Demirtaş davasında ikinci gün: “Savcının 2015’te Diyarbakır’da yaptığım konuşmayı nasıl değerlendirdiği çok da umurumda değil, keşke orada konuştuklarımı hayata geçirebilmiş olsaydık”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın terör suçlarından tutuksuz yargılandığı ana dava Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Üç gün sürmesi öngörülen ve Sincan Cezaevi Kampüsü’nde devam eden davanın ikinci gününde de Demirtaş ilk gün olduğu gibi duruşmaya Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

İsveç’ten gelen Sınır Tanımayan Avukatlar üyeleri Per Stadig ve Stende Geer Demirtaş’ın tutuksuz yargılandığı davanın ikinci gününde duruşmaya katılmak istedi. Davanın görüldüğü Sincan Cezaevi Kampüsü’nden içeri alınmayan avukatlar uzun süre bekledikten sonra kampüs önünden ayrıldı. Avukatların ayrılmasından 4,5 saat sonra karar veren mahkeme heyeti ise duruşmaya katılabileceklerine hükmetti.

Dün mahkeme heyetinden fezlekelere ilişkin savunmasını davanın ikinci gününde yapmayı talep eden Demirtaş, bugün çözüm sürecinde yaptığı “Masa, müzakere, diyalog, barış” içerikli konuşması hakkında hazırlanan fezlekeye cevap verdi. “Bu konuşma örgüt propagandasını bırakın örgüt yöneticiliği olabiliyorsa o savcıdan şüphelenmek lazım” diyen Demirtaş, “Kime hizmet ediyor, tam olarak derdi nedir, onu tartışmak lazım” diye konuştu.

Demirtaş, 13 Eylül 2015 tarihinde Lice’de yaptığı konuşmanın konu alındığı 3 no’lu fezlekeye dair savunma yaptı. Fezlekenin çok uzun olduğunu ve tamamını okumayacağını belirten Demirtaş, “Çok sayıda standart bilgi dediğimiz, şablon bilgi dediğimiz KCK yapılanması nedir, ne değildir diye sayfalarca şablon bir giriş yaptıktan sonra Ertuğrul Kürkçü, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder ve benim çeşitli zamanlarda yaptığımız konuşmaları esas alan bir fezleke. Fezlekenin esası demokratik toplumsal metinde yapılmış bazı konuşmalar. Hakeza basın toplantısında ifade ettiğimiz görüşler, televizyon programında ifade ettiğimiz görüşler ve yanılmıyorsam iki ayrı mitingde yaptığımız konuşmalardan oluşan bir fezleke. Yani dört veya beş konuşmamdan müteşekkil bir fezleke” dedi.

“Sözlerim ya çarpıtılmış ya da cımbızlama yapılmış”

Savunması sırasında savcılık iddianamelerini eleştiren Demirtaş, “Sadece bu iddianamede değil, cumhurbaşkanına hakaret dosyasında ya da başka mahkemelerde açılmış başbakana hakaret, genel TCK 301’le ilgili dosyaların tamamında konuşmaların tamamı ya çarpıtılmış ya da cımbızlama yapılmış” diye konuştu. 

Ardından fezlekede yer alan konuşmasının tamamını aktaran Demirtaş, bu konuşmanın 7 Haziran-1 Kasım 2015 seçimleri arasında yapıldığını belirtti ve o dönem bazı yerlerde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarına, kazılan hendeklere dikkat çekerek dönemin koşullarına ilişkin, “Yoğun bir çatışma ve operasyon başlamamış, biz de durdurmaya çalışıyoruz” dedi.

Mahkeme başkanı aktardığı konuşmanın kendisine ait olup olmadığını sorunca, “Bu konuşma bana aittir, içeriğine de katılıyorum” diye yanıt veren Demirtaş, konuşması hakkında şunları söyledi: “Çatışmaları durdurma amacıyla yaptığımız hem seçim kampanyası hem de gerilimleri durdurmaya yönelik gezilerimizden bir tanesiydi. Birçok ilçeye ve ile gittik. Şimdi savcı fezlekede bu konuşma metnini almadan işte hendek-barikatları direniş olarak sahiplenme ve bunun hazırlığını yapma mitingi olarak yorumlamış.”

Demirtaş ikinci olarak, “örgüt yöneticiliği” yaptığının delili olarak dava dosyasına sunulan, 24 Ekim 2015 tarihinde Diyarbakır’da yaptığı konuşmayı okudu.

“Savcının bu konuşmayı nasıl değerlendirdiği çok da umurumda değil, keşke orada konuştuklarımı hayata geçirebilmiş olsaydık”

24 Ekim 2015 tarihli konuşma metninin tamamını okuyan ve ardından savunmasına devam eden Demirtaş, konuşmanın kendisine ait olduğunun altını çizdi, “Tekrarlıyorum, katılıyorum” dedi ve ekledi: “Bugünden dönüp baktığımda bu konuşmaya keşke başarabilmiş olsaydık. Keşke orada konuştuklarımı hayata geçirebilecek siyasi gücümüz olsaydı. Üzüntüm sadece buna dair olur, yoksa savcının bu konuşmayı nasıl değerlendirdiği çok da umurumda değil. Bu konuşma ‘örgüt propagandasını’ bırakın ‘örgüt yöneticiliği’ olabiliyorsa o savcıdan şüphelenmek lazım. Kime hizmet ediyor, tam olarak derdi nedir, onu tartışmak lazım.”

Duruşmanın öğleden sonra devam edecek oturumunda Demirtaş, yaptığı konuşmaları içeren üçüncü fezlekeye dair savunmasını sürdürecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus