Gerçek mutluluğu arayanlara öneri: Pozitif değil, “negatif düşünce”


Acı verici olmasına rağmen karamsarlık, gelecekteki “güzel, güneşli günlere” dair gerçeklikten kopuk hayaller kurmamıza yeğ tutulabilir mi? Londra City Üniversitesi örgütsel davranış profesörü André Spicer’ın The Guardian gazetesinde yayımlanan 14 Ocak 2019 tarihli yazısını kısaca paylaşıyoruz:


Son yıllarda bıkıp usanmadan iyimser olmanın kısıtlarını iyice fark etmeye başlar olduk. Bizleri karamsarlığın gücünden faydalanmaya sevk eden ve gün geçtikçe büyüyen yeni bir hareket ortaya çıkıyor. “Karamsarlık”, felsefede beklenmedik bir diriliş yaşıyor. Eugene Thacker bizlere, “her şeyin bir gün yıkım ile sonuçlanacağını” hatırlatıyor. Bu anlayışı kabullenmek tuhaf gelse de hepimiz için bir teselli sunabilir ve hayatımızı yaşamamız için bizleri özgür kılabilir.
Kişisel gelişim camiası artık Seneca gibi stoacı düşünürlere dönerek, negatif düşünceyi kucaklamaya başlıyor. Gözlerini kapatıp mükemmel bir gelecek hayal etmek yerine, arkalarına yaslanıp en kötü senaryoları tasavvur ediyorlar. Bu postmodern stoacılar kendilerini lüks ve minimalist bir Malibu evinde hayal etmek yerine, Los Angeles’taki bir otobüs durağının kenarında, mukavvaların üzerinde uyuduklarını hayal ediyorlar.

Bu düşünce egzersizleri sapkın birer psikolojik mazoşizm örneği değil; zira pozitif düşüncenin insanların harekete geçmesini engellediğine dair çoğalan bulgular var. Psikolog Gabriele Oettingen yaptığı bir deneyde “bir bardak buzlu su” hayal etmeleri istenen ve laboratuvar ortamında bulunan bir grup susamış insanın, gerçekten bir bardak suya ulaşmak için harcayabilecekleri enerjinin daha azını sarf ettikleri sonucuna ulaşmış. Oettingen farklı bir çalışmada da geleceğe dair net ve tanımlanmış hedefler koyan insanların daha iyi performans gösterdiğini, yalnızca pozitif hayaller besleyenlerin ise daha çok debelendiğini ortaya koymuş. 


Psikologlar ayrıca, karamsarlığın bizi motive edebileceğine de dair bulgulara ulaşmış. Örneğin, Julie Norem ve Nancy Cantor tarafından yürütülen bir çalışma, insanların karamsar tavır takınmalarındaki sebebin gelecekte karşılaşabilecekleri hayal kırıklıklarına karşı kendilerini korumak olduğunu; bu tavrın, diğer şekilde “üstesinden gelinemez” olarak algılanan işleri üstlenmeleri için insanları motive ettiğini ortaya çıkarmış. Bazı diğer güncel çalışmalar da karamsarlık ve iyimserliğin zıt kutuplar değil, beynimizdeki “farklı sistemler” olduğunu öne sürüyor. Yani, “karamsar” veya “iyimser” değilsiniz; aynı anda ikisi veya herhangi biri de olabilirsiniz.

Belki de yaşadığımız bu zamanlara ilham veren “karamsarlık”, uzak durmamız veya içinde debelenmemiz gereken bir kavram değildir. Karamsarlık belki de en kötü senaryoları gerçekçi bir şekilde dikkate almamız için bizi zorlayabilir ve geleceğin getireceği kaçınılmaz kaygılara karşı bizi hazırlayabilir. Yeterli bir doz karamsarlık, karşı karşıya kaldığımız problemleri çözmek için attığımız adımlarda bizleri motive edebilir; bizi teselli edebilir, hatta özgürleştirebilir. Karamsarlık biraz da iyimserlikle harmanlandığında, yüzleştiğimiz zorluklar hakkında daha aklı başında ve gerçekçi düşünmemize yardımcı olabilir. Acı verici olmasına rağmen karamsarlık, gelecekteki “güzel, güneşli günlere” dair gerçeklikten kopuk hayaller beslememizden muhakkak yeğdir.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar