Samimiyet meselesi

İSTANBUL (Medyascope) – Kadın futbolunda gerçek ilerleme sadece görünürlük ve temsille değil, samimiyetle mümkün. Peki neden?

Samimiyet
Samimiyet meselesi

Kadınlara ödül verilmeye başlandığından beri Ballon d’Or geceleri hep farklı gelmiştir. Kadın futbolunu yakından takip eden, oyuna ve oyunculara hâkim kimseler çevrelerindeki, törendeki ve internetteki neredeyse herkesten daha fazla şey bildiklerinin farkındadır. Bu doğrudur da. Çünkü ortada en başından samimiyetsiz bir davet hissi vardır.

Ballon d’Or kazanan ilk kadını düşünelim: Ada Hegerberg.

Sahneye çıktığında, onca yıl kadınlara hak edilmiş imkânları sunmak konusunda burnundan kıl aldırmayan takım elbiseli adamların önündeydi. Ada orada yalnızca kendisi için değil, gelecek adına da bulunuyordu. Bir şeyler değişiyordu ve artık buna hiçbir karar verici keyfine göre yön veremezdi. Çünkü zamana da gerçeklere de sonsuza dek direnmek mümkün değildi.

Ödülünü alırken neler yaşandığını hatırlıyor musunuz?

Kimselerin tanımadığı bir DJ, mikrofonu eline alıp Ada’ya “twerk” yapıp yapamayacağını sordu. Yılların biriktirdiği bu samimiyetsizlik, hiçbir şekilde derinlere saklanmamış kadın düşmanlığıyla birlikte, koca törende gün yüzüne çıktı. İbretlikti. Kadın futbolcuların kariyerlerinin her aşamasında karşılaştığı şey tam olarak buydu. Oyunun en büyük sahnelerinden birinde bile saklanamamıştı.

Bu rezaletin arından benzer bir durumun yeniden yaşanmaması adına ödülü takdim edecek kişiler daha özenli seçilmeye başlandı. Bir yıl gecenin sunucuları Didier Drogba ve Sandy Heribert, başka bir yıl Kylian Mbappe, sonrasında Andriy Shevchenko, Novak Djkovic, Natalie Portman ve Andres Iniesta gibi isimler tercih edildi.

Fakat burada da başka bir mesele söz konusuydu. Ödülü sunmak için hiçbir kadın sporcu düşünülmediği gibi, ne kadar büyük bir profesyonel olursa olsun, geçmişte kadın ve erkek tenisçilerin kazançları tartışılırken olaya tek pencereden bakarak erkeklerin daha fazla kazanması gerektiğini savundan Djokovic’in tercih edilmesi bile başlı başına bir kusurdu.

Natalie Portman’ın ABD’de bir kadın futbolu takımına sahip olduğu düşünülünce onu tercih etmek doğruydu. Andres Iniesta ve Aitana Bonmati’nin oyun tarzları, aralarındaki yakınlık ve Barça bağı düşünüldüğünde şimdiye kadar verilen iki anlamlı tercihten sonuncusu da buydu.

Kadın futbolunun bu tip ödül törenlerine dahil edilmesi elbette ileri doğru atılmış bir adım. Fakat bunun her zaman samimi hissettirmediğini söylemek, verilen çabalara haksızlık etmek anlamına gelmiyor. Çünkü hiçbir şey tek gecede, tek sahnede, tek ödülle düzelmiyor.

Ekran karşısında töreni anlatan sunucuların bile adaylardan ve onların kariyerlerinden bihaber olması bunun en görünür örneklerinden biri. İşleri gereği geceye dair her şeyi araştırmaları gerekirken bütün hazırlıklarını erkek futboluna ayırmaları, bilmemezlikten değil de bilinçli bir hor görmeden kaynaklanıyor.

Kadın sporlarına ve kadın futboluna yalnızca somut bir “fırsat” sunarak ilerleme kaydetmek mümkün değil. Bunun için samimiyet gerekir. Sürdürülebilir çaba, saygı, emeğe verilen değer, gelişmeye açık bir çift göz ile bakış açısı lazımdır.

Futbolda bir ligin yayın haklarını almakla doğru yayıncılık yapmak arasındaki fark bugünlerde sıkça tartışılıyor mesela. Her şey maçı satın alıp ekrana vermekle bitmiyor. Özen gerekiyor; çalışma, eğitim, yenilik ve üretim lazım oluyor. Yayıncı kuruluşlar da tam olarak bu sebeple eleştiriliyor veya övülüyor.

Konuya böyle bakınca, erkek futboluna tanınan her türlü imkâna rağmen eleştiriler gırla sürerken kadın futbolunda yalnızca temsiliyetin yeterli olmadığını söylemek neden yanlış olsun?

Kadınlara tek bir ödül verildi diye bununla yetinilmek zorunda mı? Özen arzulanamaz mı? Sunulan kısıtlı imkânlara minnet duymak tek seçenek mi?

Bu alana ilgi duymaya başlayan birinin ilk öğrendiği bilgi hiç değişmez:1921’e kadar izleyici sayısı erkeklerinkini geçen kadın futbolunun o yılın ardından tam 50 yıl boyunca İngiltere’de yasaklanmış olduğu gerçeği.

Futbolun beşiğinde bile oyundan yarım asır uzak tutulan kadınların bugün hâlâ türlü ayrımcılığa ve küçümsemeye katlanmasının nesi adil? Erkeklerle bir yarış içinde olmadıklarını defalarca dillendiren kadın profesyoneller, içinde olmak istemedikleri bu haksız rekabette hor görülen taraf olmayı neden hak etsin?

Kadın futbolunun geleceği adına en değerli şeylerden biri samimiyet.

Bir ödül töreninde kazananın adını zikretmek kimseye gerçek anlamda fırsat sunmuyor. Kazananı tanımak ve tanıtmak değerli. Ada Hegerberg’in nasıl bir gol makinesi olduğunu bilmek değerli. Alexia Putellas’ın 14 senelik Barcelona kariyerini neden sonlandırdığını ve niye İngiltere’nin yeni ve tanınmamış projelerinden birine imza attığını merak etmek, araştırmak, öğrenmek değerli. Tüm bunlara önem verenlere saygı duymak ve bilenin yolunu açmak değerli.

Asıl samimiyet göstergeleri bunlar.

Niyet içten gelmedikçe, sadece görünür olmak adına yapılan hiçbir katılım tek başına yeterli olmuyor.

Sahaların boyuyla ilgili tartışmalar, maç sürelerini kısaltma önerileri, kaleleri daraltma tavsiyeleri… Bunların hepsi bir alana hâkim olmadan fikir belirtme ihtiyacından doğuyor. Senelerdir yün dokuyan ustaya dokuma öğretmek ya da anadili o dil olan birine dil bilgisi dersi vermek gibi.

İçten değil, gösterişten.

Samimiyetten değil, görüş belirtme telaşından.

Üstelik hiçbiri kadın futboluna iyilik yapmıyor.

İyilik nedir peki?

Kadın Futbol Süper Ligi’nde yeni sezonun başladığını bu satırlarda öğrenmemiş olmak. Sponsorluk kokan derbi reklamlarını saha içini tanıyarak ve tanıtarak yapabilmek. Çok bariz sorunlara hâkim olabilecek kadar içeriye bakabilmek. İsimlerin içini görebilmek. Alexia Putellas’ın arkasından gözyaşı döken minik Barcelona taraftarının hissettiklerini anlayabilmek. Bu alanda emek verenlerin alın terine değer verip bilgisine saygı duyabilmek.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş