamlı hazırlık yapılması gerekiyor. Seçim gündemi yaklaştıkça bu hazırlıkları yapmak da daha zor hâle geliyor.”
“15 Temmuz’un en kalıcı mirası FETÖ suçlaması oldu”
15 Temmuz darbe girişiminin 10. Yılını ele alan Kemal Can, iktidarın 15 Temmuz’u uzun yıllar yeni bir siyasal hikâye üretmek için kullandığını ancak bunun beklenen sonucu vermediğini söyledi:
“15 Temmuz’dan sonra ‘Allah’ın lütfu’ değerlendirmesi yapılmıştı. Bunun iki amacı vardı. Birincisi iktidarın yeniden güçlü bir toplumsal hikâye üretmesi, ikincisi ise FETÖ suçlamasının her alanda kullanılabilecek bir etikete dönüşmesi. Birinci hedef tam anlamıyla gerçekleşmedi. 15 Temmuz üzerinden beklenen toplumsal konsolidasyon sağlanamadı ama ikinci taraf fazlasıyla başarılı oldu. FETÖ suçlaması artık herkesin birbirine yöneltebildiği bir siyasi enstrümana dönüştü. 15 Temmuz’un en kalıcı mirası FETÖ suçlaması oldu.”







