İSTANBUL (Medyascope) – 8.Gün programının bu bölümünde Sorel Dağıstanlı’nın konukları hukukçu- yazar Gürkan Çakıroğlu ve İTÜ Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak’dı. Dağıstanlı konukları ile çözüm sürecini ve mikro depremleri konuştu.
Sorel Dağıstanlı’nın konukları hukukçu- yazar Gürkan Çakıroğlu ve İTÜ Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak oldu. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın basına yansıyan İmralı görüşmelerinde, meseleyi en iyi anlayan kişilerden biri olarak bahsettiği Gürkan Çakıroğlu, Türkiye’de, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devam eden, öncesinde de var olan en temel sorunun hukuk devletinin yokluğu olduğunu söyledi.
Kürt sorunu ve hukuk devleti
Çakıroğlu, “Türkiye bir hukuk devleti değil. Varmış gibi hareket ederseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Siyaseti varmış gibi yaparsanız zulme maruz kalabilirsiniz” dedi. Kürt meselesinin hukuk devletinin olmamasının en temel yansıması olduğunu belirten Çakıroğlu, Türkiye’de hukuk devletine yönelik bir hamle de görünmediğini söyledi.
Çerçeve yasanın önemli bir başlangıç olduğunu söyleyen Çakıroğlu, “Kürt meselesinin kendisinin terörize edilmekten çıkarılması çok önemli bir başlangıç” dedi. İşin barış ile bitmediğini, Öcalan’ın süreci başka bir noktaya taşıdığını belirten Çakıroğlu, Demokratik Cumhuriyet Partisi’nden bahsettiğini ve bunun büyük bir iddia olduğunu söyledi.
Bu zamana kadar siyasetlerin hep direniş hattı üzerinde olduğunu belirten Çakıroğlu, “Bu saatten sonra ise anlamak ve anlatmak üzerine olacak” dedi. Demokratik cumhuriyete giden yolun hukuk devletinden geçtiğini ifade eden Gürkan Çakıroğlu, hukuk devletine giden yolun da toplumsal sözleşmeye dayalı bir anayasadan geçtiğini dile getirdi.

Mikro depremler haberci mi?
Programın bir diğer konusu ise Adalar açıklarında üst üste meydana gelen mikro depremlerdi. Prof. Dr. Cenk Yaltırak yaşananları bir örnekle açıkladı:
“Bu küçük mikro deprem aktiviteleri şunu söyler bize, bir kapı var, kapıya yüklenen bir kuvvet var, bir de kapının menteşeleri var. Kapının çerçevesi var, kapının tutunduğu yerler var, işte buralarda duyduğunuz çatırtı, çıtırtı yani deformasyon. Bu mikro deprem aktivitesi ona denk gelir. Onun için esas depremin olacağı yer mikro depremlerin olduğu yer değil, mikro depremlerin etrafına dizildiği sismik boşluklardır. Onun için eğer bir yer sessizse ve etrafında depremler dönüp dolaşıyorsa, işte o kapının kendisidir.”








