İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun ile çözüm sürecinin gidişatını, Kürt meselesini, sürecin toplumsallaşmasını, olası provokasyonları ve Suriye’deki Kürtlerin entegrasyon sürecini değerlendirdi.
Ruşen Çakır konuğu Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun ile “çözüm sürecini kimler neden eleştiriyor, kimler neden destekliyor?” sorusunu ele aldı. Sürece yönelik tutumların yalnızca destekleyenler ve karşı çıkanlar şeklinde ikiye ayrılamayacağını belirten Girasun, eleştirilerin önemli bir bölümünün doğrudan çözüm fikrine değil, süreci yürüten aktörlere duyulan güvensizlikten kaynaklandığını söyledi:
“Başından beri aslında süreçle alakalı şüpheler ön planda, kaygılar ön planda ve ciddi anlamda, azımsanmayacak bir destek de var. Süreç karşıtı veya süreci desteklemeyen gruplara dönüp baktığımızda farklı çevrelerde farklı gruplar var. O yüzden aynılaştırmak mümkün değil tabii ki. Ama diğer taraftan şunu görüyoruz, aslında sürecin kendisine değil, sürecin muhataplarına bir itiraz var. Herkesin kafasında başka bir süreç tarifi var, başka süreç muhataplıkları var ve ideal çözümler var. Ama reel koşullar bir şeyleri belirliyor, muhataplıkları belirliyor ve elinizdekilerle siyaset yapmak durumundasınız. O yüzden hiç kimsenin çok içine sinen bir çözüm süreci değil.”
Kürt kamuoyunda kaygı azalıyor, güven artıyor

Roj Girasun, Kürt kamuoyunda sürecin başlangıcında hâkim olan duygunun büyük bir heyecan değil, temkin ve kaygı olduğunu vurguladı. Önceki çözüm sürecinin sona erme biçiminin yarattığı deneyimin yeni sürece yönelik güveni azalttığına dikkat çeken Girasun, “Toplum nezdinde bu sürecin başında bir kaygı hâli vardı. Umut ve heyecan duyguları daha gerideydi. Önceki çözüm sürecinin yarattığı travma sebebiyle de bu sürecin başarıya ulaşacağına dair güven azdı. Bugün itibariyle hem belirsizlikler ortadan kalkıyor hem de güven artırıcı önemli adımlar geldi ama toplum nezdinde bu süreç aslında çok büyük bir demokratikleşme heyecanı yaratan bir süreç değil. Bu süreç barışın geldiği, silahların sustuğu bir dönem ve aslında Kürtler nezdinde bir nefes alma aralığı” dedi.
İktidara ve sürecin aktörlerine duyulan güvensizliği anlaşılabilir bulmakla birlikte, bu güvensizliğin tamamen siyaset dışına çıkmanın gerekçesine dönüşmemesi gerektiğini söyleyen Girasun şöyle devam etti:
“Kimse kimseye güvenmek zorunda değil ama kimse kimseye güvenmediği için hiçbir şey yapmamayı da yapmak zorunda değil. Siyaset bir güç oyunu en nihayetinde ve bu oyun tamamen oynanmayarak oynanabilecek bir oyun değil. Oyunun dışında kalınarak oynanacak bir oyun değil. Süreçle ilgili hepimizin eleştirileri var. Ama eleştirilerin çok iç içe geçtiğini, bir yerden sonra karmaşıklaştığını ve her şeyin bütünleştiğini görüyorum. Rahatsız olduğum kısım burası.”
- Çerçeve yasa Meclis’ten geçti: Yasada neler var, kimler yararlanacak?
- İşte çerçeve yasa teklifinin tam metni






