Maltepe Adalet Mitingi: “Bu yaşlı adam bu yaşta bu yolu göze aldıysa, bizler de göze almalıyız!”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Güneş vardı Meydan’da.

Zülfü Livaneli’yle birlikte “Güneş Topla Bizim İçin” diye gökyüzüne seslendiğimiz 9 Temmuz günü, “Hey Adalet” nidalarıyla devam etti. Türkiye gibi bir ülkede, yaşanan ve yaşamakta olduğumuz onca arbededen sonra adalet olmadan özgür olamayacağımızı da biliyorduk.
Meydan’a girerken arkadaşlarımızla buluşamamanın burukluğu vardı. Bu kadar kalabalığa sığamayacak bir telefon patlaması yaşamıştık ve “ben oradayım, sen buradasın” demekten öteye gidemeyen mesajlaşmalarımız bir süre sonra hüsranla sonuçlanmıştı. “Yahu” dedik “bu işleri bilmiyoruz…” Derken yaşça bizlerden büyük bir ablamız lafa karıştı, “Öğreniriz, hep birlikte öğreneceğiz, merak etmeyin. Önemli olan başlamaktır” dedi.
Başlamak… CHP’nin gerçek bir muhalefet diye adlandıracağımız bu adımı, Meydan’daki insanlara sadece bir “başlangıç”ın eşiğinde olduğumuzu değil, aynı zamanda uzun bir yolun kararlılığını da aşılıyordu. Hiç de gelip geçici bir buluşma değildi bu. Türkiye’de yıllardır süregiden haksız, hukuksuz, adaletsiz zamanlardan sonra, bir arayışın kesişme ve buluşma noktasıydı. CHP, aşılmakta olan bu kavşağı nasıl değerlendirecek sorusu gelecek günlerimize damga vuran bir soru olacak. Ancak şunu teslim etmek durumundayım: Dün Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizlere sesleniş konuşması, yakın geleceğimizi çok net analiz ettiğini gösteriyordu. Onu bu kadar tok sesli ve dingin bir öfkenin içerisinde görmemiştim. Her zamanki medeni üslubuna, risk almaya hazır, gözü pek başka bir canlılık eklenmişti; kısacası Meydan’daki halkın tutkusunu, benzer bir tutkuyla harmanlayacak bir yol gösterici vardı karşımızda. Bu ülkenin üzerindeki gölgeleri ayrıştırmaya aday, bu gölgelerden ışık demetleri yaratabileceğimize dair içimizde taşıdığımız umudun adresi olabilecek bir eşiğin başında duruyordu Kemal Bey. Türkiye’nin yeni arayışlarına, bitmek bilmeyen eski yaralarına tuz basar gibi değil, bir şifacı gibi el edendi.
Dün bu elin sağaltıcı esintisiyle ferahladık bizler. Meydan’daki her gruptan, her görünümden, her tınıdan insan… Serinledik. Adalet umudunun olası ışığıyla yıkandık. Döndüğümüz kıblenin “yakın gelecek”te hepimizi buluşturacak bir payda olması için dualar ettik.
Kızgın güneşin altında dev Meydan’a dev bir kalabalık olarak akarken de böyleydi; o Meydan’dan çıkarken de. Kontrol kuyruğunda beklerken bir işçinin dediği gibi: “Bu yaşlı adam bu yaşta bu yolu göze aldıysa, bizler de göze almalıyız!”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus