Cumartesi Anneleri 618. haftasında Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 618. haftasında Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sordu.

Cumartesi Anneleri 618. haftasında Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sordu

Eylemde, üzerine kırmızı karanfiller bırakılan “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılarak kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı.

Oturma eylemine çok sayıda kişi katıldı. Bu haftaki eylemde, 1995 yılında Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı Zediya Mezrası’ndaki evinden alınarak kaybedilen Mehmet Şirin Maltu’nun akıbeti soruldu.

Açıklamada ilk söz alan Mehmet Şirin Maltu’nun annesi Sabriye Maltu, “Oğlumun akıbetini öğrenmek istiyorum” derken Abla Perihan Maltu da, “Gelip evden götürdüler. Köyün bütün sakinleri bu olaya şahit. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Bir mezar taşı olsun istiyoruz. 23 yıldır mücadele ettik. Bundan sonra da mücadele edeceğiz. Karda, yağmurda, kışta mücadele edeceğiz. Kemiklerimizi istiyoruz” dedi.

“Kayıpların akıbetini sormaya devam edeceğiz”

Kayıplardan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, kimi zaman babaların, eşlerin kimi zaman da evlatların akıbetinin sorulduğunu söyledi.

İkbal, yakınlarının akıbetini soran babaların, annelerin, eşlerin geçen zaman içinde adalet bulamadan yaşamlarını yitirdiklerini anlattı.

Eren, “Baba Eren de oğlunun akıbeti hakkında hiçbir şekilde bilgi sahibi olmadan aramızdan göçüp gidenlerdendi. 30 yıl Hayrettin Eren’i aradı. Yetkililerden, yönetenlerden hesap sordu. Evladını kaybedenlerden hesap sordu. Ancak hiçbir yanıt alamadan gözleri açık aramızdan ayrıldı. Biz Hayrettin Eren’in, Cemil Kırbayır’ın, Hasan Ocak’ın akıbetini sormaya devam edeceğiz. Biz 600 haftadır ‘yapanın yanına kalmasın’ diye oturuyoruz. Yapanları burada ifşa ediyoruz” diye konuştu.

Bu haftaki basın metnini okuyan İHD İstanbul Şube Üyesi Özlem Dalkıran, “Kaybedilenlerin akıbetine, bu  suçun faillerine, suç ortaklarına ve azmettirenlere karşı resmi bir suskunluğu esas alan yönetimler bizi adalete, demokrasiye ve barışa götüremez. Kayıp yakınlarını ve toplumu hakikati bilme hakkından mahrum bırakan yönetimler bizi adil ve barışçıl bir geleceğe taşıyamazlar” diyerek 618 haftadır seslenişlerinin duyulmasını istedi.

“Bizi adalete, demokrasiye, barışa ve istikrara götürecek olan yol, kolektif bir hafıza oluşturmanın ve yeni insanlığa karşı suçların önlenmesinin temeli olan hakikati bilmek üzerine kurulu bir gelecek inşasıdır” diyen Dalkıran, faili meçhul cinayetlerin akıbetinin ortaya çıkarılmasının anayasal güvence altına alınması gerektiğini ve yıllardır bunun için mücadele ettiklerini söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş