Erkek şiddetine uğrayan kadınlar anlatıyor (2) – Zeliha Erdemir: “İlk şiddete maruz kaldığımda dört aylık hamileydim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Zeliha Erdemir, “Ölmeden önce sesimi duyun” diyen yüzlerce kadından sadece bir tanesi. Evli olduğu erkek tarafından hamileyken hatta boşandıktan sonra bile psikolojik ve fiziksel şiddet gördü. Şu an 32 yaşında olan Zeliha, Didim’de yaşıyor ve bir çocuk annesi. Zeliha Erdemir yaşadıklarını Medyascope’tan Sahra Atila’ya anlattı.

“Her şey baştan belliymiş ama ben görmek istememişim”

Zeliha Erdemir, evlendiği erkek ile 2009 yılında tanıştı. 2011 yılında evlenen ikilinin sorunları aslında evliliklerinin öncesine dayanıyor. Zeliha’nın ailesi onunla evlenmesini istemiyor, engel olmaya çalışıyordu. Zeliha, evlenmeden 20 gün önce nişanı atmıştı.

“Her şey baştan belliymiş ama ben görmek istememişim. Ben ilk evlenmek istediğimde annemler karşı çıkmıştı, ailesine karşı sıcak değillerdi. Sonra bir anda her şey hızlıca gelişti. İsteme oldu, nişan oldu. Birden, Temmuz 2011 tarihinde evlendik. Annesiyle anlaşamadığımız için evlenmeden 20 gün önce nişan attım. O, işyerimin önüne geldi ve bir şekilde barıştık. Ertesi gün düğün yerini ve evi tuttu. Ailesiyle arası kötüydü, düğün süresince boş evde kaldı.”

“İlk şiddete maruz kaldığımda dört aylık hamileydim”

Zeliha ile evlendiği erkek, ortak arkadaşları sayesinde tanışmıştı. Zeliha evlendikten bir ay sonra hamile olduğunu öğrenmişti. Evliliğinin yolunda gittiğini düşünen Zeliha, ilk şiddet gördüğünde dört aylık hamileydi:

“İlk şiddete maruz kaldığımda dört aylık hamileydim. Ailesiyle arası maddiyattan dolayı bozuktu. Şiddet gördüğüm zaman annesiyle barışmıştı. Oğluna geçmişte ailemle ilgili olan -aslında olmayan- bazı şeyleri söyleyip onu doldurmuştu. Annemin kendileri hakkında konuştuğunu söylemişti. Ben de ‘Benim annem konuşmaz’ dedim. Bana ilk o zaman tokat attı. Hayatımda ilk defa böyle bir şey başıma gelmişti, çok kötü hissediyordum. Çocuğu aldırıp, ayrılmayı düşündüm. Annem de o zaman bana destek olmuştu. Çocuğumu çok geç öğrendim, ona kıymak istemedim, hayatımdan çıkaramadım.”

“Beni yataktan asansör boşluğuna kadar sürükledi”

Zeliha, evli olduğu erkeğin bir şekilde düzeleceğine, kendisinin bu duruma katlanabileceğini düşünüyordu. Hamileyken zaman zaman şiddetle karşılaşan kadın ilk tokata maruz kaldıktan üç ay sonra unutamadığı bir şiddet gösterisiyle daha karşılaştı:

“Ben o zaman yedi aylık hamileydim, sabaha karşı eve sarhoş şekilde geldi. Uyurken beni yataktan düşürdü. Beni sürükleyerek asansör boşluğunun oraya götürdü. Apartmandakiler kapıyı açmaya başlayınca bu birden kendine geldi ve beni içeri soktu. Ben koridorda sabahladım, sancım tuttu kalkamadım. O gitti içeride sızdı zaten. Sabah arkadaşımı aradım hastaneye gittik, çocuğun iyi olduğunu öğrendim. Akşam işten eve geldiğimde ailesi evdeydi, eşim sanki hiç bir şey yapmamış gibi yatıyordu.”

“Ben şiddet gördüm, sen de gör”

Oğlunun kendisine yönelik şiddet uyguladığını kayınvalidesine söyleyen, ondan yardım isteyen Zeliha’nın aldığı tepki ise ilginçti: “Ben eşimden şiddet gördüm, sen de gör.”

“Eşimin ailesinin şiddet gördüğümden haberi vardı. Kayınvalidem beni korumak adına hiçbir şey yapmadı. Aksine ‘Ben de yıllarca şiddet gördüm, sen de gör, ben sustum, sen de sus. Ben katlandım, sen de katlan. Ne yapayım babası da böyle’ diyordu.”

Zeliha, evli olduğu erkeğin hayatı boyunca takıntı yaptığı insanlar olduğunu söylüyor, en başta bu durumu anlaması gerektiğini belirterek kendini suçluyor:

“Lisedeki bir hocasına takıntılıydı. Benim orada anlamam lazımdı. Nişanlandığımız dönemde lisedeki hocasını çarşıda görmüş ve dövmüş. Neden yaptığını sorduğumda, ‘Hırsım vardı’ dedi. Aradan 10 sene geçmiş, neyin hırsı bu? Orada hissetmem gerekiyormuş ama bazen gözümüz kör oluyor, göremiyoruz.”

“Ne gerek vardı bebeğe”

Zeliha’nın ailesi karşı tarafın kendilerine zarar vermesinden, büyü yapmasından korktuğu için kızlarıyla evlerinde görüşmüyor, iş çıkışlarında görüşüyordu. Ailesi Zeliha’ya “Ayrıl, biz senin arkandayız” diyordu ama genç kadın umutla eşinin düzeleceğini düşünüyordu. Eşinin ailesine sürekli adım attığını, kendisiyle ilgisi olmamasına rağmen arayı düzeltmeye çalıştığını söyleyen Zeliha, bebek haberini söylediğinde ise ailenin sevinmediğini belirtti.

“Annemleri nasıl arıyorsam onları da arıyor, hal hatır soruyordum. Bebek haberini vermek için aradığımda kayınvalidem, ‘Ne gerek vardı şimdi bebeğe’ dedi. Ben hep bir adım attım ama onlardan olumlu bir dönüş hiç alamadım.”

“Çocuk doğsun öleceksin”

Zeliha doğum yapacağı gece sabaha kadar kavga ettiklerini, doğuma kayınvalidesi ile gitmek istemediğini çünkü kendisine bakmayacağından korktuğunu şöyle anlattı:

“Doğuma gitmeden önceki gece sabaha kadar kavga ettik. Ben annesiyle gitmek istemiyordum çünkü biliyordum o bana bakmayacaktı. Ben babamı arayıp yalvardım ‘Annem gelsin’ diye. Babam da annemi onlar hastanede diye göndermek istemiyordu. Annem dayanamadı geldi. Herkes birbiriyle küstü. Bana çocuk doğduktan sonra öleceğimi aşılamıştı, sürekli bana ‘Çocuk doğsun seni öldüreceğim’ diyordu. Ben de çocuk doğduktan sonra öleceğimi düşünüyorum. Doğumdan çıktıktan sonra ne kendisi ne de kayınvalidem bana iyi dileklerini sundu.”

“Çocuğumu alıp kapıyı üstüme kitledi”

Zeliha’nın ailesi çocuk doğduktan sonra da görmek için nadir eve geliyordu. Çocuğun kırkı çıkınca ailesine gitmek istediğini evli olduğu erkeğe söylediğinde başına geleceklerden habersizdi:

“Bebeğimi, kırkı için anneme götürmek istiyordum. Bunu kendisine söylediğimde ‘Gidemezsin, gitmek istiyorsan bebeği bırakır gidersin’ cevabını aldım. Annemi görmek istiyordum, çok özlemiştim. ‘Yeter artık bu yaptığın, gideceğim’ dedim. Birden çocuğumu kucağımdan aldı ve kapıyı üstüme kilitleyip evden gitti. Çıldırmak üzereydim. Nereye gitmişti, ne yapacaktı? Bilmiyordum. Üst katta ev sahibimiz oturuyordu, benim çığlıklarıma o geldi. Annemleri aramış ve onlara ‘Neden bu kıza bu kadar çektiriyorsunuz, alın gidin bu kızı’ demiş. O akşam ailem bize geldi. Babam bana ‘Çocuğu bir şekilde alırız, yeter ki sen bu evden çık’ dedi. Ben ise bebeğime kıyamıyordum. Daha emiyordu, kırkı yeni çıkmıştı. Ben yine ailemi bir şekilde ikna ettim ve o evde kaldım.”

“Kendimi banyoya kilitledim ve bileklerimi kestim”

Zeliha o evde kaldıkça her gün daha yoğun psikolojik ve fiziksel şiddetle karşılaşıyordu. Artık genç kadın tek çareyi kendini öldürmek olarak görüyor, korkudan şikayetçi olamıyordu.

“İlkokuldan arkadaşlarım gelmişti. Onlar hem beni hem de bebeği görmek istediler. O, arkadaşlarımın bize gelmesini istemedi. Kendi kız kardeşini de yanıma verdi ve hep birlikte arkadaşlarımla çarşıda görüştük. Biz buluştuğumuz sırada kendisi yine çok içmiş ve benim de telefonum çekmemiş ya da aramadı bilmiyorum. Çatmak için yer arıyordu. Buluşmadan sonra onu arayarak eve geçtiğimizi söyledim. O da bana ‘Ben seni kaç kere aradım, neden telefonun kapalı, ne haltlar karıştırıyorsun sen?’ dedi. Eve geldiğinde, telefonumu fırlattı. Ben de artık dayanamıyordum, biraz önce dediğim gibi ‘Bebek doğacak ve ben öleceğim’ psikolojisindeydim. Kendimi banyoya kilitledim ve elime geçen ilk jiletle bileğimi kestim. Tamamen ölmeye odaklıydım, tek kurtuluşum buydu. Çarem kalmamıştı. Sürekli bana ‘Gidersen aileni öldürürüm, babanı keserim, kız kardeşini kaçırırım’ gibi tehditler savuruyordu. Tek çıkışım kendimi öldürmekti. Kendisi o sırada banyonun kapısını kırdı, beni yine boğazımdan sürükleyerek apartmana çıkardı. O sırada komşular polis çağırmış, polis geldiğinde çocuğu alıp kaçmaya çalışmış. Daha sonra bayıldım ve gözümü açtığımda hastanedeydim. Beni bebeğimi görmemekle tehdit ediyordu, şikayetçi olamadım.”

“Cam masayı oğlumla üzerime attı, kayınvalidem ‘Ne yaptın da oğlumu delirttin’ dedi”

Zeliha’nın gördüğü şiddet zamanla çocuğunu da etkileyemeye başlamıştı. Evli olduğu erkek türlü bahanelerle şiddet uygularken, Zeliha ise çocuğunu o şiddetten korumaya çalışıyordu. Kayınvalide ise oğlunu sorgulamak yerine, gelinine “Ne yaptın da oğlumu delirttin” demeyi tercih etmişti.

“Oğlum kumandayı ağzına sokmuş, o da kumanda çalışmıyor diye sinirlendi. Ben o sırada mutfakta yemek yapıyordum. Mutfağımız, açık mutfaktı. Yemek bittikten sonra bebeğimi ayağımda sallarken birden cam yemek masasını üstümüze attı. Ben ne olduğunu anlayamadım, çocuğumun üstüne kapandım. Çocuğun gözünde korku vardı. Sonra yine komşuların haber vermesiyle aileler geldi. Kayınvalidem ilk eve girdiğinde ‘Ne yaptın yine oğlumu delirttin’ dedi. Ben bir şey yapmamıştım, sadece yemek yapıyordum. Ben o gece ‘Artık yeter!’ diyerek ailemin yanına gittim. Aynı gece saat 03.00’te ailemin evini bastı ve ağıza alınmayacak küfürler etti. Sonra yine bir şekilde bizi ikna etti ve ben eve döndüm. Babam gitmemem için çok ısrar etti ama ben o zaman çalışmıyordum ve babama yük olmak istemedim.”

“Anne gel, baba kızacak”

Eşi, Zeliha’nın ailesini “düşman” olarak görüyor, onlarla ilişki kurmasına izin vermiyordu. Ağabeyinin nikahına gizlece gitmek zorunda kalan kadını ise bir buçuk yaşındaki çocuğu korumaya çalışıyordu: “Anne içeri gir, babam kızacak.”

“Abimin düğünü vardı. O sürekli ‘Düşmanımın düğünü, iki saat kadar gidip gelebilirsin, çocuğunu evde bırakacaksın, kınaya da gidemezsin’ diyordu. Düğüne gitmeme izin vermediği için kavga ettik. Düğün günü işten izin alıp saklı gizli sabah olan nikaha gittim. Eve döndüğümde bunu duymuş. Çocuğum o zaman bir buçuk yaşındaydı. Kapıya geldi, ağzında da emzik vardı: ‘Anne içeri gel baba kızacak’ dedi. Her yer bira şişesiyle doluydu. Oğlum beni içeri sokmaya çalışıyordu. Kuzenlerim düğün için eve geldiği zaman, bu daha çok çıldırdı. Ben onları yolladım, üstümü değiştirdim, çocuğuma yemek hazırladım. Sonra yine kavga çıktı, çorba kasesini elimden aldı, fırlattı. Beni de kolumdan tutup, dışarı attı. Benim artık psikolojim bozuktu. Etrafta bana kardeşimin arkadaşları seslenmiş, onları duymamışım. Kendime geldiğimde deniz kenarında ağlıyordum. Kardeşim gelmiş o sırada yanıma. O günden sonra beni o eve göndermediler. Ben resmen düğün evine pijamayla gittim. O gün bütün akrabalarım benim ne çektiğimi anladı.”

“Artık o eve gitmiyorsun”

Zeliha’nın babası ve eniştesi tekrar o eve dönmesini istemiyor, “Yeter artık bu çektiklerin, bu kadar çekeceğin bir şey yok. Artık o eve gitmiyorsun” diyordu. Eşi, geceleri Zeliha uyurken ona bıçak çekiyor, oğlu uyumuyor diye kolundan fırlatıp yatağa atıyordu. Düğün günü tedirginliğini anlatan Zeliha, evli olduğu erkeğin sosyal medya sitesinden olay çıkaracağını paylaştığını ve evden ayrılışını şöyle anlattı:

“Ben de sanırım birinin bunu demesini bekliyormuşum. Bütün akrabalarım orada olunca, kimseye açıklama yapmak zorunda da kalmadım. 2014 yılında evden ayrıldım. Bana berbat bir hayat yaşatmıştı. Düğün günü bir olay çıkaracağını biliyordum. Zaten o gün Facebook’ta da bira şişelerinin fotoğrafını koyup, ‘Dakika sayıyorum’ diye paylaşmış. Ben sürekli etrafıma bakıyordum. Nitekim düğününde de tedirginliğe sebep oldu ve düğün olmadı.”

“Evime tüfekle geldi, polis ‘O tüfek değil sopadır’ dedi”

Zeliha, Ekim 2014’te evden ayrıldıktan bir ay sonra boşanma davası açtı. Bir türlü duruşma günü alamayan kadın, Mayıs 2015’te CİMER’e başvurdu. Bunun sonucunda haziran ayına duruşma günü aldı. Boşanma davası sırasında çocuğunun geçici olarak velayetini alan Zeliha, hafta sonu çocuğunu karşı tarafa verdiğinde yine tehdit ve şiddete maruz kaldı:

“Her hafta sonu sabahı ben çocuğun her şeyini hazırlıyor, kapıya çıkarıyordum. Evden almaya geldiğinde hep bir kavga çıkarıyor, beni dövmeye çalışıyordu. Bir keresinde annemi dövdü. Her hafta sonu çocuk alıp, verirken biz karakolluk oluyorduk. Bununla da ilgili birçok mahkeme açıldı ama çoğu para cezasına çevrildi. Bu süre içerisinde koruma da talep ettim. Şiddet uyguladığına elimde kanıtım yoktu. Ben de evin girişine kamera taktırdım. Eve tüfekle geldi, kamerada o kadar belli ki elinde tüfek olduğunu. Ama polis bana ‘Elindeki tüfek olmayabilir, sopa da olabilir’ diyordu. Ona caydırıcı bir ceza vermesi gerekirken polis her seferinde beni yönlendirecek şekilde konuşuyordu. Bir kere bana ‘Neden taşınmıyorsunuz?’ dediler.

“Çocuğum annemlere düşman gibiydi”

Boşanma aşamasında olduğu erkek, çocuğunu hafta sonu aldığı zaman onu Zeliha’nın ailesine karşı dolduruyor, psikolojisini bozuyordu. Zeliha, şu anda sekiz yaşında olan çocuğunun aileye karşı tepkisini şöyle anlattı:

“Çocuğum annemlere düşmandı, sadece bana geliyordu. Annem çocuğuma biberonda süt veriyordu, o ise ‘Sen verme, sen beni öldürürsün’ diyordu. Bir gün çarşıdayız kucağımdaydı ‘Dayına gitsene’ dedim ‘Dayıma gitmem, babamı dövdü beni de döver’ dedi. O, çocuğumu bu şekilde aileme karşı doldurdu. O sıra pedagoga gitmeye başladık. Çocuğum çok hırslıydı, sinirliydi. Beş yaşına kadar da psikolojik destek almaya devam ettik. Şimdi bir sıkıntısı yok.”

“Anne öldü”

Zeliha Erdemir, 2011 yılında evlendiği erkekten 28 Aralık 2015 tarihinde boşandı. Mahkemeyi Zeliha açtığı için karşı taraf “Sen beni boşayamazsın, ben seni boşarım” diyerek karşı dava açtı fakat gerekçesi ikna etmediği için dava düştü. Boşandığı erkek sadece aileyi değil avukatları da tehdit ediyordu. Zeliha davaya bakması için avukat arkadaşından yardım istemişti. Fakat davaya 15 gün kala avukat, tehditlere dayanamayarak davayı bırakmak zorunda kaldı. Zeliha’nın 2014 yılından bu yana 100’ü aşkın dosyası bulunuyor. Boşandıktan yedi gün sonra Zeliha, çocuğundan 58 gün boyunca ayrı bırakılacaktı.

“2015’in sonunda biz boşandık. 3 Ocak’ta sosyal medyada benim görünen bir fotoğrafım var, beni o hale getirdi. Arabadan inerken bana yumruk attı. Yere düşmüşüm, kafamı kaldırıma vurmuşum. Yerdeyken beni defalarca tekmelemiş. Sonra hastaneye kaldırıldım. Bunların hepsi çocuğumun gözü önünde yaşandı. Ambulans geldiğinde çocuğum ‘Anne öldü’ diyormuş. O sırada çocuğumu alıp kaçmış, 58 gün boyunca çocuğumu aradık. Çocuğum beni de görmeyince öldüğüme inanmış ve kaygı bozuklukları başlamış.”

Zeliha Erdemir boşandıktan bir hafta sonra eski eşinin saldırısına uğradı, çocuğu kaçırıldı. Erdemir çocuğuna iki ay boyunca ulaşamadı.

“Makyajın çok güzel olmuş, yenisini yapacağım”

Zeliha çocuğun eve geri döndüğünde alışkanlıklarının, korkularının değiştini anlattı. Çocuğu artık polis gördüğü zaman saklanıyor, gece parka inmek istiyor, annesine bir şey olacak diye boynundan inmiyordu. Çocuğun aranması boyunca yine karşı taraf tarafından tehdit edilen Zeliha, savcılığın tepkilerine de şaşırmıştı:

“Benim fotoğraflarım sosyal medyada çıkınca bana mesaj attı ve ‘Makyajın çok güzel olmuş, yenisini yapacağım’ dedi. Ben bunu avukatıma verdim, o da savcılığa bildirdi. Bize şöyle bir yanıt geldi, ‘Bu adam terörist mi, neden telefonundan yerini tespit edelim. Üç sene sonra çocuk okula başlayacak o zaman çocuk bulunur’. Ben inanamadım, çocuğumun bulunması için üç sene beklememi söylediler. Aslında nasıl bulunduğu da bir muamma. Biri ‘Yer tespitinden bulundu’ diyor, diğeri ‘Apartmandan biri bildirdi’ diyor. Bana da kendisi mesaj attı, ‘Çocuğu karakola bırakıyorum gel al’ diye. Yani çocuğun nasıl bulunduğunu bilmiyorum.”

“Madde kullandığını ispatladım”

Çocuğun ilk kaçırılma olayı bu değil. Zaman zaman belli aralıklarla babası çocuğunu kaçırıyor ve daha sonra geri getiriyordu. Zeliha bu durumundan korktuğu için babanın çocuğu görmesini engellemek istiyordu:

“Babasını aradım ve ona ‘Oğlunun ne haltlar karıştırdığını biliyorum bunları kanıtlayacağım ve artık çocuğumu görmeyeceksiniz’ dedim. Ben kendisinin madde kullandığından şüpheleniyordum. Kavga ettiğimizde karşımızda başka birini görüyordum. Babasına bunu söyledikten bir gün sonra çocuğumu geri getirdi. Boşanma davasında mahkemeye test istediğimize dair belge vermiştik. Onlar benden önce gidip benim hakkımda madde kullandığıma ve sattığıma dair ifadelerde bulunmuşlar. Beni aradılar ve ifadeye çağırdılar. Ben de kendilerinden şüphelendiğimi, onların bana karşı atak yapmaya çalıştığını anlattım.

Savcıya, ‘Onlardan da, benden de test alın’ dedim. Daha sonra test yapıldı benden bir şey çıkmadı, ondan madde kullandığına yönelik bir sonuç çıktı. O zaman velayeti de, görme kararını da kaybetti. 28 Aralık 2015’ten beri görme kararı yok. Ama ben bu kararı uygulamadım ‘Oğlum istediği sürece görebilir’ dedim ve telefonla görüştürdüm, arada ona yolladım. En son bu kasımda çocuğuma telefonda küfür etti, o da korktu. ‘Konuşmak istiyor musun?’ dedim ‘Anne onu engelle onu, korkuyorum’ dedi.”

“Basın aracılıyla sesimi duyurdum ve koruma aldım”

2015’ten bu yana aynı şeyleri aralıklarla yaşadığını belirten Zeliha, 8 Kasım 2019 tarihinde bir aylık uzaklaştırma kararını aldığını, bunu basın yoluyla üç aya çıkardığını belirtti.

“8 Kasım 2019 tarihinde uzaklaştırma kararı alındı. Bana tebliğ ettiler ama ona etmemişler. Ben uzaklaştırma kararını okula vermiştim. Çocuğun okula gittiği zaman okulun önüne gitmiş, güvenlik içeri almamış. Beni araçta gördü ben inmedim, geldi aracı yumruklamaya başladı. Küfür ediyor, ‘Seni öldüreceğim’ diyordu. Daha önce de sürekli ‘Bir dakikalık canın var, öldürürüm’ diye tehdit ediyordu. O gece kendisini ifadeye almışlar, ifadede aracı onun üstüne sürdüğümü söylemiş. Daha sonra bu olaylar yüzünden işyerinde sıkıntı yaşadım, onlar da bana çıkış verdi. Facebook’ta 2014’ten bu yana ne yaşadıysam her şeyi anlattım. Hakkımda haberler yapılınca bir aylık uzaklaştırma kararı bir anda üç aylık oldu. Uzatma dilekçesi veriyorduk ama ‘Gerek yok’ deniyordu. Basına yansıyınca birden üç aylık koruma, tedbir kararı alındı. Baronun dilekçesiyle elektronik kelepçe takıldı, bu da Aydın bölgesinde bir ilkmiş. ‘İlk gelen kelepçe bozuk’ dediler. Sonrasında yine haber olunca bir haftada gelmesi beklenirken ertesi gün yeni elektronik kelepçe geldi. Basın yoluyla uzaklaştırma kararım uzadı.”

Zeliha Erdemir, sesini duyurmayı ve mücadelesinde başarılı olmayı başardı. Şu anda 32 yaşında olan Zeliha, bir üniversitede son sınıf işletme öğrencisi ve çocuğuyla birlikte kendine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Yaşadığı hiçbir şeyi unutmayan çocuğu, annesinin haberini televizyonda gördüğünde “Bu babam da hiç akıllanmıyor” diyordu. Çocuk, annesini “Ben büyünce bunları sana unutturacağım” diye teselli ederken, Zeliha kadınlara “Beni seviyor, onun için kıskanıyor” düşüncelerinden kurtulmalarını, altında yatan mesajı iyi anlamaları gerektiğini belirtiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus