Geri gönderilmelerin öncesinde Suriyeliler ne yaşıyor?

İçişleri Bakanlığı’nın geçen ay aldığı “sığınmacıların kayıtlı oldukları illere gönderilmesi” kararı doğrultusunda, sığınmacılara verilen süre 20 Ağustos’ta bitiyor. Ağustos ayı verilerine göre Türkiye’de resmi olarak 3 milyon 643 bin Suriyeli yaşıyor. Sığınmacıların en yoğun yaşadığı il ise 547 bin civarında nüfusla İstanbul. Özellikle İstanbul’da kayıtlı olmayan sığınmacıların, 20 Ağustos’ta kayıtlı oldukları illere dönmeleri bekleniyordu. Peki İstanbul’daki Suriyeli sığınmacılar, geri gönderilme kararını nasıl karşıladı? Suriyeliler’in yoğun yaşadığı İkitelli-Mehmet Akif Mahallesi’ne giderek bu kararı Suriyeliler’le konuştuk.

Mehmet Akif Mahallesi, Suriyeli nüfusu nedeniyle “Küçük Halep” olarak adlandırılıyor. Kısa bir süre öncesine kadar çevredeki dükkanların çoğunu Suriyeli esnafın işlettiği biliniyor. Daha önceki ziyaretlerimize nazaran mahalledeki sığınmacı yoğunluğunda dikkate değer bir azalma sözkonusu. Bunun nedenlerini konuşmak, geri gönderilmeler üzerine fikirlerini almak üzere Suriyeli Arif Abdullah’la buluşuyoruz. 

Arif, Suriye Türkmenleri’nden. Türkiye’ye yedi yıl önce giriş yapmış. Ailesinin büyük kısmı da Türkiye’de. 

Geri göndermeleri zulüm olarak gördüğünü söyleyen Arif Abdullah, göçmen bürolarında kayıt edilirken sığınmacılara kayıt olunan illerin bir öneminin olmadığının söylendiğini anlatıyor. Arif Abdullah İstanbul’a, kardeşi ise Kilis’e kaydedilmiş. Ailelerinin parçalanıp düzenlerinin bozulacağını anlatan Arif, 20 Ağustos’ta geri gönderilecek çocukların da olduğunu ve bu durumun en çok onları etkilediğini söylüyor. Arif’e göre sığınmacıların büyük kısmına hâlâ mülteci statüsünün tanınmamış olması, düzensizliği daha da artırıyor. 

Evler ve dükkanlar boşalmış

Arif Abdullah’la beraber mahallede bakkal dükkanı olan Gülen’in yanına giderken geri gönderilmelerin mahalledeki etkisini gözlüyoruz. Çok sayıda sığınmacı evini ve dükkanını boşaltmış. Etraftaki dükkanlarda kiralık ilanları var.

“Çocukların okulu, babanın işi ne olacak?”

Gülen, Suriye Savaşı öncesinde de Türkiye’ye sık sık ticaret amacıyla gelmiş. Aslen Şanlıurfalı olduğunu söylerken “İstenmeyen olmayı kim ister?” diyor. Bakkal dükkanının vergi levhasından işletme ruhsatına kadar her şeyinin tam olduğunu fakat sürekli belediye ekipleri tarafından rahatsız edildiğini söylüyor. Türk müşterilerin dükkanın bir Suriyeli’ye ait olduğunu görünce geri çıktığını anlatan Gülen, “Benden zaten kendi vatandaşım alışveriş yapıyor uzun bir süredir. Şimdi onlar gidecek, benim işlerim ne olacak?” diyerek tedirginliğini dile getiriyor. Geri gönderilecek çift tanıdıklarından bahseden Gülen, bu uygulamanın psikolojik etkilerinin de büyük olacağını söylüyor, “Çocukların okulu, babanın işi ne olacak? Uygulama bizleri perişan edecek” diyor Gülen. 

Gülen’in yanından diğer bir sığınmacının yanına gidiyoruz. Bu kişi, güvenlik endişesiyle kimliğinin gizli kalmasını istiyor.

“Kötü bir şey varsa direkt biz sorumlu tutuluyoruz”

A.H., Türkiye’ye üç yıl önce Şanlıurfa’dan giriş yapmış. “İlk geldikleri zaman onları kucaklayan mahallelinin bir süredir sığınmacıları ikinci sınıf insan gibi gördüğünü” aktarıyor. Bu durumun, sığınmacılar hakkında sosyal medyada çok fazla yalan bilgi olmasından kaynaklandığını söylüyor. “Mahallede kötü bir şey olduğu zaman direkt biz sorumlu tutuluyoruz. Devlet bile bizi propaganda malzemesi olarak gördü. Gönderdiği zaman oy alacağını sanıyor” diyor. 

“Bir anda hayatlarımız alt üst oldu”

A.H.’nin aynı evde yaşadığı üç arkadaşı geri gönderilmelerle beraber yakalanıp kayıtlı olduğu ile gönderilmiş, kendisinin de 20 Ağustos’a kadar kayıtlı olduğu ile gitmesi gerekiyor. Bu durum hakkında A.H., “İstanbul’da akrabalarımız ve iş imkanı olduğu için geldik, kimse 3-4 ay önce birşey demezken bir anda hayatlarımız altüst oldu” diyor ve ekliyor: “Şimdi ben 20 Ağustos’ta gideceğim fakat gitmeyenler ne olacak? Buralarda kaçak kaçak kalmaya devam edecekler. İşleri, aileleri burada. Bunu yapmaya mecbur kalacaklar.”

Geri gönderme kararı yüzünden A.H.’nin işten çıkarılan arkadaşları da olmuş. Sığınmacıların halihazırda geçim sıkıntısını çektiğini, bu yüzden büyük bir kısmının İstanbul’da kaçak yaşamaya devam edeceğini söyleyen A.H., bu kararla beraber düzen kurulmaya çalışıldığını ancak tam tersinin olacağını düşünüyor. 

Mahallede sığınmacılar tarafında hüzün ve gerginlik hâkim. Pek çoğu kayıtlı oldukları illerde ne yapacaklarını bilmiyor. Yerlilerin çoğu ise mahalledeki tüm kötü şeylerden sorumlu tuttukları sığınmacılar gidince rahatlayacağını söylüyor. Olan bitenden bihaber çocuklar ise mahalledeki kötü havayı bir nebze olsun dağıtmaya çalışıyor. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar