İSTANBUL (Medyascope) – Dünya Alem programının bu bölümünde İslam Özkan’ın konuğu Ali Bulaç oldu. Bulaç, Süleymancılar ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonları, devlet-cemaat ilişkilerini, kayyum uygulamalarını ve hukuk devleti tartışmalarını değerlendirdi.
Dünya Alem programında İslam Özkan ile Ali Bulaç, Süleymancılar ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonları, devlet-cemaat ilişkilerini ve hukuk devleti tartışmalarını ele aldı.
Cemaatler neden hedefte?
Cemaatlere yapılan operasyonlarda iki önemli faktörün söz konusu olduğunu belirten Bulaç, “İlk faktör, cemaatlerin AK Parti iktidarına mesafeli davranması ve son seçimlerde CHP ya da İYİ Parti’yi desteklemeleri. Bu durum iktidarın hoşuna gitmedi çünkü Türkiye’de sağ, muhafazakar, milliyetçi partiler cemaatlerin, tarikatların oyunu alırlar. İkinci faktör de Süleymancıların kendilerini tedirgin hissettiği için faaliyetlerinin büyük bir bölümünü yurt dışına çıkarması” dedi.

Bulaç, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu dönemde imtiyazsız ve homojen bir toplum anlayışıyla ve devlet eliyle inşa edilen bir ulus projesi olarak şekillendiğini söyledi:
“Tarikatlar ve cemaatler ise bu projeye aykırı. Tarikatlar, birey ile devlet arasında ara ve koruyucu mekanizmalar olarak işlev görüyor, bireyin doğrudan devletle karşı karşıya gelmesini engelliyor. Modern ulus devlet ise imtiyazsız ve farklılıkların olmadığı, herkesin aynı şekilde düşündüğü ve yaşadığı, devlete sadakat temelinde birleşen bir toplum inşa etmek istiyor. Kemalizm de cemaatleri, tarikatları ve diğer sivil toplum kuruluşlarını tasfiye etme üzerine kuruldu ancak bu mümkün olmadı.”

Cemaatler ve iktidar
AKP seçmeninin büyük çoğunluğunu cemaatler ve tarikatların oluşturduğunu vurgulayan Ali Bulaç, “Türkiye’de üç büyük seçmen kitlesi var. İlki cemaatler ve tarikatlar, yani muhafazakar kesim. İkincisi Kürt seçmen ve diğeri de orta sınıf, ekonomik olarak dezavantajlı seçmenlerdir. Kim onlara ulaşabilirse kolayca iktidar olabilir. Ancak Süleymancılar farklı bir partiyi destekleyeceklerini açıklandığında iktidar için makbul olmayan bir cemaat haline gelirler” diye konuştu.
Cemaatlerin “milli irade” çatısı altında olmaması gerektiğini belirten Bulaç, “Cemaat ve tarikatlar eğer özerk ise bir çatı altında toplanmaz. Özel alana devlet müdahil olmamalıdır. Ancak temel haklar ihlal edildiğinde müdahil olabilir. Denetim ayrı bir konu, vakıfların ve derneklerin denetimi yapılabilir ancak bu denetim özel olmalıdır” dedi.








