Fransa’nın dev telekomünikasyon şirketi 39 çalışanının intiharına sebebiyet vermekle suçlanıyor

France Telecom şirketi mobbing uygulamak suretiyle 39 çalışanını intihara sürüklemekle itham ediliyor.

5 Temmuz’da duruşması görülen davada, içlerinde France Telecom’un eski CEO’su Didier Lombard’ın da olduğu altı eski üst düzey yöneticiye üst sınırdan hapis cezası istendi. İntiharların başlamasından yaklaşık on yıl sonra açılan davada sanıklar, çalışanlarına psikolojik şiddet uygulamakla suçlanıyordu. France Telecom’un uyguladığı çalışan politikaları kaynaklı onlarca işçi intiharıyla ilgili davayı gören savcı Brigitte Pesquié, “Yasada öngörülen ceza çok az. Yine de verebileceğimiz en yüksek cezayı almalarını sağladık” dedi.

6 Mayıs’tan beri süren davada savcılık, France Telecom’a 75 bin euro ceza, eski CEO Didier Lombard’a ve iki üst düzey yöneticiye daha hapis cezasının yanı sıra 15 bin euro tutarında para cezası istedi.

Şirketin eski CEO’su Didier Lombard.

France Telecom, Paris Borsası’ndaki en büyük 40 şirketten oluşan CAC 40’ta psikolojik şiddetle yargılanan ilk şirket oldu. 

Her şey devlet desteğinin kesilmesiyle başladı

2004 yılında, France Telecom’a yapılan devlet desteği yüzde 50 düştü. Böylece özelleştirilmenin önü açılmış oldu. Devlet desteğini kaybeden şirkette, ekonomik çıkarlar ön plana çıkmaya başladı. Rekabet ve kâr yarışına giren France Telecom, çareyi şirketin iç işleyişini ve çalışan politikalarını değiştirmekte buldu.

2005’te CEO Didier Lombard, doğrudan insan kaynaklarını ve çalışanları ilgilendiren iki yeni planı hayata geçirme kararı aldı ve kısa sürede her iki plan da kademeli olarak tanıtılarak uygulamaya konuldu.

2006’da, Paris’te gerçekleştirilen toplantıda şirketin yeni stratejisi açıklandı. Lombard üç yıl içinde, 22 bin kişinin işten çıkarılma yapılmadan işten ayrılmaları gerektiğini, 14 bin işçinin iş tanımlarının değişeceğini ve 6 bin yeni yeteneğin işe alınacağını duyurdu. Lombard işten ayrılmaları gerektiğini açıkladığı 22 bin kişi için şu cümleyi kullandı: “O ya da bu şekilde bunu yapacağım. Ya kapıdan gidecekler ya pencereden.” 

Toplantının ardından sistematik olarak işçilere psikolojik şiddet uygulanmaya başlandı. Örneğin, çalışanlar pis ve küçük ofislerde çalışmaya zorlandı. Uygulanan taktik, işçilerin gözünü korkutarak çalışmaya zorlama, görevlerini değersizleştirme ve bu sayede işten çıkmalarını sağlamak üzerineydi.

Dava dosyasında yazdığına göre Lombard’ın hayata geçirilmesini istediği planlar, şirket politikasını “işçileri stresli bir ortamda çalışmaya zorlamak” üzerine tekrar düzenliyordu. Bu değişime birçok çalışan farklı şekillerde tepki gösterdi. Bazıları Lombard’ın istediği gibi, baskıya dayanamayarak intihar etti.

2005’te France Telecom, Paris’te stratejisini hayata geçirmek için kendi yönetim okulunu açtı. Binlerce üst düzey yönetici, bu yeni yönetim metodu öğrenmeleri ve alt kadroları bu sisteme adapte edebilmeleri için eğitime alındı. Le Monde’a konuşan Amerikalı psikiyatr Elisabet Kübler-Ross, France Telecom’un yönetim anlayışını şu şekilde yorumladı: “Burada ölüm sadece işçi kaybıdır.”

İntiharlar nasıl başladı?

Özelleştirmeden sonra değişen sistemin ardından birçok işçi işi bıraktı, kalanlar ise psikolojik şiddete maruz kalmaya devam etti. Sendika verilerine göre sadece 2008-2009 yılları arasında 35 işçi intihar etti. Geçtiğimiz günlerde görülen davada tanıklık yapan bir France Telecom teknikeri, şirket politikasını ‘terörle yönetim’ olarak tanımladı.

France Telecom’da yaşanan “terörle yönetim” taktiği, ilk kez 2009 yılında basına yansıdığında Lombard, yaşanan intiharların “moda” olduğunu söylemiş ama gelen tepkiler üzerine sözlerini geri almıştı.

Uygulanan yıldırma politikasının mağdurlarından olan Stephanie, kendini işyerinde camdan atarak intihar etti. İntiharından önce babasına attığı mailde şunları yazıyordu: “Şefimin bir suçu yok ama ben intihar eden yirmi üçüncü çalışan olacağım. Bu yeni yönetimi kabul etmiyorum (…) Ölmeyi tercih ederim.”

Bu olay, Lombard’ın açıklamasından sadece dört gün önce yaşanmıştı.

6 Mayıs’ta görülen ilk dava sırasında yapılan gösteri.

İntiharların önüne geçilebilir miydi?

2007’nin Temmuz ayında, sendikalar Le Monde aracılığıyla, France Telecom’daki yeni yönetimin işçilerin sağlıklarını tehlikeye soktuğuyla ilgili ortak bir uyarı yayınladı. İşçi intiharları devam edince uyarılarını yenilediler. Yaşananlardan sonra işyeri doktorları da çalışan politikasının olası psikolojik zararlarıyla ilgili bir uyarı daha yayınladı. Onlara göre, şirket çalışanlarının arasında antidepresan ve türevlerini kullanan kişilerin sayısı oldukça fazlaydı ve bu tehlike arz ediyordu. Yapılan tüm uyarılar France Telecom tarafından görmezden gelindi.

2009 ve sonrasındaki süreçte neler oldu?

2009 yılında France Telecom, 2013 yılında da CEO ve yöneticiler hakkında psikolojik şiddet soruşturması başlatıldı.

Sendikalar 60 intihar ve 40 intihar girişimi olduğunu açıkladılar ama yasal süreç 2008-2011 yılları arasındaki 39 intihara odaklanmış durumda. İntiharların doğrudan iş ortamında yaşanan stresten kaynaklı olup olmadığının tespit edilmesi zor olduğu için soruşturma şimdilik 39 çalışanın intiharıyla sınırlı tutuldu.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar