İSTANBUL (Medyascope) – Çatalca Film Festivali, üç gün süren ilk deneyimini ödül töreniyle tamamlarken kadın yönetmenlerin başarısı ve Yüksel Aksu’nun “Tek yol sinema” sözü öne çıktı.

Çatalca Film Festivali’nin son günündeyiz. Nazım Özbay Kültür Merkezi’nde finalist on kısa filmi izledikten sonra akşam Mübadele Meydanı’nda yapılacak ödül törenini bekliyoruz. Ama öncesinde bir panel var. Yüksel Aksu, Dilan Çiçek Deniz ve Bülent Emrah Parlak’tan oluşan jürinin katıldığı paneli izliyoruz. Etkinliğin kolaylaştırıcılığını yazar-oyuncu Görkem Yeltan yapıyor.
Yeltan, festivalle ilk defa buluşan Çatalca’ya dair sorular soruyor. Finale kalan filmler hakkında değerlendirme almaya çalışıyor ama jürinin ağzı sıkı. Birazdan ödüller açıklanacak ve orada en net değerlendirme görülecek.
Kısa film-uzun metraj filme dair kavramsal değerlendirmeler yapılıyor. Bülent Emrah Parlak, kısa filmde oynamanın kendisi için değerli olduğunu ve iyi projeler beklediğini söylüyor. Dilan Çiçek Deniz, bugüne kadar iki kısa filmde yapımcı olarak yer aldığını ama yeni bir kısa filmde oynamak istediğini söylüyor.
Yüksel Aksu, 1990’lı yıllarda katıldığı festivalleri anlatıyor. Kısa filmin bir tür olduğunu ve uzun metraja geçiş olarak ele alınmasının eksik olduğunu aktarıyor.
Festivalin geleceğine ve neler yapılması gerektiğine dair de görüşlerini aktarıyor. Lise yıllarında Muğla Belediyesi’nin yaptığı kültür-sanat buluşmalarına katılmasının onu sinemaya taşıyan ilk alan olduğunu söylüyor. Çatalca’da kalıcı hale gelen bir film festivalinin de gençleri besleyecek, eğitecek bir etkinlik olacağını kaydediyor. Sinemanın ve dünyaya adını duyurmuş filmlerin, yönetmenlerin bir kent için en büyük tanıtımlardan biri olacağını altını çiziyor. Kentin mübadeleyle olan bağının da festivalde yer almasının gerekliliğini de söyledikten sonra devrimci duyguları kabarıyor ve “Tek yol sinema” diye haykırıyor. Mübadele Meydanı’ndan alkışlar yükseliyor.
Ödül töreni
Ödül törenine geçiliyor. Yönetmenler şöyle yerlerinden bir kımıldıyor. Heyecan artıyor. Önce mansiyon ödülleri duyuruluyor. Utku Ali Güler’in yönettiği “Feridun” ve Turgut Kanal’ın yönettiği “Mümeyyiz” ödüle layık görülüyor.
İstanbul Film Festivali’nde de izlediğim Dalya Keleş’in yönettiği “Yerçekimi” Büyük Jüri Özel Ödülü alıyor. Filmin oyuncusu Sudem Berin Dinç sahneye çıkınca alkışlar daha da yükseliyor. Genç (çocuk desek daha doğru) oyuncunun olgun haline karışan mutluluğu gözlerden kaçmıyor.

Festivalin tek animasyon filmi “Kirpik” Jüri Özel Ödülüne layık görüldü. Doğa Kılcıoğlu Esen’in yönettiği film, bir yas sürecini yüksek estetik tarzda aktarımıyla dikkat çekiyor. Yönetmen Esen, sahnede babasının ölümünün ardından bu filmi yaptığını söyleyerek, “Babam ölümünden sonra bile yolumu açmaya devam ediyor” sözleriyle duygularını aktarıyor.

Festivalin son ve en büyük altın erguvanı kabul edilen En İyi Film Ödülü’nü de bir kadın yönetmen, Rabia Özmen aldı. Özmen’in “Prosedür” filmi bürokratik engeller ve cezaevi ilişkisi üzerinden bireyin iç dünyasını başarıyla anlatan bir film olarak ödüle layık görülüyor.
Çatalca Film Festivali, ilk deneyiminde ilçenin hissettiği ve dahil olduğu bir festival olarak il yolculuğunu geride bırakıyor. İlçenin kimliğini öne çıkaran sergiler, meydanı dolduran ahali ve esnafın güler yüzü akılda kalıyor.
Kadın yönetmenlerin ödüllerde öne çıkmasının ayrıca sevindirici olduğunu söylemek gerek. Üç günün sonunda Çatalca Belediyesi’nin ve ilçe halkının tutumu festivalin geleceğe daha güçlü yürüyeceğine dair çok güçlü işaretler veriyor. Yüksel Aksu’nun dediği Çatalca’da bundan sonra “Tek yol sinema!”.






