Ünlü İngiliz finans uzmanı Adair Turner: “Bitcoin yerine piyango bileti almayı tercih ederim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bitcoin, uzun bir süredir ekonomi gündeminin ilk sıralarındaki yerini koruyor. En çok tartışılansa “Bitcoin’e yatırım yapmalı mı, yapmamalı mı?” sorusu. Ünlü İngiliz işadamı, finans uzmanı ve akademisyen Adair Turner da bu soruya cevap veriyor. Turner’ın Project Syndicate’te yayımlanan “Should You Buy Bitcoin?” (“Bitcoin almalı mısınız?”) başlıklı yazısını Oğul Tuna çevirdi.

Adair Turner
Adair Turner

Bitcoin almalı mısınız?

Aralık ayında, Bitcoin fiyatı 20 bin dolara yaklaştığında, bir arkadaşım bu alanda yatırım yapma konusunda bana danıştı. En ufak bir fikrimin bile olmadığını söyledim. Bugün, fiyatının bunun yarısından aşağı düşmesiyle birlikte, cevabım hâlâ aynı kalıyor.

Gelecek yıl boyunca, Bitcoin fiyatı ikiye katlanabilir, on misli yükselebilir ya da %95 veya daha fazla oranda düşebilir ve hiçbir ekonomik analiz, bunun açıklığın neresinde duracağını öngöremez. Değeri, yatırımcılar kitlesinin kolektif psikolojisi tarafından keyfî olarak belirlenir; gidişatı, genellikle, yatırımcılar nereye gidecekse o yönedir. Diğer kripto paralar gibi, Bitcoin de hiçbir kullanışlı ekonomik gaye sunmaz, buna rağmen makroekonomik kavramlarla ifade etmek gerekirse, bu tür para birimlerinin muhtemelen hafif zararları da olacaktır.

Modern ekonomide, paranın iyi tanımlanmış bir gerçek değeri vardır. Çünkü hükûmetler parayı vergi ödeme aracı olarak kabul eder ve onunla belirlenen parasal miktarlarda borç öderler. Çünkü merkez bankaları, devlet veya özel bankacılık sistemi aracılığıyla, tüm bu toplam para imalatının görece düşük ve stabil enflasyonla uygun adım büyümesini teminat altına alır . Kısmen de para keyfî bir toplumsal yapıdır; fakat değeri ve hayatî ekonomik işlevlerini sunma yeteneğinin kökleri, otoritede ve parayı dağıtıma sokan devletin kurumlarında yatar.

Cisimsiz Bitcoin prensipte sonsuz miktarda yaratılabilir

Bununla birlikte, her çağda bireylerin oluşturduğu gruplar, kimi emtiaların – bunlar belirli bir çeşit denizkabuğu veya altın veya lâle olabilir –  paradan daha iyi bir değer saklama aracı olacağına ve bunun parasal değerinin yükselmesinin kesin olduğuna inanmayı seçebilirler. Burdaki mesele ise basitçe, bu seçili emtianın arzının hızlı ve sınırsız şekilde arttırılamamasıdır. Durumun böyle olduğu kabul edilirse, fiyat, spekülatörler nasıl öngörürse öyle olabilir. 1636’nın başlarında, “switser”ların (özel bir sınıf lâle soğanı)[1] bir pound’u Hollanda pazarlarında 60 gulden[2]’e değiş tokuş ediliyordu; 1673 Şubat’ının ortalarındaysa fiyatı 1500 gulden’di. Müteakip çöküşle beraber, bazı soğanların fiyatları yüzde 99 oranında düştü.

Arzı kısa vadede sabitlenmiş altının ya da orta vadede doğa tarafından üretimi sınırlandırılmış lâlelerin aksine, cisimsiz Bitcoin prensipte sonsuz miktarda yaratılabilir. Aslında, bu para biriminin arzı çok sayıda hesaplama gücü tarafından desteklenen zeki yazılım algoritmalarınca sınırlandırılmış –ki bunlar da Bitcoin’in yaratıcılarına öncelerin olanaksız üçlüsünü, bir arada, meydana getirmesine imkan sağlamış: “madenciliğin” (mining) merkezden dağıtımı/adem-i merkeziyeti, toplu olarak sınırlandırılmış yığın arzı ve anonimlik.

Teoride, sonuncu özelliği Bitcoin’e ya da diğer kripto paralara sadece keyfî değer saklama aracı değil, aynı zamanda yüksek değerli ticarî işlemler için anonim bir değişim aracı olmasına izin verebilecektir. Bu da üstünde sahibinin kimliğini gösteren bir işaretten uzak, high-denomination[3] (HD) dolar banknotlarıyla dolu bir bavula benziyor; ancak şimdi dijital ortamda bulunuyor. Fakat Kenneth Rogoff’un öne sürdüğü gibi[4], anonim HD kağıt paralar meşru ticarette işe yarar bir rol oynamıyor. Gelgelelim bunlar uyuşturucu baronlarının, vergi kaçakçılarının, teröristlerin ve diğer suçluların favori değişim araçları. Dolayısıyla, Rogoff’un göstermeye çalıştığı gibi, bu banknotların ortadan kaldırılması ne kadar doğru idiyse; aynı sorunu bu kez dijital ortamda yeniden yaratmak, dünyanın ihtiyaç duyduğu son şey olacaktır.

Bu sebeplerle Güney Kore, kripto paraların anonim alışverişini yasakladı ve dünyadaki diğer düzenleyici kurumlar, devletler de aynı şeyi yapıp yapmamayı gözden geçirmekte. Daha iyi bir sebep kripto paraların çevreye verdiği zarar. Bitcoin madenciliğinin ne kadar elektrik gerektirdiği hakkındaki fikirler çok çeşitli – bazıları bu işlemin yılda 30 terawatt/saat kadar yüksek (Fas’ın yıllık elektrik ihtiyacına eşit), diğerleriyse bunun altıda biri olduğunu öne sürüyor. Gerçek miktar ne olursa olsun, hiçbir toplumsal yarar getirmeyen bu işleme bağlı karbondioksit salınımını küresel ısınmaya eklemek gerek.

Spekülatif balonlar ve bunları izleyen ekonomik çöküşler

Aynı zamanda, kripto paralardaki spekülatif balonların makroekenomik istikrarsızlıklara yol açabileceği hakkındaki korkular da abartılmış görünüyor. Charles Kindelberger’in tarihî incelemesi “Manias, Panics, and Crashes[5] (Çılgınlıklar, Panikler ve Çöküşler)’ta gösterdiği gibi, spekülatif balonlar ve bunları izleyen ekonomik çöküşler, bazen çöküş sonrası depresyonlara yol açıyor. Ancak durum her zaman aynı olmuyor: 1920’lerin Wall Street büyümesi Büyük Buhran’la son bulmuş olsa bile, 1630’ların lâle balonu Hollanda’nın orta vadeli büyüme yolunda çok zayıf etkiler bırakmış gibi görünüyor.

Bu noktada önemli olan, ekonomik patlamanın ölçeği ve bunun borçla finanse edilip edilemeyeceği. Bireysel özsermaye varlıklarında veya belirli emtialardaki patlamalar ve batışların etkileri genellikle düşük makro seviyede kalıyor; dahası öz sermaye-piyasa sektörlerinin tamamındaki devasa sallantıların  – 1998-2002 NASDAQ patlaması ve çöküşü gibi – tüm ekonomik büyüme üzerinde yumuşak bir olumsuz etkisi olabiliyor. Buna karşın, emlaktaki patlamalar ve çöküşler, tarih boyunca, daha tehlikeli oldular; çünkü gayrimenkul zenginliğinin toplam değeri, öz sermaye değerini gölgede bırakır ve çünkü gerçek emlak patlamaları sıklıkla borçla finanse edilir.

Bu sebeple düzenleyici kurumlar, krediyle finanse edilen her türlü kripto para spekülasyonuna dikkat etmeli.    Ama  kripto paraların toplam değerinin, dünyadaki gayrimenkullerin değerine oranının çok ufak olduğu düşünüldüğünde, genel risk hafif kalacaktır. Bazı bireysel yatırımcılar kesinlikle her şeylerini kaybedecek; fakat ekonomik büyümeye etkisi yüksek ihtimalle hiçe yakın olacaktır.

Bununla birlikte, daha geniş toplumsal mücadele; insan becerisini, sıfır toplamlı kumar faaliyetlerindense refah arttırıcı inovasyonlara yönlendirmektedir. Kripto paralara dayanan dağıtık hesap defteri teknolojisi, ticarî işlemin masrafını azaltmak ve çeşitli finansal ile ticarî faaliyetlerin risklerini ortadan kaldırmak için kullanılabilecektir. Bu da denemeye değer bir şey olacaktır.

Bitcoin’e yatırım yapıp yapmamanız konusuna gelirsek, buna cevap veremem. Şahsen ben, piyango bileti almayı tercih ederdim.

[1] Lale çeşidi http://penelope.uchicago.edu/~grout/encyclopaedia_romana/aconite/tulipomania.html – çevirenin notu

[2] Ağırlık birimi – çevirenin notu

[3] Değeri 100 doların üstünde olan (500 ve 1000 dolarlık) kağıt paralara verilen isim. HD banknotlar. – çevirenin notu

[4] https://www.project-syndicate.org/commentary/dangers-of-paper-currency-by-kenneth-rogoff-2016-09?barrier=accessreg – yazarın notu

[5] https://www.palgrave.com/gp/book/9781137525758  – yazarın notu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus